Logo

Yayınlar

Toplumun Görünümü 2025: Demografik ve Toplumsal Dönüşüm


Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en hızlı demografik dönüşümünü yaşıyor. Doğurganlık hızı gerilerken yaşlı nüfus oranı artıyor; haneler küçülüyor, aile yapısı çeşitleniyor, nüfus belirli metropollerde yoğunlaşıyor. Demografik fırsat penceresi hızla kapanırken bu dönemi toplumsal bir kazanıma çevirmek için elimizdeki zaman daralıyor. Toplumun Görünümü raporlarının beşincisi olan bu çalışma, Türkiye’nin bu kritik eşiğini veri temelli bir perspektifle ele alıyor. Her yıl düzenli olarak yayımlanan rapor serisinde bu kez demografik ve toplumsal dönüşüm odağa alınıyor. Nüfustan aileye, sağlık ve yaşlanmadan eğitime, ekonomiden çalışma hayatına, refah ve eşitsizlikten göçe, hukuktan kültür ve sanata, uzanan 11 farklı alanda Türkiye’nin son yıllardaki dönüşümü temel göstergelerle analiz ediliyor. Rapor, salt durum tespitinin ötesine geçerek her alanda somut politika önerileri sunuyor. Toplumun Görünümü 2025, birbirinden bağımsız görünen ama birbirine bağlı toplumsal dinamikleri bütüncül bir çerçevede kavrama çabasının ürünüdür. Böylece yalnızca akademik araştırmalara değil daha adil ve müreffeh bir toplumun inşasında karar alıcılara ve uygulayıcılara da yol gösterici bir kaynak olmayı amaçlıyor.

Aileyi Yeniden Düşünmek: Farklı Disiplinlerden Bakışlar


İLKE Vakfı Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM) tarafından hazırlanan bu çalışma, aile kurumunu farklı disiplinlerin bakış açılarıyla ele alan bir soruşturma dosyasıdır. Dosya, analitik bir araştırma raporu olmanın ötesinde; alanında yetkin uzmanların aileyi nasıl tanımladıklarını, bu kavramın kendi disiplinlerinde hangi anlam katmanlarına karşılık geldiğini ve günümüz Türkiye’sinde ailenin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koyan değerlendirmeleri bir araya getirerek çoğulcu bir tartışma zemini oluşturmayı amaçlamaktadır. Soruşturma, farklı perspektifleri bir araya getirerek düşünsel bir zenginlik üretmeyi hedeflemektedir.  Aile; sosyolojik, psikolojik, ekonomik, hukuki ve kültürel boyutlarıyla çok katmanlı bir yapıdır. Bu dosya, aile kurumunun karşı karşıya olduğu yapısal zorlukları, demografik eğilimlerde gözlenen değişimleri ve bu değişimlerin farklı disiplinlerce nasıl anlamlandırıldığını disiplinlerarası bir çerçevede tartışmaya açmaktadır. Aynı zamanda, aile kurumunun sürdürülebilirliği ve güçlendirilmesine yönelik farklı alanlardan geliştirilen değerlendirmeleri ve önerileri görünür kılarak mevcut tartışmaları derinleştirmeyi amaçlamaktadır.

