Logo

Yayınlar

Türk Eğitim Sisteminin Sınavlarla İmtihanı


2000’li yıllarda Türk eğitim sistemine dair en çok manşetlere taşınan mesele, kademeler arası geçiş sınavları olmuştur. Zaman zaman merkezî sınavların kaldırılacağına dair manşetler atan gazeteler, çok geçmeden aynı senenin merkezî sınav birincilerini sürmanşetten vermiş hatta büyük bir iştiyakla sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayılarını paylaşmışlardır. Politika yapıcılarından eğitimcilere, öğrencilerden velilere eğitimin tüm bileşenleri bu süreçte merkezî sınav birincilerini takdir etmekten geri duramayarak eğitim sistemimizin sınavların tekelinde olmasından yakınmışlardır. Merkezî sınavların neden olduğu sorunlar konuşularak bu sınavların bizatihi kendileri değil; uygulanış biçimleri problemli olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye eğitim tarihinin son 15 yılında sadece ilköğretimden ortaöğretime geçiş sınavlarında 4 kez değişiklik yapılmış (LGS, OKS, SBS, TEOG) son olarak ise “eğitim bölgesi ve sınavsız mahalli yerleştirme sistemi” getirilmiştir. Ayrıca buna ek olarak “nitelikli okullara” yine devlet eliyle organize edilecek olan merkezî bir sınavla öğrenci alımı yapılması kararlaştırılmıştır. Aynı şekilde üniversiteye geçiş sınavları için de bir çare düşünülmüş yeni bir değişiklikle iki aşamalı TYT (Temel Yeterlik Testi) ve YKS’ye (Yüksek Öğretim Kurumları Sınavları) geçilmiştir. Dershane düzenlemesi kararı ile birlikte hararetlenen merkezî sınav tartışmaları sınav sistemlerinde yapılan sık değişikliklerle devam etmiştir. Sınav sistemlerini değiştirmeye odaklı çözüm arayışları neticesinde özel liselere dönüşmesi beklenen dershaneler temel lise olurken devlet okulları dershanelerin kapatılmasından ortaya çıkan boşlukları doldurmak için destekleme kursları düzenlemeye başlamıştır. Dershanelerin kapatılma gerekçesi “okulun işlevini yerine getirmeye engel” olurken; okul dershanelerin işlevini yerine getirmeye doğru başka bir misyon taşımaya başlamıştır. Öte yandan öğrenci üzerinde baskı oluşturan sınav sistemlerinin değişme hızı da başka bir baskı ve stres kaynağı olmuştur. Öğrenci, veli, öğretmen kısaca eğitimin tüm bileşenleri bu süreçlerden olumsuz etkilenmiş; eğitim sistemimizin sınavlarla imtihanı her biri için ayrı ayrı bir sınav alanına dönüşmüştür. Bu çalışmada sınavların okul, öğretmen ve öğrenci üzerindeki etkisi tek tek incelenecek ve bu olumsuz etkinin azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulacaktır. 2000’li yıllarda Türk eğitim sistemine dair en çok manşetlere taşınan mesele, kademeler arası geçiş sınavları olmuştur. Zaman zaman merkezî sınavların kaldırılacağına dair manşetler atan gazeteler, çok geçmeden aynı senenin merkezî sınav birincilerini sürmanşetten vermiş hatta büyük bir iştiyakla sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayılarını paylaşmışlardır. Politika yapıcılarından eğitimcilere, öğrencilerden velilere eğitimin tüm bileşenleri bu süreçte merkezî sınav birincilerini takdir etmekten geri duramayarak eğitim sistemimizin sınavların tekelinde olmasından yakınmışlardır. Merkezî sınavların neden olduğu sorunlar konuşularak bu sınavların bizatihi kendileri değil; uygulanış biçimleri problemli olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye eğitim tarihinin son 15 yılında sadece ilköğretimden ortaöğretime geçiş sınavlarında 4 kez değişiklik yapılmış (LGS, OKS, SBS, TEOG) son olarak ise “eğitim bölgesi ve sınavsız mahalli yerleştirme