Logo

Yayınlar

Eğitim İzleme Raporu 2019

Oldukça büyük bir kitleyi ilgilendiren ve çok boyutlu bir alan olan eğitime ilişkin politika, uygulama ve gelişmeler, doğası gereği bütünsel bakış açısı ve bütünsel değerlendirmeyi gerektiren bir nitelik taşımaktadır. Eğitim Alan İzleme Raporu, eğitimi, kendi doğası ve içinde bulunduğu çevrenin ve toplumun devinimi içinde anlamayı sağlayacak bir perspektif sunmayı hedeflemektedir. Eğitimin, toplumsal devinimin etkisinde kaldığı kadar hayatı geliştirmeyi, güçlendirmeyi sağlayacak bir rolü olduğu da açıktır. Rapor eğitimin dönüştürücü gücünün politika ve uygulamalardaki yansımasını anlayabilmek için bir araç olarak da değerlendirilebilir.
  Raporda 2019 yılı içerisinde yaşanan gelişmeler farklı açılardan ele alınmaktadır. Raporda 2019’da eğitimin nicel durumu, yaşanan gelişmeler, yıl boyunca öne çıkan ve tartışılan başlıklar ve 2019’u değerlendiren uzman ve paydaş görüşleri de yer almıştır. Raporda 2019 yılı içerisinde yaşanan gelişmeler farklı açılardan ele alınmaktadır. Raporda 2019’da eğitimin nicel durumu, yaşanan gelişmeler, yıl boyunca öne çıkan ve tartışılan başlıklar ve 2019’u değerlendiren uzman ve paydaş görüşleri de yer almıştır. Raporda 2019 yılı içerisinde yaşanan gelişmeler farklı açılardan ele alınmaktadır. Raporda 2019’da eğitimin nicel durumu, yaşanan gelişmeler, yıl boyunca öne çıkan ve tartışılan başlıklar ve 2019’u değerlendiren uzman ve paydaş görüşleri de yer almıştır.

Uzaktan Eğitimin İyileştirilmesi: Salgın Kaynaklı Eğitim Krizini Aşmak İçin Öneriler


Çin’de ortaya çıkıp bütün dünyaya yayılan Koronavirüs salgını, sağlık ve ekonomi alanlarında olduğu gibi eğitimde de büyük bir krize sebep olmuş, 192 ülkede okullardaki eğitime ara verilmiştir. Stratejik öneme sahip olan eğitimin aksamaması için, her ülke kendi imkânları ölçüsünde çözüm arayışlarına girmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim öğretimin faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için uzaktan eğitim eylem planını açıklayarak yürürlüğe koymuştur. Ancak mevcut uzaktan eğitim imkânları, okulların uzun süre kapalı kalmasından kaynaklanacak sorunlara cevap vermekten uzaktır.  Bu çalışmada, salgının yakın zamanda sona ermemesi ihtimaline karşı Türkiye’de mevcut uzaktan eğitim imkânlarının artırılmasına yönelik kalıcı çözümler tartışılmış, teknik alt yapı eksiklerinin giderilmesi, öğretmen yeterliklerinin artırılması, velilerin uzaktan eğitime katkısının sağlanması, müfredatın uzaktan eğitime uyarlanması ve uzaktan öğretim çalışmalarının eğitim olarak algılanmasının önüne geçilmesine dair önerilerde bulunulmuştur.  Çin’de ortaya çıkıp bütün dünyaya yayılan Koronavirüs salgını, sağlık ve ekonomi alanlarında olduğu gibi eğitimde de büyük bir krize sebep olmuş, 192 ülkede okullardaki eğitime ara verilmiştir. Stratejik öneme sahip olan eğitimin aksamaması için, her ülke kendi imkânları ölçüsünde çözüm arayışlarına girmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim öğretimin faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için uzaktan eğitim eylem planını açıklayarak yürürlüğe koymuştur. Ancak mevcut uzaktan eğitim imkânları, okulların uzun süre kapalı kalmasından kaynaklanacak sorunlara cevap vermekten uzaktır.  Bu çalışmada, salgının yakın zamanda sona ermemesi ihtimaline karşı Türkiye’de mevcut uzaktan eğitim imkânlarının artırılmasına yönelik kalıcı çözümler tartışılmış, teknik alt yapı eksiklerinin giderilmesi, öğretmen yeterliklerinin artırılması, velilerin uzaktan eğitime katkısının sağlanması, müfredatın uzaktan eğitime uyarlanması ve uzaktan öğretim çalışmalarının eğitim olarak algılanmasının önüne geçilmesine dair önerilerde bulunulmuştur.

