İLKE Vakfı, "Toplumun Görünümü" araştırma dizisinin beşinci raporu olan "Toplumun Görünümü 2025: Demografik ve Toplumsal Dönüşüm" düzenlenen lansman ve panel programıyla kamuoyuna sundu. Vakfın Üsküdar'daki merkezinde gerçekleşen program, İLKE Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Üyesi Kurtuluş Öztürk'ün açılış konuşmasıyla başladı.
Öztürk konuşmasında, İLKE Vakfı'nın eğitim, toplum ve iktisat gibi toplumun ihtiyaç duyduğu alanlarda araştırmalar yapan, veri temelli bilgi üreten ve bu bilgiyi politika yapıcılarla ve ilgili paydaşlarla paylaşan bir düşünce kuruluşu olarak görev yaptığını ifade etti. Vakfın üretimlerini bünyesindeki araştırma merkezleri üzerinden yürüttüğünü belirten Öztürk, "Nüfus düşüyor, yaşlanıyor, bir taraftan haneler küçülüyor; önemli bir değişim dönemi yaşıyoruz. Rapor, 'Türkiye'de neler oluyor?' sorusuna farklı alanlardan uzman hocalarımızın katkılarıyla cevap vermeye çalışıyor" dedi.
Doğurganlık tarihinin en düşük seviyesinde
Raporun sunumunu, editörlüğünü de üstlenen Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Fatih Aysan gerçekleştirdi. Aysan, raporda nüfus ve toplumsal değişime odaklandıklarını; nüfusun yaşlanması, doğurganlığın düşüşü ve aile yapısının değişimi üzerine çalıştıklarını belirtti. Raporun, Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM) tarafından nüfustan hukuka, eğitimden kültür-sanata kadar 11 farklı alanda, ağırlıklı olarak TÜİK'in kamuya açık verileri kullanılarak hazırlandığını söyledi.
Aysan, Türkiye'nin doğurganlık hızının tarihinin en düşük seviyelerine gerilediğine dikkat çekerek, ülkenin Ukrayna, Arjantin, Şili, Çin ve Güney Kore gibi doğurganlığı hızla düşen ülkeler arasında yer aldığını kaydetti. Toplam doğurganlık hızının 2025'te 1,42 çocuğa kadar düştüğünü, İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük illerde bu oranın 1,2'nin altına indiğini aktardı.
Haneler küçülüyor, evlilik yaşı yükseliyor
Ortalama hane büyüklüğünün 2010'ların başındaki 3,8 seviyesinden günümüzde 3,08'e gerilediğini, buna karşılık toplam hane sayısının arttığını belirten Aysan, aile yapısındaki dönüşüme dikkat çekti: "Özellikle tek kişinin yaşadığı hane halkı önemli. 2014 ile 2025 arasında, yani 11 yıl gibi kısa bir sürede yüzde 14'ten yüzde 21'e çıkmış durumda. Diğer taraftan çekirdek aile dediğimiz grup yüzde 45'lerden yüzde 37'ye düşmüş. Geniş aile ise yüzde 16'dan yüzde 13'e kadar gerilemiş."
İlk evlenme yaşının kadın ve erkekte 30'lu yaşlara, eğitimli bireylerde daha da ileriye taşındığını belirten Aysan, bunun doğurganlığı etkileyen önemli bir etken olduğunu vurguladı.
"Yaşlanan toplum için daha fazla politika üretmeliyiz"
Aysan, raporda aktif yaşlanma endeksinin de ele alındığını belirterek, bu endeksin Türkiye'de 30 iken Avrupa Birliği ortalamasının 37 civarında seyrettiğini söyledi. Aysan, "Bu da yaşlanan toplumun ihtiyaçları üzerine bizim daha fazla politika üretmemiz gerektiğini gösteriyor" dedi.
Eğitim göstergelerindeki iyileşmeye de değinen Aysan, lisans mezunu oranının 2008'deki yüzde 9'dan yüzde 21'e, lise mezunu oranının yüzde 17'den yüzde 24'e yükseldiğini; buna karşılık ilkokul mezunu oranının yüzde 54'ten yüzde 43'e, okuma yazma bilmeyenlerin oranının ise yüzde 12'den yüzde 3'e düştüğünü aktardı. Bu göstergelerin OECD ve Avrupa Birliği ortalamalarına yaklaştığını ifade etti.
Panelde Türkiye'nin demografik geleceği tartışıldı
Sunumun ardından "Toplumsal Dönüşüm ve Türkiye'nin Demografik Geleceği" başlıklı panel gerçekleştirildi. Prof. Dr. Mehmet Fatih Aysan'ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde Prof. Dr. Mehmet Ali Eryurt, Prof. Dr. Orhan Koçak ve Prof. Dr. Emine Özmete, raporun bulgularını farklı disiplinlerin penceresinden değerlendirdi. Panelistler; düşen doğurganlık, yaşlanan nüfus ve değişen aile yapısının kamu politikaları açısından yarattığı zorlukları ve fırsatları ele aldı.
Program, katılımcıların soru ve değerlendirmelerinin ardından sona erdi.
Rapora ve diğer "Toplumun Görünümü" raporları için: tıklayınız.