sistemi” getirilmiştir. Ayrıca buna ek olarak “nitelikli okullara” yine devlet eliyle organize edilecek olan merkezî bir sınavla öğrenci alımı yapılması kararlaştırılmıştır. Aynı şekilde üniversiteye geçiş sınavları için de bir çare düşünülmüş yeni bir değişiklikle iki aşamalı TYT (Temel Yeterlik Testi) ve YKS’ye (Yüksek Öğretim Kurumları Sınavları) geçilmiştir. Dershane düzenlemesi kararı ile birlikte hararetlenen merkezî sınav tartışmaları sınav sistemlerinde yapılan sık değişikliklerle devam etmiştir. Sınav sistemlerini değiştirmeye odaklı çözüm arayışları neticesinde özel liselere dönüşmesi beklenen dershaneler temel lise olurken devlet okulları dershanelerin kapatılmasından ortaya çıkan boşlukları doldurmak için destekleme kursları düzenlemeye başlamıştır. Dershanelerin kapatılma gerekçesi “okulun işlevini yerine getirmeye engel” olurken; okul dershanelerin işlevini yerine getirmeye doğru başka bir misyon taşımaya başlamıştır. Öte yandan öğrenci üzerinde baskı oluşturan sınav sistemlerinin değişme hızı da başka bir baskı ve stres kaynağı olmuştur. Öğrenci, veli, öğretmen kısaca eğitimin tüm bileşenleri bu süreçlerden olumsuz etkilenmiş; eğitim sistemimizin sınavlarla imtihanı her biri için ayrı ayrı bir sınav alanına dönüşmüştür. Bu çalışmada sınavların okul, öğretmen ve öğrenci üzerindeki etkisi tek tek incelenecek ve bu olumsuz etkinin azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulacaktır. 2000’li yıllarda Türk eğitim sistemine dair en çok manşetlere taşınan mesele, kademeler arası geçiş sınavları olmuştur. Zaman zaman merkezî sınavların kaldırılacağına dair manşetler atan gazeteler, çok geçmeden aynı senenin merkezî sınav birincilerini sürmanşetten vermiş hatta büyük bir iştiyakla sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayılarını paylaşmışlardır. Politika yapıcılarından eğitimcilere, öğrencilerden velilere eğitimin tüm bileşenleri bu süreçte merkezî sınav birincilerini takdir etmekten geri duramayarak eğitim sistemimizin sınavların tekelinde olmasından yakınmışlardır.Merkezî sınavların neden olduğu sorunlar konuşularak bu sınavların bizatihi kendileri değil; uygulanış biçimleri problemli olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye eğitim tarihinin son 15 yılında sadece ilköğretimden ortaöğretime geçiş sınavlarında 4 kez değişiklik yapılmış (LGS, OKS, SBS, TEOG) son olarak ise “eğitim bölgesi ve sınavsız mahalli yerleştirme sistemi” getirilmiştir. Ayrıca buna ek olarak “nitelikli okullara” yine devlet eliyle organize edilecek olan merkezî bir sınavla öğrenci alımı yapılması kararlaştırılmıştır. Aynı şekilde üniversiteye geçiş sınavları için de bir çare düşünülmüş yeni bir değişiklikle iki aşamalı TYT (Temel Yeterlik Testi) ve YKS’ye (Yüksek Öğretim Kurumları Sınavları) geçilmiştir. Dershane düzenlemesi kararı ile birlikte hararetlenen merkezî sınav tartışmaları sınav sistemlerinde yapılan sık değişikliklerle devam etmiştir. Sınav sistemlerini değiştirmeye odaklı çözüm arayışları neticesinde özel liselere dönüşmesi beklenen dershaneler temel lise olurken devlet okulları dershanelerin kapatılmasından ortaya çıkan boşlukları doldurmak için destekleme kursları düzenlemeye başlamıştır. Dershanelerin kapatılma gerekçesi “okulun işlevini yerine getirmeye engel” olurken; okul dershanelerin işlevini yerine getirmeye doğru başka bir misyon taşımaya başlamıştır.