ÜNİVERSİTE FİKRİYATI: GEÇMİŞTEN GELECEĞE ÜNİVERSİTELERİN DÖNÜŞÜMÜ


Raporda Üniversite kurumunun doğuşundan günümüze kadar değişerek ve gelişerek büyümesi ele alınıyor. Ortaçağ üniversitelerinden sanayi devrimi sonrası üniversitelerine ve oradan da bilgi çağı üniversitelerine doğru yapılan yolculukta üniversitelerin nasıl bir gelişim gösterdikleri ve nasıl bugünlere kadar gelebildiği üzerinde duruluyor. Bu yolculukta her menzilde aldıkları ve bıraktıklarından yola çıkılarak bir yüksek öğretim kurumunun üniversite olması için nelere sahip olması gerektiği anlaşılmaya çalışılıyor. Böylece büyük bir kısmı genç olan üniversitelerimize, Geleceğin Türkiyesinde ve dünyasında ayakta kalabilmeleri için bazı kurumsal ve yapısal öneriler sunuluyor.   Raporda Üniversite kurumunun doğuşundan günümüze kadar değişerek ve gelişerek büyümesi ele alınıyor. Ortaçağ üniversitelerinden sanayi devrimi sonrası üniversitelerine ve oradan da bilgi çağı üniversitelerine doğru yapılan yolculukta üniversitelerin nasıl bir gelişim gösterdikleri ve nasıl bugünlere kadar gelebildiği üzerinde duruluyor. Bu yolculukta her menzilde aldıkları ve bıraktıklarından yola çıkılarak bir yüksek öğretim kurumunun üniversite olması için nelere sahip olması gerektiği anlaşılmaya çalışılıyor. Böylece büyük bir kısmı genç olan üniversitelerimize, Geleceğin Türkiyesinde ve dünyasında ayakta kalabilmeleri için bazı kurumsal ve yapısal öneriler sunuluyor.  

Okul Müdürlüğünden Sistem ve Yetenek Liderliğine


Yönetim süreci çok yönlü ve karmaşık bir ilişkiler ve sorumluluklar ağını içerir. Yönetici, sorumlu olduğu alanların çeşitliği nedeniyle birden fazla rolü yerine getirmek durumundadır. Özellikle son çeyrek yüzyılda yaşanan teknolojik, sosyolojik, ekonomik ve küresel gelişmeler nedeniyle yöneticilerden beklenenler de hem farklılaşmakta hem de kapsamı genişlemektedir. Tüm sektörlerde yaşanan bu değişim, eğitimin her yönüne yansımıştır. Okullar, eğitim sistemi içinde bugünün bakış açısıyla, gelecekte var olacak bireyleri yetiştirme işlevini yerine getirmektedirler. Okul yönetimi ise eğitim sisteminin temel alanlardan biridir. Yönetim vazifesi ile görevli olan okul müdürünün liderlik davranışları, okulun bütününde etkili olmaktadır. Ülkemizde profesyonel bir alan olarak görülmeyen okul yöneticiliği bir görevlendirme unvanı olarak yer almakta, liderlik sergileme boyutu ise oldukça merkeziyetçi olan eğitim sistemi içinde dar bir alanda sıkışıp kalmaktadır. Buna rağmen değişen çevre koşulları içinde okul müdürünün de kendi yönetsel ve kişisel özelliklerini revize etmesi önem arz etmekte aksi takdirde okul yönetiminde problem teşkil etmektedir. Okulların kendilerinden beklenen işlevi yerine getirilebilmesi ancak tüm paydaşların senkronize çalışması ile mümkündür. Okul müdürlüğü seçme ve yetiştirmenin önemi kadar yetki-sorumluluk dengesinin tesis edilmesi de önemlidir. Okul müdürü ne kadar üstün yönetsel beceriler ile donanmış olursa olsun bu becerileri sergileyecek alanların kendilerine açılmasının gerekliliği politika yapıcılara tavsiye edilmiştir. Bu çalışmada, okul müdürünün sahip olması gereken güncel temel yönetim fonksiyonlarına yer verilmiştir. Okul müdürünün görev ve pozisyonunun gerektirdiği kişilik boyutları tanımlanmış, mevcut atama kriterleri değerlendirilmiş ve günümüz okullarının ihtiyaç duyduğu yöneticilik özellikleri paylaşılmıştır. Yönetim süreci çok yönlü ve karmaşık bir ilişkiler ve sorumluluklar ağını içerir. Yönetici, sorumlu olduğu alanların çeşitliği nedeniyle birden fazla rolü yerine getirmek durumundadır. Özellikle son çeyrek yüzyılda yaşanan teknolojik, sosyolojik, ekonomik ve küresel gelişmeler nedeniyle yöneticilerden beklenenler de hem farklılaşmakta hem de kapsamı genişlemektedir. Tüm sektörlerde yaşanan bu değişim, eğitimin her yönüne yansımıştır. Okullar, eğitim sistemi içinde bugünün bakış açısıyla, gelecekte var olacak bireyleri yetiştirme işlevini yerine getirmektedirler. Okul yönetimi ise eğitim sisteminin temel alanlardan biridir. Yönetim vazifesi ile görevli olan okul müdürünün liderlik davranışları, okulun bütününde etkili olmaktadır. Ülkemizde profesyonel bir alan olarak görülmeyen okul yöneticiliği bir görevlendirme unvanı olarak yer almakta, liderlik sergileme boyutu ise oldukça merkeziyetçi olan eğitim sistemi içinde dar bir alanda sıkışıp kalmaktadır. Buna rağmen değişen çevre koşulları içinde okul müdürünün de kendi yönetsel ve kişisel özelliklerini revize etmesi önem arz etmekte aksi takdirde okul yönetiminde problem teşkil etmektedir. Okulların kendilerinden beklenen işlevi yerine getirilebilmesi ancak tüm paydaşların senkronize çalışması ile mümkündür. Okul müdürlüğü seçme ve yetiştirmenin önemi kadar yetki-sorumluluk dengesinin tesis edilmesi de önemlidir. Okul müdürü ne kadar üstün yönetsel beceriler ile donanmış olursa olsun bu becerileri sergileyecek alanların kendilerine açılmasının gerekliliği politika yapıcılara tavsiye edilmiştir. Bu çalışmada, okul müdürünün sahip olması gereken güncel temel yönetim fonksiyonlarına yer verilmiştir. Okul müdürünün görev ve pozisyonunun gerektirdiği kişilik boyutları tanımlanmış, mevcut atama kriterleri değerlendirilmiş ve günümüz okullarının ihtiyaç duyduğu yöneticilik özellikleri paylaşılmıştır.

