Logo

Yayınlar

Milli Eğitim Akademisi ve Öğretmen Yetiştirme Sürecinin Dönüşümü


Türkiye’de öğretmen yetiştirme süreçleriyle ilgili eğitim politikalarının gündemindeki güncel tartışma konularından biri, Milli Eğitim Akademisi’nin (MEA) kurulmasıdır. Yeni yürürlülüğe giren MEA, eğitim dünyasında hem potansiyel getirileri hem de olası zorluklarıyla dikkat çekmektedir. Bu rapor, Türkiye’nin sürdürülebilir bir eğitim sistemi oluşturma hedefi doğrultusunda kurduğu MEA’ları avantaj ve dezavantajlarıyla değerlendirmektedir. Öğretmen yetiştirme, her ülkenin eğitim politikalarının temel taşlarından biridir ve kültürel, politik ve toplumsal dinamiklerle şekillenir. Bu raporda, MEA’nın kurulmasıyla ilgili en güncel literatür değerlendirilmiş, akademinin Türkiye eğitimine getirebileceği katkılar analiz edilmiştir. Ayrıca, farklı ülkelerdeki başarılı eğitim modellerine de değinilerek, MEA’nın oluşum sürecinde karşılaşılabilecek olası zorluklar tartışılmıştır. Bu değerlendirmelerden yola çıkarak, politika yapıcılara yönelik öneriler sunulmuş ve MEA’nın Türkiye’de öğretmen yetiştirme süreçlerinde sağlayabileceği yenilikler ile sürdürülebilirliğe katkıları üzerine düşünceler paylaşılmıştır. Bu çalışma, Türkiye’de öğretmen yetiştirme sistemini yeniden şekillendirebilecek önemli bir adım olan MEA’nın eğitim politikaları ve uygulamaları üzerindeki potansiyel etkilerini anlamaya yönelik detaylı bir analiz ve çözüm önerileri ortaya koymaktadır.

Akran İlişkileri ve Zorbalık: Anlamak, Önlemek, Değiştirmek


Akran zorbalığı, eğitim sistemimizin önemli bir sorunu olarak dikkat çekmektedir. Son zamanlarda, zorbalık haberlerinin sıkça gündeme gelmesi ve Millî Eğitim Bakanlığının (MEB) müfredatına akran zorbalığı ve siber zorbalık derslerini eklemesiyle bu konu daha da önem kazanmıştır. Bu politika notu, öncelikle zorbalığın tanımını ve öğrenciler arasındaki çeşitlerini açıklamakta, ardından ulusal ve uluslararası verileri inceleyerek Türkiye’deki eğitim sistemi için öneriler sunmaktadır. MEB, akran zorbalığına yönelik çeşitli önlemler alıyor olsa da bu önlemlerin verimliliği ve etkinliği henüz tam olarak bilinmemektedir ve yeni fikir ve çalışmalara ihtiyaç vardır. Zorbalıkla mücadelede uluslararası düzeyde etkili olan farklı uygulamaların incelenmesi, programların ortak özelliklerini belirlemek açısından son derece önemlidir. Bu programlar, bütüncül ve okul çapında yaklaşımları benimseyerek öğrencilerin sosyal ve duygusal yetkinliklerini artırmayı, olumlu bir okul iklimi oluşturmayı ve öğretmen, yönetici ve personelin işbirliğini sağlamayı hedeflemektedir. Başarılı programlar, kapsamlı müdahale bileşenleri ve eğitim modelleriyle zorbalığı önlemede ve azaltmada önemli sonuçlar elde etmiştir. Bu nedenle, bu tür programlardan ve verilerden hareketle zorbalık ile ilgili birtakım politika önerileri sunulmuştur.  Akran zorbalığı, eğitim sistemimizin önemli bir sorunu olarak dikkat çekmektedir. Son zamanlarda, zorbalık haberlerinin sıkça gündeme gelmesi ve Millî Eğitim Bakanlığının (MEB) müfredatına akran zorbalığı ve siber zorbalık derslerini eklemesiyle bu konu daha da önem kazanmıştır. Bu politika notu, öncelikle zorbalığın tanımını ve öğrenciler arasındaki çeşitlerini açıklamakta, ardından ulusal ve uluslararası verileri inceleyerek Türkiye’deki eğitim sistemi için öneriler sunmaktadır. MEB, akran zorbalığına yönelik çeşitli önlemler alıyor olsa da bu önlemlerin verimliliği ve etkinliği henüz tam olarak bilinmemektedir ve yeni fikir ve çalışmalara ihtiyaç vardır. Zorbalıkla mücadelede uluslararası düzeyde etkili olan farklı uygulamaların incelenmesi, programların ortak özelliklerini belirlemek açısından son derece önemlidir. Bu programlar, bütüncül ve okul çapında yaklaşımları benimseyerek öğrencilerin sosyal ve duygusal yetkinliklerini artırmayı, olumlu bir okul iklimi oluşturmayı ve öğretmen, yönetici ve personelin işbirliğini sağlamayı hedeflemektedir. Başarılı programlar, kapsamlı müdahale bileşenleri ve eğitim modelleriyle zorbalığı önlemede ve azaltmada önemli sonuçlar elde etmiştir. Bu nedenle, bu tür programlardan ve verilerden hareketle zorbalık ile ilgili birtakım politika önerileri sunulmuştur.