Öte yandan öğrenci üzerinde baskı oluşturan sınav sistemlerinin değişme hızı da başka bir baskı ve stres kaynağı olmuştur. Öğrenci, veli, öğretmen kısaca eğitimin tüm bileşenleri bu süreçlerden olumsuz etkilenmiş; eğitim sistemimizin sınavlarla imtihanı her biri için ayrı ayrı bir sınav alanına dönüşmüştür. Bu çalışmada sınavların okul, öğretmen ve öğrenci üzerindeki etkisi tek tek incelenecek ve bu olumsuz etkinin azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulacaktır. 2000’li yıllarda Türk eğitim sistemine dair en çok manşetlere taşınan mesele, kademeler arası geçiş sınavları olmuştur. Zaman zaman merkezî sınavların kaldırılacağına dair manşetler atan gazeteler, çok geçmeden aynı senenin merkezî sınav birincilerini sürmanşetten vermiş hatta büyük bir iştiyakla sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayılarını paylaşmışlardır. Politika yapıcılarından eğitimcilere, öğrencilerden velilere eğitimin tüm bileşenleri bu süreçte merkezî sınav birincilerini takdir etmekten geri duramayarak eğitim sistemimizin sınavların tekelinde olmasından yakınmışlardır.Merkezî sınavların neden olduğu sorunlar konuşularak bu sınavların bizatihi kendileri değil; uygulanış biçimleri problemli olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye eğitim tarihinin son 15 yılında sadece ilköğretimden ortaöğretime geçiş sınavlarında 4 kez değişiklik yapılmış (LGS, OKS, SBS, TEOG) son olarak ise “eğitim bölgesi ve sınavsız mahalli yerleştirme sistemi” getirilmiştir. Ayrıca buna ek olarak “nitelikli okullara” yine devlet eliyle organize edilecek olan merkezî bir sınavla öğrenci alımı yapılması kararlaştırılmıştır. Aynı şekilde üniversiteye geçiş sınavları için de bir çare düşünülmüş yeni bir değişiklikle iki aşamalı TYT (Temel Yeterlik Testi) ve YKS’ye (Yüksek Öğretim Kurumları Sınavları) geçilmiştir. Dershane düzenlemesi kararı ile birlikte hararetlenen merkezî sınav tartışmaları sınav sistemlerinde yapılan sık değişikliklerle devam etmiştir. Sınav sistemlerini değiştirmeye odaklı çözüm arayışları neticesinde özel liselere dönüşmesi beklenen dershaneler temel lise olurken devlet okulları dershanelerin kapatılmasından ortaya çıkan boşlukları doldurmak için destekleme kursları düzenlemeye başlamıştır. Dershanelerin kapatılma gerekçesi “okulun işlevini yerine getirmeye engel” olurken; okul dershanelerin işlevini yerine getirmeye doğru başka bir misyon taşımaya başlamıştır.Öte yandan öğrenci üzerinde baskı oluşturan sınav sistemlerinin değişme hızı da başka bir baskı ve stres kaynağı olmuştur. Öğrenci, veli, öğretmen kısaca eğitimin tüm bileşenleri bu süreçlerden olumsuz etkilenmiş; eğitim sistemimizin sınavlarla imtihanı her biri için ayrı ayrı bir sınav alanına dönüşmüştür. Bu çalışmada sınavların okul, öğretmen ve öğrenci üzerindeki etkisi tek tek incelenecek ve bu olumsuz etkinin azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulacaktır. 2000’li yıllarda Türk eğitim sistemine dair en çok manşetlere taşınan mesele, kademeler arası geçiş sınavları olmuştur. Zaman zaman merkezî sınavların kaldırılacağına dair manşetler atan gazeteler, çok geçmeden aynı senenin merkezî sınav birincilerini sürmanşetten vermiş hatta büyük bir iştiyakla sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayılarını paylaşmışlardır. Politika yapıcılarından eğitimcilere, öğrencilerden velilere eğitimin tüm bileşenleri bu süreçte merkezî sınav birincilerini takdir etmekten geri duramayarak eğitim sistemimizin sınavların tekelinde olmasından yakınmışlardır.Merkezî sınavların neden olduğu sorunlar konuşularak bu sınavların bizatihi kendileri