Logo

Yayınlar

İslami Fintek: Yenilikçi Finans Çözümleri


İslami Fintek: Yenilikçi Finans Çözümleri" başlıklı rapor, İslami finansın temel ilkeleriyle modern teknolojiyi bir araya getirerek finansal hizmetlerde nasıl yenilikçi çözümler sunduğunu derinlemesine analiz ediyor. Faizsiz, risk paylaşımına dayalı, sosyal adalet ve etik ilkeleri önceleyen İslami finansın dijitalleşme süreci, özellikle son yıllarda hız kazanarak mobil ödemeler, dijital cüzdanlar, blokzincir teknolojileri, robo-danışmanlar ve merkeziyetsiz finans çözümleriyle finans dünyasında dönüşüm yaratıyor.   Raporda, İslami fintekin Türkiye ve dünyada katılım bankacılığı üzerindeki etkileri, finansal kapsayıcılığı artırmadaki rolü ve pazar payını genişletme potansiyeli detaylandırılıyor. Türkiye’de İslami fintek alanında sınırlı sayıda çalışma olmasına rağmen, bu rapor, literatüre önemli katkılar sunarak hem küresel hem de yerel düzeyde İslami fintek girişimlerinin gelişimini destekliyor. Küresel düzeyde, İslami fintek sektörünün karşılaştığı zorluklar ve bu alanda ihtiyaç duyulan regülasyon, yatırım ve inovasyon gereksinimleri inceleniyor; Türkiye içinse sektördeki mevcut eksikliklerin giderilmesi ve fintek potansiyelinin daha verimli kullanılması için öneriler sunuluyor.   Rapor, İslami finansı teknolojiyle buluşturarak etik, erişilebilir ve kullanıcı dostu bir finansal hizmet yapısının nasıl oluşturulabileceğine dair rehber niteliğinde bilgiler sunarken, İslami fintekin küresel finans ekosisteminde daha güçlü bir aktör olarak yer alması için stratejik yolları da tartışıyor.

The Outlook of Palestine: Palestinian Society in Data Report - English Version


For decades, Palestine has endured the hardships of Israeli occupation. Since October 7, 2023, the violence perpetrated by the occupying regime has escalated to genocide, pushing the Palestinian issue to the forefront of global public opinion and raising urgent questions about Palestine and the actions of the occupying power.   What are Palestinians' longstanding administrative, economic, and social challenges? How has the occupation impacted Palestinian society, and how does that society continue to resist? This report, The Outlook of Palestine, seeks to answer these critical questions.   The report provides a comprehensive examination of Palestine’s socio-economic situation before October 7 and analyses the effects of Israeli occupation policies on Palestinian society. Using critical indicators in demography, economy, education, health, and labor, the report presents data that reveals both the structural challenges and the resilience within Palestinian society. Additionally, it explores the impact of Israel’s blockade and settlement policies on daily life in Palestine, the conditions of Palestinians in the diaspora, and the social consequences of the occupation.   The Outlook of Palestine report aims to be a resource for studies on Palestine worldwide. The primary purpose of this report is to meet the most basic need in the field of information in today’s world, where the liberation of Palestine requires the partnership of power, will, and knowledge. For decades, Palestine has endured the hardships of Israeli occupation. Since October 7, 2023, the violence perpetrated by the occupying regime has escalated to genocide, pushing the Palestinian issue to the forefront of global public opinion and raising urgent questions about Palestine and the actions of the occupying power. For decades, Palestine has endured the hardships of Israeli occupation. Since October 7, 2023, the violence perpetrated by the occupying regime has escalated to genocide, pushing the Palestinian issue to the forefront of global public opinion and raising urgent questions about Palestine and the actions of the occupying power. What are Palestinians' longstanding administrative, economic, and social challenges? How has the occupation impacted Palestinian society, and how does that society continue to resist? This report, The Outlook of Palestine, seeks to answer these critical questions. What are Palestinians' longstanding administrative, economic, and social challenges? How has the occupation impacted Palestinian society, and how does that society continue to resist? This report, The Outlook of Palestine, seeks to answer these critical questions. The report provides a comprehensive examination of Palestine’s socio-economic situation before October 7 and analyses the effects of Israeli occupation policies on Palestinian society. Using critical indicators in demography, economy, education, health, and labor, the report presents data that reveals both the structural challenges and the resilience within Palestinian society. Additionally, it explores the impact of Israel’s blockade and settlement policies on daily life in Palestine, the conditions of Palestinians in the diaspora, and the social consequences of the occupation. The report provides a comprehensive examination of Palestine’s socio-economic situation before October 7 and analyses the effects of Israeli occupation policies on Palestinian society. Using critical indicators in demography, economy, education, health, and labor, the report presents data that reveals both the structural challenges and the resilience within Palestinian society. Additionally, it explores the impact of Israel’s blockade and settlement policies on daily life in Palestine, the conditions of Palestinians in the diaspora, and the social consequences of the occupation. The Outlook of Palestine report aims to be a resource for studies on Palestine worldwide. The primary purpose of this report is to meet the most basic need in the field of information in today’s world, where the liberation of Palestine requires the partnership of power, will, and knowledge. The Outlook of Palestine report aims to be a resource for studies on Palestine worldwide. The primary purpose of this report is to meet the most basic need in the field of information in today’s world, where the liberation of Palestine requires the partnership of power, will, and knowledge.

