Logo

Yayınlar

V. İstanbul Eğitim Konferansı Sonuç Raporu


“Öğretmen Yetiştirmede Vizyon ve Dönüşüm” temasıyla gerçekleştirilen V. İstanbul Eğitim Konferansı, öğretmenliğin değişen rolünü ve öğretmen yetiştirme süreçlerinde yaşanan dönüşümü yeniden düşünmeye davet eden kapsamlı bir tartışma zemini sundu. Konferansta, 21. yüzyılın pedagojik, teknolojik ve toplumsal dinamikleri doğrultusunda öğretmen yetiştirme modellerinin nasıl yeniden yapılandırılması gerektiği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Konferansın öne çıkan vurguları arasında; öğretmenliğin yalnızca bilgi aktaran bir meslek olmaktan çıkarak rehberlik, değer aktarımı ve öğrenme süreçlerini yönlendiren bir uzmanlık alanına dönüşmesi gerektiği yer aldı. Dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni pedagojik yaklaşımların öğretmen eğitimine etkileri, ulusal ve uluslararası deneyimler ışığında değerlendirilirken; Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin öğretmen yetiştirme süreçlerine sunduğu kavramsal çerçeve de tartışmaların merkezinde yer aldı. V. İstanbul Eğitim Konferansı Sonuç Raporu, konferans kapsamında yapılan sunum ve tartışmaları akademik literatür, veri analizleri, grafikler ve görsel içeriklerle destekleyerek öğretmen yetiştirme alanına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme ve somut öneriler sunuyor.

Dijital Bağımlılık ve Eğitim: Sorunlar, Eğilimler ve Politika Önerileri


Dijital bağımlılık, öğrencilerin akademik başarısını, bilişsel gelişimini ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyen giderek büyüyen bir sorundur. Eğitimde dijital teknolojiler önemli fırsatlar sunarken, bilinçsiz ve aşırı kullanım çeşitli riskler doğurmaktadır. Ancak, bu sorunla mücadelede eğitim sistemi paydaşları arasında etkin iş birliği sağlanamadığında, dijital bağımlılık derinleşmektedir. Hazırlanan politika notu, dijital bağımlılığın eğitim üzerindeki etkilerini analiz ederek, ebeveynler ile öğretmenlerin rollerini, öğrencilerin değişen teknoloji kullanım alışkanlıklarını ve eğitimde dijitalleşmenin fırsat ve risklerini ele almaktadır. Ayrıca, öğrencilerin bilinçli teknoloji kullanımını destekleyecek stratejiler ve öğretmenlerin bu süreçte nasıl daha etkin olabileceği incelenmektedir. Bu politika notu, eğitimde dijital bağımlılığın getirdiği sorunları ve sunduğu fırsatları değerlendirerek, politika yapıcılara, öğretmenlere ve ebeveynlere somut çözüm önerileri sunmaktadır.

IV. İstanbul Eğitim Konferansı Sonuç Raporu


Bu yıl “Eğitimi Yeniden Tasarlamak: 21. Yüzyıl Becerileri” temasıyla gerçekleşen IV. İstanbul Eğitim Konferansı, eğitimin birey ve toplum üzerindeki etkilerini yeniden düşünmeye davet eden bir tartışma platformu sundu. Konferansta, bireysel yeteneklerin geliştirilmesi ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlanması için analitik düşünme, yaratıcı problem çözme ve sosyal-duygusal beceriler gibi 21. yüzyıl becerilerinin eğitim süreçlerine entegrasyonunun önemi tartışıldı. Konferansın önemli vurguları arasında, eğitimin yalnızca akademik başarı odaklı bir süreç olmaktan çıkıp öğrencilerin etik değerler, dayanıklılık ve aidiyet duygularını geliştiren bir yapıya dönüşmesi gerektiği yer aldı. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bu dönüşümdeki yol haritası, öğrencilerin bireysel potansiyellerini keşfetmelerini ve toplumun farklı alanlarına katkı sağlayabilecek çok yönlü bireyler olarak yetişmelerini hedefleyen bir vizyonla detaylandırıldı. IV. İstanbul Eğitim Konferansı Sonuç Raporu, eğitimin bireysel potansiyeli ortaya çıkaran ve toplumsal adaleti destekleyen bir yapıya dönüşmesi için kapsamlı öneriler sunuyor.   İNGİLİZCE RAPOR: Redesigning Education: 21st-Century Skills Report İNGİLİZCE RAPOR: Redesigning Education: 21st-Century Skills Report