değil; uygulanış biçimleri problemli olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye eğitim tarihinin son 15 yılında sadece ilköğretimden ortaöğretime geçiş sınavlarında 4 kez değişiklik yapılmış (LGS, OKS, SBS, TEOG) son olarak ise “eğitim bölgesi ve sınavsız mahalli yerleştirme sistemi” getirilmiştir. Ayrıca buna ek olarak “nitelikli okullara” yine devlet eliyle organize edilecek olan merkezî bir sınavla öğrenci alımı yapılması kararlaştırılmıştır. Aynı şekilde üniversiteye geçiş sınavları için de bir çare düşünülmüş yeni bir değişiklikle iki aşamalı TYT (Temel Yeterlik Testi) ve YKS’ye (Yüksek Öğretim Kurumları Sınavları) geçilmiştir. Dershane düzenlemesi kararı ile birlikte hararetlenen merkezî sınav tartışmaları sınav sistemlerinde yapılan sık değişikliklerle devam etmiştir. Sınav sistemlerini değiştirmeye odaklı çözüm arayışları neticesinde özel liselere dönüşmesi beklenen dershaneler temel lise olurken devlet okulları dershanelerin kapatılmasından ortaya çıkan boşlukları doldurmak için destekleme kursları düzenlemeye başlamıştır. Dershanelerin kapatılma gerekçesi “okulun işlevini yerine getirmeye engel” olurken; okul dershanelerin işlevini yerine getirmeye doğru başka bir misyon taşımaya başlamıştır.Öte yandan öğrenci üzerinde baskı oluşturan sınav sistemlerinin değişme hızı da başka bir baskı ve stres kaynağı olmuştur. Öğrenci, veli, öğretmen kısaca eğitimin tüm bileşenleri bu süreçlerden olumsuz etkilenmiş; eğitim sistemimizin sınavlarla imtihanı her biri için ayrı ayrı bir sınav alanına dönüşmüştür. Bu çalışmada sınavların okul, öğretmen ve öğrenci üzerindeki etkisi tek tek incelenecek ve bu olumsuz etkinin azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulacaktır.

Türkiye’de Göçmenlerin Eğitimi: Mevcut Durum ve Çözüm Önerileri


İLKE Derneği Politika Notları serisinin üçüncüsü yayımlandı. İpek Coşkun ve Müberra Nur Emin’in kaleme aldığı “Türkiye’de Göçmenlerin Eğitimi: Mevcut Durum ve Çözüm Önerileri” konulu politika notunda Suriyeli göçmenlerin eğitime erişimi, süreçte yaşanan sıkıntılar ve bu sıkıntıları aşmada kullanılacak çözüm önerilerine değinildi. Dikkate değer öneriler sunan metin, uygulamaya dönük politikalar için önem arz ediyor. İLKE Derneği Politika Notları serisinin üçüncüsü yayımlandı. İpek Coşkun ve Müberra Nur Emin’in kaleme aldığı “Türkiye’de Göçmenlerin Eğitimi: Mevcut Durum ve Çözüm Önerileri” konulu politika notunda Suriyeli göçmenlerin eğitime erişimi, süreçte yaşanan sıkıntılar ve bu sıkıntıları aşmada kullanılacak çözüm önerilerine değinildi. Dikkate değer öneriler sunan metin, uygulamaya dönük politikalar için önem arz ediyor. İLKE Derneği Politika Notları serisinin üçüncüsü yayımlandı. İpek Coşkun ve Müberra Nur Emin’in kaleme aldığı “Türkiye’de Göçmenlerin Eğitimi: Mevcut Durum ve Çözüm Önerileri” konulu politika notunda Suriyeli göçmenlerin eğitime erişimi, süreçte yaşanan sıkıntılar ve bu sıkıntıları aşmada kullanılacak çözüm önerilerine değinildi. Dikkate değer öneriler sunan metin, uygulamaya dönük politikalar için önem arz ediyor. İLKE Derneği Politika Notları serisinin üçüncüsü yayımlandı. İpek Coşkun ve Müberra Nur Emin’in kaleme aldığı “Türkiye’de Göçmenlerin Eğitimi: Mevcut Durum ve Çözüm Önerileri” konulu politika notunda Suriyeli göçmenlerin eğitime erişimi, süreçte yaşanan sıkıntılar ve bu sıkıntıları aşmada kullanılacak çözüm önerilerine değinildi. Dikkate değer öneriler sunan metin, uygulamaya dönük politikalar için önem arz ediyor.