Türkiye'de İslam İktisadı ve Finansı Ekosistem Raporu


Bu rapor, Türkiye'de İslam iktisadı ve finansının mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyel gelişim alanlarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. İLKE Vakfı bünyesindeki İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) tarafından hazırlanan bu çalışma, Türkiye'deki İslami finans kurumlarının, katılım bankalarının, sigortacılık ve sermaye piyasalarının gelişim süreçlerini analiz ederken, dijitalleşme, finansal teknolojiler ve katılım bankacılığı sektöründeki önemli değişimleri ele almaktadır.   Rapor, 2023 yılındaki önemli gelişmelere, istatistiklere ve geleceğe yönelik öngörülere yer vermekte; akademisyenler, sektör profesyonelleri ve politika yapıcılar için rehber niteliğinde stratejik öneriler sunmaktadır. İslam iktisadı ve finansı ekosisteminin adil ve insani bir ekonomik düzen inşa etme çabalarına katkıda bulunmayı amaçlayan bu rapor, okuyuculara alternatif bir iktisadi sistemin kapılarını aralamaktadır.  Bu rapor, Türkiye'de İslam iktisadı ve finansının mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyel gelişim alanlarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. İLKE Vakfı bünyesindeki İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) tarafından hazırlanan bu çalışma, Türkiye'deki İslami finans kurumlarının, katılım bankalarının, sigortacılık ve sermaye piyasalarının gelişim süreçlerini analiz ederken, dijitalleşme, finansal teknolojiler ve katılım bankacılığı sektöründeki önemli değişimleri ele almaktadır. Rapor, 2023 yılındaki önemli gelişmelere, istatistiklere ve geleceğe yönelik öngörülere yer vermekte; akademisyenler, sektör profesyonelleri ve politika yapıcılar için rehber niteliğinde stratejik öneriler sunmaktadır. İslam iktisadı ve finansı ekosisteminin adil ve insani bir ekonomik düzen inşa etme çabalarına katkıda bulunmayı amaçlayan bu rapor, okuyuculara alternatif bir iktisadi sistemin kapılarını aralamaktadır.

