15 Eylül 2020

Salgının Hesaplanamayan Maliyeti: Öğrenme Kaybı

Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde baş gösteren koronavirüs salgını, kısa süre içinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘küresel salgın’ olarak nitelendirildi ve 12 Mart 2020’de ülkemizde de ilk vakanın görülmesiyle dünyada birçok ülkede olduğu gibi okulların kapatılması kararı alındı. Bu süreçte, gerek EBA TV ekranlarından gerekse eba.gov.tr portalından öğrencilerin uzaktan eğitim süreci desteklense de önceki dönemin birinci, yeni dönemin ikinci sınıf öğrencileri ile birinci sınıf öğrencilerinin büyük bir öğrenim eksikliği yaşayabileceği düşünülmektedir.




Genellikle üç aylık yaz tatili döneminden sonra oluşabilecek öğrenme kaybı olgusu, artık salgın sürecinde de öğrencilerin karşı karşıya olduğu bir tehlike olarak karşımıza çıkıyor. Öğrenme kaybını öğrencilerin okuldan uzak kaldığı dönemlerde öğrendiği bilgileri unutması olarak tanımladığımızda, öğrencilerin yeni başlayacak oldukları eğitim-öğretim yılında yaşayabilecekleri sorunları da tahmin edebilmekteyiz. Öğrenme ortamından uzaklaşan öğrencinin zihnindeki bilgiler yavaş yavaş silinmekte ve bunun sonucunda yeni eğitim-öğretim yılı sürecinde beyin önceden öğrendiklerini hatırlamakta güçlük çekerek yeni dönem müfredatına geriden başlamaya neden olabilmekte. Özellikle salgın döneminin yıpratıcı psikolojik etkileri ve birinci sınıf öğrencileri için yepyeni uyarıcıların olduğu bir ortamdan kısıtlanmış bir ortama geçildiği düşünüldüğünde; öğrencilerin zihinlerinde öğrenme kaybı yaşanması kaçınılmaz olarak görünüyor.


Okulların kapandığı Mart ayına kadar birinci sınıf öğrencilerinin okuma yazma becerilerini kazandığı bilinmektedir. Ancak, mart ayında okulların kapatılmasının ardından bu becerilerinin ne kadar pekiştirilebildiğine dair soru işaretleri bulunuyor. Öğrenmenin en temel kazanımının okuduğunu anlama ve düşüncelerini yazma becerisi olduğu düşünüldüğünde; öğrencinin bu alanlardaki başarısının tüm derslerdeki başarısındaki yüksek etkisini tahmin etmek zor olmayacak. Bu dönemde pekiştirme etkinliklerinin azlığından dolayı doğabilecek öğrenme kaybı sonucunda, öğrencinin eğitim hayatında ‘temelinin’ pek sağlıklı olmayacağı, eksik kalacağı tahmin edilmektedir. 




Milli Eğitim Bakanlığı, oluşabilecek bu gibi öğrenme kayıplarının önüne geçmek için okulların kapatılmasının ardından uzaktan eğitim sürecini başlatıp, EBA TV ve öğrencilerin öğretmenleri ile görüntülü olarak gerçekleştirebileceği canlı ders etkinliğini hayata geçirdi. Ancak ilkokula yeni başlamış öğrencilerin kısa bir süre içinde yaşça daha büyük olan ortaöğretim öğrencileri gibi uzaktan eğitim sürecine entegre olması beklenmemelidir. İlkokul sürecindeki öğrenciler için öğretmen rehberliği ile öğrenme sürecinin gerçekleştirilmesinin yanı sıra akran eğitimi ile öğrenmenin de ön planda olduğu göz önünde tutulduğunda; yeni döneminin birinci sınıflarının ve ikinci sınıflarının desteklenmesinin elzem olduğu görülür. Bu durumda öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde yaşayabileceği fırsat eşitsizliği yalnızca teknolojik kaynaklara erişim eşitsizliği değil, aynı zamanda öğrenilen bilgilerin pekiştirme ve yeni öğrenme sürecine eşlik edecek rehberin eksikliği de olabilir. Araştırmalar göstermektedir ki özellikle düşük ekonomik gelire sahip ve eğitim geçmişi yeterli olmayan ailelerin çocukları, öğrenme sürecinde kendilerine rehberlik sağlayabilecek kişilere ulaşamadıkları için okuldan uzak kaldıkları dönemlerde öğrenme kaybını güçlü bir şekilde yaşıyorlar. Oysaki öğrenmenin en temel kazanımlarının edinildiği bu dönemde, öğrenciye çevresinden gereken ilginin gösterilmesi sonucunda öğrencinin başarılı olacağı, bu başarı ile kendine güvenin artacağı ve okula olan bağlılığının pekiştirileceği biliniyor.


Dikey yönde ve kümülatif bir şekilde devam eden eğitim sürecimizde öğrenme kaybının yaşanmaması için Milli Eğitim Bakanlığı uzaktan eğitim sürecini başlatmakla beraber her gün yayınlanan ‘Eğitim Takvimi’ uygulaması ile öğrenciler için bu dönemin öğrenmenin bittiği veya durduğu bir ortam gibi olmadığını aksine bu sürecin devam ettiğini ve her gün yeni bir öğrenmenin gerçekleştirilmesi için yeni etkinliklerin yapılabileceğini ifade ediyor. Bunun yanı sıra özellikle ilkokul öğrencileri için ücretsiz yaz tatili kitabı dağıtılmasıyla öğrencilerin öğrenme sürecine devam etmesi amaçlandı.


Sonuç olarak, özellikle öğrenmenin temel basamağında olduğu düşünülen günümüz birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin öğrenme kaybı yaşamaması için hem bakanlığın hem de ailelerin bu süreci dikkatli bir şekilde planlamaları gerekiyor. Ailelerin uzaktan eğitim sürecini öğrenimin başlamadığı veya durduğu bir dönem olarak değerlendirmemeli, aksine öğrenmenin pekiştirilmesi gereken bir dönem olarak görmeli. Ulaşabilirliğin kolay olduğu çevresel materyallerin öğrenme sürecinde kullanılması konusunda öğretmenler tarafından ailelere rehberlik edilmeli ve öğrencilerin bu materyal ile öğrenme sürecinin desteklenmesi sağlanmalı. Öğrencilerin derse boğulması önlenmeli ve bunun yanı sıra bilgisayar ve sosyal medya kullanımının kontrolde tutulması, dersten ayrı yeni normal düzene uygun etkinlikler yapılması sağlanmalı. Okullarda yüz yüze eğitim sürecine geçme aşamasında birinci sınıf öğrencileri ile güçlü bir telafi programı gerçekleştirilmeli.


ARAŞTIRMA MERKEZLERİMİZ

KURULUŞLARIMIZ