Türkiye’de Din Eğitiminin Dönüşümü (1997-2012)


Bu rapor İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından Mehmet Bahçekapılı ’ya hazırlatılan "Türkiye’de Din Eğitiminin Dönüşümü" başlıklı araştırmanın sonuçlarını içermektedir.   Çalışma üç ayrı bölümde 28 Şubat 1997 sonrası Türkiye’de din eğitimi alanındaki hem yasal/hukuki, hem de muhtelif alt alanları ile birlikte- kurumsal sivil din eğitimi alanındaki dönüşümleri ve yeni eğilimleri tespit etmektedir. 28 Şubat post modern darbe sürecinin aktörleri, 28 Şubat Millî Güvenlik Kurulu Toplantısı ve alınan kararlar ve kesintisiz eğitim uygulaması incelenmiştir. geçmişten dünümüze Kur’an kursları, imam hatip okulları ve ilahiyat fakültelerindeki nitel ve nicel değişim ve dönüşümler ele alınmıştır. 4+4+4 ile birlikte öğretim programlarına yeni dâhil olan din dersleri, ülkemizdeki din eğitiminin yeniden yapılandırılması ve din eğitiminde devlet ve STK’ların konumu gibi konu başlıkları incelenmiştir. Araştırmanın en önemli özelliği Türkiye’de ilk defa devletin, din eğitiminde sivil iradeye daha fazla alan açması ve sivil din eğitimini teşvik etmesi gerektiğinin altını çizmesidir Bu rapor Türkiye'de Din Eğitimi Projesi kapsamında yayınlanmıştır. Bu rapor İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından Mehmet Bahçekapılı ’ya hazırlatılan "Türkiye’de Din Eğitiminin Dönüşümü" başlıklı araştırmanın sonuçlarını içermektedir. Bu rapor İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından Mehmet Bahçekapılı ’ya hazırlatılan "Türkiye’de Din Eğitiminin Dönüşümü" başlıklı araştırmanın sonuçlarını içermektedir. Çalışma üç ayrı bölümde 28 Şubat 1997 sonrası Türkiye’de din eğitimi alanındaki hem yasal/hukuki, hem de muhtelif alt alanları ile birlikte- kurumsal sivil din eğitimi alanındaki dönüşümleri ve yeni eğilimleri tespit etmektedir. 28 Şubat 1997 sonrası Türkiye’de din eğitimi alanındaki hem yasal/hukuki, hem de muhtelif alt alanları ile birlikte- kurumsal sivil din eğitimi alanındaki dönüşümleri ve yeni eğilimleri tespit etmektedir. 28 Şubat post modern darbe sürecinin aktörleri, 28 Şubat Millî Güvenlik Kurulu Toplantısı ve alınan kararlar ve kesintisiz eğitim uygulaması incelenmiştir. geçmişten dünümüze Kur’an kursları, imam hatip okulları ve ilahiyat fakültelerindeki nitel ve nicel değişim ve dönüşümler ele alınmıştır. 4+4+4 ile birlikte öğretim programlarına yeni dâhil olan din dersleri, ülkemizdeki din eğitiminin yeniden yapılandırılması ve din eğitiminde devlet ve STK’ların konumu gibi konu başlıkları incelenmiştir. Araştırmanın en önemli özelliği Türkiye’de ilk defa devletin, din eğitiminde sivil iradeye daha fazla alan açması ve sivil din eğitimini teşvik etmesi gerektiğinin altını çizmesidir Araştırmanın en önemli özelliği Türkiye’de ilk defa devletin, din eğitiminde sivil iradeye daha fazla alan açması ve sivil din eğitimini teşvik etmesi gerektiğinin altını çizmesidir Bu rapor Türkiye'de Din Eğitimi Projesi kapsamında yayınlanmıştır. Bu rapor İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından Mehmet Bahçekapılı ’ya hazırlatılan "Türkiye’de Din Eğitiminin Dönüşümü" başlıklı araştırmanın sonuçlarını içermektedir. Çalışma üç ayrı bölümde 28 Şubat 1997 sonrası Türkiye’de din eğitimi alanındaki hem yasal/hukuki, hem de muhtelif alt alanları ile birlikte- kurumsal sivil din eğitimi alanındaki dönüşümleri ve yeni eğilimleri tespit etmektedir. 