Mesleki ve Teknik Eğitimin Geleceği


Ülkemizdeki mesleki ve teknik eğitim sisteminin mevcut durumu önemli ve köklü yapısal sorunlara sahip olup, tüm bu sorunlar tarihsel bir süreçte ülkenin sosyolojik ve ekonomik yapısının yansıması niteliğindedir. Özellikle 28 Şubat döneminde 8 yıllık kesintisiz temel eğitim uygulamasına geçilmesi ve meslek lisesi mezunlarına yükseköğretime geçişte katsayı engeli konulmasının ardından daralan mesleki ve teknik ortaöğretimde taşlar hâlâ yerine oturmamıştır.    Konu ile ilgili yapılan bütün çalışmalar ve resmî belgeler aslında sorunun farkında olduğumuz gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle yapılması gereken şey mesleki eğitime ilişkin sorunların yeniden tespit edilmesinden ziyade, sistemdeki kronik sorunlar için geliştirilen çözümlerin hızlı bir şekilde uygulanmasıdır. Bunu yaparken de herhangi bir politika belirleme veya bu alana yönelik yatırım sürecinde karar alınırken sadece dünyadaki iyi uygulamaların örnek alınmasının yeterli olmadığı göz önüne alınması gereken en önemli husus olmalıdır. Zira bir ülke de mesleki eğitimin karakterine yön veren temel faktörler ülkelerin kendi sosyolojik ve ekonomik gerçekleri ile gelecek vizyonlarıdır.    2023 vizyonuyla dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme yolculuğunda olan Türkiye’nin sanayide dijital dönüşümü hızlandırması, bilim, sanayi ve teknoloji politikaları ile birlikte temel eğitimden mesleki eğitime kadar tüm eğitim olgusunu değiştirmesi zorunlu bir hal almıştır. Ülkemizin Endüstri 4.0 treninde yer alabilmesi için mesleki ve teknik eğitimde ihtiyaç duyulan değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek bir tercihten öte zorunluluktur. Ülkemizdeki mesleki ve teknik eğitim sisteminin mevcut durumu önemli ve köklü yapısal sorunlara sahip olup, tüm bu sorunlar tarihsel bir süreçte ülkenin sosyolojik ve ekonomik yapısının yansıması niteliğindedir. Özellikle 28 Şubat döneminde 8 yıllık kesintisiz temel eğitim uygulamasına geçilmesi ve meslek lisesi mezunlarına yükseköğretime geçişte katsayı engeli konulmasının ardından daralan mesleki ve teknik ortaöğretimde taşlar hâlâ yerine oturmamıştır.  Konu ile ilgili yapılan bütün çalışmalar ve resmî belgeler aslında sorunun farkında olduğumuz gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle yapılması gereken şey mesleki eğitime ilişkin sorunların yeniden tespit edilmesinden ziyade, sistemdeki kronik sorunlar için geliştirilen çözümlerin hızlı bir şekilde uygulanmasıdır. Bunu yaparken de herhangi bir politika belirleme veya bu alana yönelik yatırım sürecinde karar alınırken sadece dünyadaki iyi uygulamaların örnek alınmasının yeterli olmadığı göz önüne alınması gereken en önemli husus olmalıdır. Zira bir ülke de mesleki eğitimin karakterine yön veren temel faktörler ülkelerin kendi sosyolojik ve ekonomik gerçekleri ile gelecek vizyonlarıdır.  2023 vizyonuyla dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme yolculuğunda olan Türkiye’nin sanayide dijital dönüşümü hızlandırması, bilim, sanayi ve teknoloji politikaları ile birlikte temel eğitimden mesleki eğitime kadar tüm eğitim olgusunu değiştirmesi zorunlu bir hal almıştır. Ülkemizin Endüstri 4.0 treninde yer alabilmesi için mesleki ve teknik eğitimde ihtiyaç duyulan değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek bir tercihten öte zorunluluktur.