Türkiye’de Zorunlu Eğitimde Yabancı Dil Öğretimi


Türkiye’de yabancı dil eğitimi, örgün eğitimde önemli bir öncelik olarak ele alınmakta ve bu alanda çeşitli iyileştirme çalışmaları sürdürülmektedir. Ancak, sürecin tüm paydaşları arasında etkin işbirliğinin sağlanamaması, istenen öğrenim çıktılarına ulaşılmasını zorlaştırmaktadır. Hazırlanan politika notu, bu mevcut durumu verilerle analiz ederek, dijital çağın dil eğitimine etkilerini, değişen öğrenci profilleri ile öğretmenlerin uyumunu ve ölçme-değerlendirme süreçlerinin verimliliğini ele almaktadır. Ayrıca, uzun süreli yabancı dil eğitimine rağmen öğrencilerin hedeflenen dil seviyelerine ulaşamamasının sebeplerini de incelemektedir. Bu durumun paydaşlar arası etkileşim ve teknolojinin etkin kullanımı ile çözülebileceği vurgulanmaktadır. Teknolojik araçların kullanımı, öğretim ve değerlendirme süreçlerini güçlendirebilirken, öğretmenlerin mesleki gelişim süreçlerinin zenginleştirilmesi de eğitimdeki başarının artırılmasına katkı sağlayacaktır. Bu politika notu, dil eğitimindeki mevcut sorunları ve fırsatları dikkate alarak, politika yapıcılara ve eğitimcilere somut çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. 

Türkiye Eğitim Sisteminde Sosyal-Duygusal Öğrenme


Öğrenmeyi kolaylaştırma, davranış problemlerini azaltma, yeniliklere uyum, değişen istihdam taleplerine yanıt verme, dezavantajlı öğrencileri destekleme gibi sağladığı çok boyutlu faydalar ile sosyal ve duygusal beceriler, çocukların akademik performanslarını ve hayat boyu öğrenmelerini geliştirmede kritik role sahiptir. Bu becerileri güçlü olan öğrencilerin sosyal bağlantılarını daha kolay kurabildiği ve sürdürebildiği, zorluklarla daha kolay başa çıkabildiği, öğrenmeye daha hazır olduğu görülmektedir. Son yıllarda, okullarda zorbalık, uyum sorunları, madde kullanımı, kontrolsüz teknoloji kullanımındaki artışlar, salgın, deprem gibi biyolojik ve doğal afetler; öğrencilerin duygusal refahını, kişiler arası etkileşimlerini, sosyal uyumlarını etkileyerek stres ve kaygı düzeylerini artırmaktadır.  Bu sorunlarla baş etmeyi kolaylaştıran sosyal ve duygusal becerilerin önemi daha da belirgin hale gelmiş; sosyal duygusal gelişim, artık, çocukların eğitiminin ve başarılı okul reformu çabalarının temel bir parçası olarak kabul görmeye başlamıştır. Sosyal-duygusal becerilerin güçlü olması, öğrencilerin yalnızca akademik becerilerini değil, aynı zamanda dayanıklılık, özdenetim ve sosyal farkındalık gibi sosyal ve duygusal becerilerini de artırmaktadır. Bu bağlamda, erken çocukluk yıllarından itibaren sosyal-duygusal becerilerin geliştirilmesi ve bu gelişimin planlı ölçme ve değerlendirme faaliyetleriyle takip edilmesi önemlidir. Bu çalışmayla da dünyada ve Türkiye’de sosyal-duygusal öğrenmeye yönelik uygulamalar, sosyal-duygusal becerilere yönelik ölçme ve değerlendirme konuları veriler ışığında ele alınarak temel ihtiyaç alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda öneriler sunulması amaçlanmıştır.