28 Şubat post modern darbe sürecinin aktörleri, 28 Şubat Millî Güvenlik Kurulu Toplantısı ve alınan kararlar ve kesintisiz eğitim uygulaması incelenmiştir. geçmişten dünümüze Kur’an kursları, imam hatip okulları ve ilahiyat fakültelerindeki nitel ve nicel değişim ve dönüşümler ele alınmıştır. 4+4+4 ile birlikte öğretim programlarına yeni dâhil olan din dersleri, ülkemizdeki din eğitiminin yeniden yapılandırılması ve din eğitiminde devlet ve STK’ların konumu gibi konu başlıkları incelenmiştir. Araştırmanın en önemli özelliği Türkiye’de ilk defa devletin, din eğitiminde sivil iradeye daha fazla alan açması ve sivil din eğitimini teşvik etmesi gerektiğinin altını çizmesidir Bu rapor İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından Mehmet Bahçekapılı ’ya hazırlatılan "Türkiye’de Din Eğitiminin Dönüşümü" başlıklı araştırmanın sonuçlarını içermektedir. Çalışma üç ayrı bölümde 28 Şubat 1997 sonrası Türkiye’de din eğitimi alanındaki hem yasal/hukuki, hem de muhtelif alt alanları ile birlikte- kurumsal sivil din eğitimi alanındaki dönüşümleri ve yeni eğilimleri tespit etmektedir. 28 Şubat post modern darbe sürecinin aktörleri, 28 Şubat Millî Güvenlik Kurulu Toplantısı ve alınan kararlar ve kesintisiz eğitim uygulaması incelenmiştir. geçmişten dünümüze Kur’an kursları, imam hatip okulları ve ilahiyat fakültelerindeki nitel ve nicel değişim ve dönüşümler ele alınmıştır. 4+4+4 ile birlikte öğretim programlarına yeni dâhil olan din dersleri, ülkemizdeki din eğitiminin yeniden yapılandırılması ve din eğitiminde devlet ve STK’ların konumu gibi konu başlıkları incelenmiştir. Araştırmanın en önemli özelliği Türkiye’de ilk defa devletin, din eğitiminde sivil iradeye daha fazla alan açması ve sivil din eğitimini teşvik etmesi gerektiğinin altını çizmesidir Bu rapor İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından Mehmet Bahçekapılı ’ya hazırlatılan "Türkiye’de Din Eğitiminin Dönüşümü" başlıklı araştırmanın sonuçlarını içermektedir. Çalışma üç ayrı bölümde 28 Şubat 1997 sonrası Türkiye’de din eğitimi alanındaki hem yasal/hukuki, hem de muhtelif alt alanları ile birlikte- kurumsal sivil din eğitimi alanındaki dönüşümleri ve yeni eğilimleri tespit etmektedir. 28 Şubat post modern darbe sürecinin aktörleri, 28 Şubat Millî Güvenlik Kurulu Toplantısı ve alınan kararlar ve kesintisiz eğitim uygulaması incelenmiştir. geçmişten dünümüze Kur’an kursları, imam hatip okulları ve ilahiyat fakültelerindeki nitel ve nicel değişim ve dönüşümler ele alınmıştır. 4+4+4 ile birlikte öğretim programlarına yeni dâhil olan din dersleri, ülkemizdeki din eğitiminin yeniden yapılandırılması ve din eğitiminde devlet ve STK’ların konumu gibi konu başlıkları incelenmiştir. Araştırmanın en önemli özelliği Türkiye’de ilk defa devletin, din eğitiminde sivil iradeye daha fazla alan açması ve sivil din eğitimini teşvik etmesi gerektiğinin altını çizmesidir Bu rapor Türkiye'de Din Eğitimi Projesi kapsamında yayınlanmıştır.