Eğitim İzleme Raporu 2025


Eğitim, modern toplumların inşasında bireysel refahın artırılması, sosyal hareketliliğin sağlanması ve ulusal ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği adına tarihsel açıdan en stratejik araçlarından biri olarak kabul edilir. Bu nedenle eğitim sistemlerinin çıktıları ile işgücü piyasasının ihtiyaçları arasındaki ilişki, toplumlarda giderek daha fazla önem kazanıyor. Türkiye’de her yıl milyonlarca gencin mezun olarak işgücü piyasasına katılması, bu ilişkinin niteliğini daha da kritik hale getirmekte ve eğitim ile istihdam arasındaki uyuma yönelik tartışmaları yoğunlaştırmaktadır. Eğitim İzleme Raporu, Türkiye’de eğitim sisteminin mevcut durumunu çok boyutlu bir çerçevede resmi veriler ışığında ele alıyor ve yıllık gelişmeleri izleyerek değerlendiriyor. Bu yıl raporun odağında eğitim-istihdam ilişkisi yer alıyor; eğitim sisteminin çıktıları, işgücü piyasasının talepleri ve bu iki alan arasındaki uyum güncel veriler ve uluslararası karşılaştırmalar ışığında inceleniyor. Rapor; okul öncesinden yükseköğretime, finansmandan eğitim ortamlarına, öğretmenlik mesleğinden eğitimdeki eşitsizliklere uzanan 12 bölümle Türkiye’de eğitimin kapsamlı bir görünümünü sunuyor. Her bölümde mevcut durum analiz ediliyor ve politika önerileri geliştiriliyor. Politika yapıcılar, araştırmacılar, eğitimciler ve eğitim gündemine ilgi duyan herkes için kapsamlı bir referans kaynak olan bu rapor, eğitim alanındaki tartışmalara veri temelli bir zemin kazandırıyor.

Türkiye'de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu


Türkiye’de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersinin 4. sınıftan itibaren okul programlarında yer alması ve ilkokulun ilk üç yılında bu alanda bir dersin bulunmaması, din eğitimine erişim açısından önemli bir sınırlılık oluşturmaktadır. Bu durum, çocukların erken yaşlarda ortaya çıkan dini merak ve sorgulamalarının kurumsal olarak karşılanamamasına yol açmakta; meselenin gerekçeleri ve sonuçlarının çok yönlü biçimde ele alınmasını gerekli kılmaktadır.   Bu analiz raporu, DKAB dersinin ilkokulda başlama düzeyine ilişkin tartışmaları tarihsel, hukuki ve pedagojik çerçevede ele alarak mevcut uygulamayı kapsamlı biçimde değerlendirmektedir. Yapılan değerlendirmeler, söz konusu sınırlılığın açık bir hukuki ya da bilimsel temele dayanmadığını ortaya koyarken; uluslararası uygulamalar ve gelişim psikolojisi bulguları, erken çocukluk döneminde din ve ahlak eğitiminin uygun pedagojik yaklaşımlarla sunulabileceğine işaret etmektedir.   Rapor, mevcut uygulamanın dayandığı varsayımları sorgulayarak çocukların gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçları temelinde bütüncül bir değerlendirme sunmaktadır. Bu çerçevede çalışma, ilkokulda din eğitimine erişim sorununu farklı boyutlarıyla ele almakta; hem konunun analitik çerçevesine katkı sağlamakta hem de eğitimciler, politika yapıcılar ve araştırmacılar için uygulanabilir öneriler ortaya koymaktadır.

Türkiye'de Öşür Potansiyeli ve Yoksulluk: Bölgesel Bir İnceleme


Türkiye’nin sahip olduğu güçlü tarımsal üretim kapasitesi, yalnızca ekonomik bir değer üretmekle kalmamakta; aynı zamanda toplumsal dayanışma ve yoksulların ihtiyacının karşılanması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Tarım ürünlerinin zekâtı olan öşür, tarihsel olarak sosyal adaletin tesisinde ve ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Günümüzde bireysel bir dini vecibe olarak varlığını sürdürmesine rağmen, öşrün sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilmediği görülmektedir. Bu çerçevede hazırlanan “Türkiye’de Öşür Potansiyeli ve Yoksulluk: Bölgesel Bir İnceleme” başlıklı araştırma raporu, Türkiye’deki tarımsal üretim verileri üzerinden öşür potansiyelini bölgesel düzeyde analiz ederek söz konusu potansiyelin yoksullukla mücadeledeki rolünü kapsamlı biçimde ele almaktadır. “Türkiye’de Öşür Potansiyeli ve Yoksulluk: Bölgesel Bir İnceleme” başlıklı araştırma raporumuzda; detaylı şekilde ele alınmakta ve Türkiye’de öşür kurumunun sosyal refahın güçlendirilmesi ve yoksullukla mücadele bağlamında nasıl değerlendirilebileceğine dair kapsamlı bir analiz sunulmaktadır.