Göçmenlere Yönelik Tutumlar: İşgücü Piyasaları Bağlamında Bir Analiz


Göçmenler, günümüzde Türk kamuoyunun toplumsal sorun önceliklerinde ilk sıralarda yer almaktadır. Güncel tartışmalarda göç sorununun, kültürel ve politik yönlerinin ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Ancak kapsamlı kamuoyu araştırmaları, vatandaşların göçmenlere ilişkin olumsuz tutumlarının temelinde, işgücü piyasalarındaki rekabet tehdidi algısının yattığını göstermektedir. Ülkemizde göçmen işgücü figürü, 1990’ların ortasından itibaren görünür olmakla birlikte; kamuoyunun ilgisi 2011 sonrası Suriyelilerin göçüyle canlanmıştır. Suriyeli göçmenlerin varlığı, diğer göçmen grupları gibi, kayıt dışı ve güvencesiz işlerde yoğunlaşmıştır. Bu analiz raporu, göçmenlere yönelik tutumları yönlendiren işgücü piyasalarıyla bağlantılı koşulları, Türk toplumu bağlamında değerlendirmeyi hedeflemektedir. Raporda, vatandaşların tutumlarının işgücü piyasalarındaki koşullardan nasıl etkilendiği kuramlar üzerinden tartışmaya açılmış ve işgücü piyasalarında bir göçmen alt segmenti oluşmasına neden olan koşullar değerlendirilmiştir. Son olarak, var olan kapsamlı veri setleri üzerinden vatandaşların işgücü piyasalarındaki konumlarına göre tutum farkları analiz edilmiştir.  Göçmenler, günümüzde Türk kamuoyunun toplumsal sorun önceliklerinde ilk sıralarda yer almaktadır. Güncel tartışmalarda göç sorununun, kültürel ve politik yönlerinin ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Ancak kapsamlı kamuoyu araştırmaları, vatandaşların göçmenlere ilişkin olumsuz tutumlarının temelinde, işgücü piyasalarındaki rekabet tehdidi algısının yattığını göstermektedir. Ülkemizde göçmen işgücü figürü, 1990’ların ortasından itibaren görünür olmakla birlikte; kamuoyunun ilgisi 2011 sonrası Suriyelilerin göçüyle canlanmıştır. Suriyeli göçmenlerin varlığı, diğer göçmen grupları gibi, kayıt dışı ve güvencesiz işlerde yoğunlaşmıştır. Bu analiz raporu, göçmenlere yönelik tutumları yönlendiren işgücü piyasalarıyla bağlantılı koşulları, Türk toplumu bağlamında değerlendirmeyi hedeflemektedir. Raporda, vatandaşların tutumlarının işgücü piyasalarındaki koşullardan nasıl etkilendiği kuramlar üzerinden tartışmaya açılmış ve işgücü piyasalarında bir göçmen alt segmenti oluşmasına neden olan koşullar değerlendirilmiştir. Son olarak, var olan kapsamlı veri setleri üzerinden vatandaşların işgücü piyasalarındaki konumlarına göre tutum farkları analiz edilmiştir.