Eğitim İzleme Raporu 2023


Eğitim, toplumların dönüşümünde ve bireylerin günlük yaşamlarında etkin ve kapsayıcı rolünün yanı sıra fikri zemini, yapılanması, politikaları, içeriği ve yönetimi ile bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi gereken bir alandır. Bu nedenle, eğitim politikalarının, güncel veriler ışığında toplumsal olaylar ve bağlamla ilişkilendirilerek değerlendirilmesi son derece elzemdir. Her sene yayımladığımız Eğitim İzleme Raporu ile eğitimdeki yeni gelişmeleri ve faaliyetleri ulusal ölçekte ikincil kaynakları kullanarak 7-8 yılın verileri ışığında izleyerek, yeni politikalar ve yapıcı öneriler sunarak eğitim sistemine tutarlı bir istikamet çizmeyi amaçlıyoruz. Bu rapor, ulusal verilere ek olarak uluslararası verileri de dahil ederek Türk eğitim sisteminin yerel ve uluslararası konumunu detaylı bir şekilde analiz ediyor. Türkiye’nin eğitim performansında etkin sayılan unsurları, fırsat eşitliği, okul öncesi eğitim, yükseköğretim ve eğitim bütçesi gibi çeşitli başlıklarda değerlendirerek geniş bir perspektif sağlıyor. Eğitim İzleme Raporu 2023, analizlerle desteklenen bulguları ve önerileriyle, araştırmacılar, akademisyenler, politika yapıcılar, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcileri için anlamlı bir kaynak olmayı amaçlıyor. 

Hukuk İzleme Raporu 2023


Hukuk, ülkenin gündeminde her zaman kendine yer bulan, toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren ve yaşamın her boyutunda etkisi hissedilen bir alandır. Hukuk alanında yaşanan gelişmeler, yenilikler, tartışmalar, kurumsal düzenlemeler ve sair hususlar toplumsal, iktisadi, siyasi ve kültürel birçok temel meseleyi yansıtmaktadır. Aynı zamanda hukuk hiçbir zaman sadece teknik, formel veya teorik bir konu olarak görülmemeli ve yargısal sürece indirgenerek tanımlanmamalıdır. Bu nedenlerle bu rapor hukuk alanını bütüncül bir perspektifle ele alarak disiplinlerarası bir yaklaşımla hazırlandı. Hukuk İzleme Raporu 2023, hukuk alanının seyrini ulusal ve uluslararası veriler ışığında izlemeyi ve Türkiye’de hukuk gündemine dair hafızanın oluşumuna önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor. Rapor, geçtiğimiz yılda hukuk alanında öne çıkan meselelere dair Türkiye’nin saygın hukukçuları tarafından kaleme alınan tespit ve önerilerle karşınızda bulunuyor. Yüksek yargı, insan hakları, hukuk yargısı, ceza yargısı, idari yargı, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, alternatif çözüm yöntemleri ve hukuk eğitimi bölümleri ile hukuk sisteminin genel görünümünü ortaya koyuyor ve mevcut tartışmalara yapıcı öneriler sunmayı amaçlıyor.

Hukuk Eğitimi Öğrencilerin Görüş ve Deneyimleri


Hukuk eğitimi son yirmi senede yeni açılan fakülteler ve yükselen kontenjanlar nedeniyle hızla genişlemiş; ayrıca her toplumsal tabakadan gelen öğrencilere açılmıştır. Bu hızlı değişim sürecinde, her sene yaklaşık 16 bin mezun veren hukuk fakülteleri ile hukuk meslekleri piyasası arasındaki eski köprülerin vadettiği hızlı, sorunsuz ve kazançlı geçiş artık yaşanmamaktadır. Genç avukatların mesleğe tutunma zorlukları, eski köprülerin artık işlevsiz olduğunun işaretidir. Bu rapor, hukuk sosyolojisi alanında çalışmalar yürüten Dr. Öğr. Üyesi Elyesa Koytak’ın yürüttüğü bir anket araştırmasının temel bulgularını içeriyor. Araştırma, hukuk eğitimiyle meslek arasındaki köprülerin aşındığı güncel bağlamda, hukuk eğitiminin bizzat öğrenciler tarafından nasıl deneyimlendiğine odaklanıyor. Derse katılımdan akademisyenlerle ilişkiye, mesleğe hazırlıktan sosyalleşme örüntülerine, “hukuk nosyonu” tanımlarından Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’na kadar öğrencilerin hayatında olan olgular bütüncül şekilde değerlendiriliyor. Hukuk mezunlarının, hukuk diplomasının öteden beri vadettiği kazanç, itibar ve kariyer gibi toplumsal nimetlere eskisi kadar hızlı erişememesinin nedeni mezun sayısının artması mı? Yoksa yeni mezunları kapsayacak, onları nitelik ve becerilerine göre ilerletecek, yetkinleşme imkanları sunacak meritokratik mekanizmaların eğitim ve meslek piyasalarında olmaması mı? Bu soruların peşinde bu rapor, fakülteler arasındaki prestij hiyerarşisinde halen en tepede olan hukuk fakültesinin ve meslekler arasında halen itibarı yüksek olan hukuk mesleklerinin, kendi işleyiş, dönüşüm, ihtiyaçlarını doğru tanıyarak daha adil ve hakkaniyetli bir hukuk alanının inşa edilmesinde oynayacakları role katkıda sunmayı amaçlıyor.