Üniversite Öğrenci Kulüplerinde Yönetim ve Organizasyon


STK Konuşmaları; STK’ların gündemini etkileyen konuların sivil toplumdan katılımcılarla müzakere edildiği etkinlik serisidir. Bu rapor 09 Aralık 2017 tarihinde gerçekleştirilen “Üniversite Öğrenci Kulüplerinde Yönetim ve Organizasyon” başlıklı STK Konuşmasından yayına hazırlanmıştır. Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş’un moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Şehir Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitelerinden öğrenci kulüp temsilcileri katılmıştır. Etkinlikte üniversite öğrenci kulüplerinin yönetim ve organizasyonu; organizasyonel yapı, gönüllü ilişkileri, etkinlik düzenleme, mali kaynak bulma ve yönetme, yıllık planlama ve bütçe ile raporlama bakımlarından ele alınmıştır. Ayrıca, öğrenci kulüplerinin yönetim süreçlerinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları üzerinde durulmuştur. Ortaya konan sorunlar üzerine çözüm önerileri üretilerek bu rapor oluşturulmuştur.  STK Konuşmaları; STK’ların gündemini etkileyen konuların sivil toplumdan katılımcılarla müzakere edildiği etkinlik serisidir. Bu rapor 09 Aralık 2017 tarihinde gerçekleştirilen “Üniversite Öğrenci Kulüplerinde Yönetim ve Organizasyon” başlıklı STK Konuşmasından yayına hazırlanmıştır. Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş’un moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Şehir Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitelerinden öğrenci kulüp temsilcileri katılmıştır. Etkinlikte üniversite öğrenci kulüplerinin yönetim ve organizasyonu; organizasyonel yapı, gönüllü ilişkileri, etkinlik düzenleme, mali kaynak bulma ve yönetme, yıllık planlama ve bütçe ile raporlama bakımlarından ele alınmıştır. Ayrıca, öğrenci kulüplerinin yönetim süreçlerinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları üzerinde durulmuştur. Ortaya konan sorunlar üzerine çözüm önerileri üretilerek bu rapor oluşturulmuştur. STK Konuşmaları; STK’ların gündemini etkileyen konuların sivil toplumdan katılımcılarla müzakere edildiği etkinlik serisidir. Bu rapor 09 Aralık 2017 tarihinde gerçekleştirilen “Üniversite Öğrenci Kulüplerinde Yönetim ve Organizasyon” başlıklı STK Konuşmasından yayına hazırlanmıştır. Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş’un moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Şehir Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitelerinden öğrenci kulüp temsilcileri katılmıştır. Etkinlikte üniversite öğrenci kulüplerinin yönetim ve organizasyonu; organizasyonel yapı, gönüllü ilişkileri, etkinlik düzenleme, mali kaynak bulma ve yönetme, yıllık planlama ve bütçe ile raporlama bakımlarından ele alınmıştır. Ayrıca, öğrenci kulüplerinin yönetim süreçlerinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları üzerinde durulmuştur. Ortaya konan sorunlar üzerine çözüm önerileri üretilerek bu rapor oluşturulmuştur.

STK'larda Burs Uygulamaları ve İyileşme Önerileri


STK Konuşmaları; STK’ların gündemini etkileyen konuların sivil toplumdan katılımcılarla müzakere edildiği etkinlik serisidir. Bu rapor 21 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen “STK’larda Burs Uygulamaları ve İyileşme Alanları” başlıklı STK Konuşmasından yayına hazırlanmıştır.   Yaygın burs uygulamasına sahip STK'ların katılımı ile gerçekleşen etkinlikte sivil toplum alanında burs uygulamalarının artıları ve eksileri gündeme getirilmiştir. Bu rapor ise hem gündeme getirilen bu sorunlar hem de çözüm önerilerinden derlenmiştir. STK Konuşmaları; STK’ların gündemini etkileyen konuların sivil toplumdan katılımcılarla müzakere edildiği etkinlik serisidir. Bu rapor 21 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen “STK’larda Burs Uygulamaları ve İyileşme Alanları” başlıklı STK Konuşmasından yayına hazırlanmıştır. Yaygın burs uygulamasına sahip STK'ların katılımı ile gerçekleşen etkinlikte sivil toplum alanında burs uygulamalarının artıları ve eksileri gündeme getirilmiştir. Bu rapor ise hem gündeme getirilen bu sorunlar hem de çözüm önerilerinden derlenmiştir.