Türkiye Eğitim Sisteminde Sosyal-Duygusal Öğrenme


Türkiye Eğitim Sisteminde Sosyal-Duygusal Öğrenme   Öğrenmeyi kolaylaştırma, davranış problemlerini azaltma, yeniliklere uyum, değişen istihdam taleplerine yanıt verme, dezavantajlı öğrencileri destekleme gibi sağladığı çok boyutlu faydalar ile sosyal ve duygusal beceriler, çocukların akademik performanslarını ve hayat boyu öğrenmelerini geliştirmede kritik role sahiptir. Bu becerileri güçlü olan öğrencilerin sosyal bağlantılarını daha kolay kurabildiği ve sürdürebildiği, zorluklarla daha kolay başa çıkabildiği, öğrenmeye daha hazır olduğu görülmektedir. Son yıllarda, okullarda zorbalık, uyum sorunları, madde kullanımı, kontrolsüz teknoloji kullanımındaki artışlar, salgın, deprem gibi biyolojik ve doğal afetler; öğrencilerin duygusal refahını, kişiler arası etkileşimlerini, sosyal uyumlarını etkileyerek stres ve kaygı düzeylerini artırmaktadır. Bu sorunlarla baş etmeyi kolaylaştıran sosyal ve duygusal becerilerin önemi daha da belirgin hale gelmiş; sosyal duygusal gelişim, artık, çocukların eğitiminin ve başarılı okul reformu çabalarının temel bir parçası olarak kabul görmeye başlamıştır. Sosyal-duygusal becerilerin güçlü olması, öğrencilerin yalnızca akademik becerilerini değil, aynı zamanda dayanıklılık, özdenetim ve sosyal farkındalık gibi sosyal ve duygusal becerilerini de artırmaktadır. Bu bağlamda, erken çocukluk yıllarından itibaren sosyal-duygusal becerilerin geliştirilmesi ve bu gelişimin planlı ölçme ve değerlendirme faaliyetleriyle takip edilmesi önemlidir. Bu çalışmayla da dünyada ve Türkiye’de sosyal-duygusal öğrenmeye yönelik uygulamalar, sosyal-duygusal becerilere yönelik ölçme ve değerlendirme konuları veriler ışığında ele alınarak temel ihtiyaç alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda öneriler sunulması amaçlanmıştır. Türkiye Eğitim Sisteminde Sosyal-Duygusal Öğrenme    Öğrenmeyi kolaylaştırma, davranış problemlerini azaltma, yeniliklere uyum, değişen istihdam taleplerine yanıt verme, dezavantajlı öğrencileri destekleme gibi sağladığı çok boyutlu faydalar ile sosyal ve duygusal beceriler, çocukların akademik performanslarını ve hayat boyu öğrenmelerini geliştirmede kritik role sahiptir. Bu becerileri güçlü olan öğrencilerin sosyal bağlantılarını daha kolay kurabildiği ve sürdürebildiği, zorluklarla daha kolay başa çıkabildiği, öğrenmeye daha hazır olduğu görülmektedir. Son yıllarda, okullarda zorbalık, uyum sorunları, madde kullanımı, kontrolsüz teknoloji kullanımındaki artışlar, salgın, deprem gibi biyolojik ve doğal afetler; öğrencilerin duygusal refahını, kişiler arası etkileşimlerini, sosyal uyumlarını etkileyerek stres ve kaygı düzeylerini artırmaktadır. Bu sorunlarla baş etmeyi kolaylaştıran sosyal ve duygusal becerilerin önemi daha da belirgin hale gelmiş; sosyal duygusal gelişim, artık, çocukların eğitiminin ve başarılı okul reformu çabalarının temel bir parçası olarak kabul görmeye başlamıştır. Sosyal-duygusal becerilerin güçlü olması, öğrencilerin yalnızca akademik becerilerini değil, aynı zamanda dayanıklılık, özdenetim ve sosyal farkındalık gibi sosyal ve duygusal becerilerini de artırmaktadır. Bu bağlamda, erken çocukluk yıllarından itibaren sosyal-duygusal becerilerin geliştirilmesi ve bu gelişimin planlı ölçme ve değerlendirme faaliyetleriyle takip edilmesi önemlidir. Bu çalışmayla da dünyada ve Türkiye’de sosyal-duygusal öğrenmeye yönelik uygulamalar, sosyal-duygusal becerilere yönelik ölçme ve değerlendirme konuları veriler ışığında ele alınarak temel ihtiyaç alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda öneriler sunulması amaçlanmıştır. Öğrenmeyi kolaylaştırma, davranış problemlerini azaltma, yeniliklere uyum, değişen istihdam taleplerine yanıt verme, dezavantajlı öğrencileri destekleme gibi sağladığı çok boyutlu faydalar ile sosyal ve duygusal beceriler, çocukların akademik performanslarını ve hayat boyu öğrenmelerini geliştirmede kritik role sahiptir. Bu becerileri güçlü olan öğrencilerin sosyal bağlantılarını daha kolay kurabildiği ve sürdürebildiği, zorluklarla daha kolay başa çıkabildiği, öğrenmeye daha hazır olduğu görülmektedir. Son yıllarda, okullarda zorbalık, uyum sorunları, madde kullanımı, kontrolsüz teknoloji kullanımındaki artışlar, salgın, deprem gibi biyolojik ve doğal afetler; öğrencilerin duygusal refahını, kişiler arası etkileşimlerini, sosyal uyumlarını etkileyerek stres ve kaygı düzeylerini artırmaktadır. Bu sorunlarla baş etmeyi kolaylaştıran sosyal ve duygusal becerilerin önemi daha da belirgin hale gelmiş; sosyal duygusal gelişim, artık, çocukların eğitiminin ve başarılı okul reformu çabalarının temel bir parçası olarak kabul görmeye başlamıştır. Sosyal-duygusal becerilerin güçlü olması, öğrencilerin yalnızca akademik becerilerini değil, aynı zamanda dayanıklılık, özdenetim ve sosyal farkındalık gibi sosyal ve duygusal becerilerini de artırmaktadır. Bu bağlamda, erken çocukluk yıllarından itibaren sosyal-duygusal becerilerin geliştirilmesi ve bu gelişimin planlı ölçme ve değerlendirme faaliyetleriyle takip edilmesi önemlidir. Bu çalışmayla da dünyada ve Türkiye’de sosyal-duygusal öğrenmeye yönelik uygulamalar, sosyal-duygusal becerilere yönelik ölçme ve değerlendirme konuları veriler ışığında ele alınarak temel ihtiyaç alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda öneriler sunulması amaçlanmıştır.