Logo

Alan İzleme Raporu | Toplumun Görünümü 2022

Kategori: Rapor Sunumu Tarih: 10 Ocak 2023

Etkinlik Detayları

Özet

Alan İzleme Raporları ve Sosyal Veri projelerinin ortak bir çıktısı olan Toplumun Görünümü 2022 raporu 10 Ocak 2023 tarihinde kamuoyuna sunulacak. "Salgın Sonrası Toplum" temasını ele alan raporda 2022 yılında değişen yönleriyle salgın sonrası toplumun bir portresi çiziliyor. Raporda 16 farklı başlık üzerinden toplumun görünümü güncel veriler ışığında ele alınıyor.

Toplumun Görünümü 2022 raporunun ilk bölümünde Nüfus, Sosyal Gruplar, Eğitim, Ekonomi, Çalışma Hayatı ve Meslekler, Refah ve Eşitsizlik, Sağlık, Hukuk, Yaşam ve Kültür, Medya ve İletişim gibi 16 konu başlığı üzerinden salgının ardından toplumun farklı veçheleri inceleniyor. Raporla birlikte salgın sonrası toplumda görünür olmaya başlayan sosyal meseleler ortaya çıkarılıyor.

Raporun ikinci kısmında ise salgın sonrası toplumun farklı boyutlarını oluşturan Sağlık, Aile, Eğitim, Çalışma Hayatı ve Toplumsal Eşitsizlikler başlıkları alanlarında uzman Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Uçar, Doç. Dr. Taner Atmaca, Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın, Dr. Elyesa Koytak ve Prof. Dr. Lütfi Sunar tarafından kapsamlı bir şekilde mercek altına alınıyor.

Raporla beraber salgının ardından toplumun karnesini ortaya çıkarıyor, toplumsal meselelerin tespitinde ilk adımı atıyoruz. Prof. Dr. Lütfi Sunar, Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın ve Dr. Öğr. Üyesi Elyesa Koytak'ın sunumlarıyla gerçekleşecek panelde 2022 yılının genel görünümü topluma ait konular ekseninde ele alınacak.

Salgın sonrası toplumun analizini araştırmacıların, politika yapıcıların ve kamuoyunun ilgisine sunuyoruz!


Etkinlik Videosu

İlgili İçerikler

Toplumun Görünümü 2025: Demografik ve Toplumsal Dönüşüm

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en hızlı demografik dönüşümünü yaşıyor. Doğurganlık hızı gerilerken yaşlı nüfus oranı artıyor; haneler küçülüyor, aile yapısı çeşitleniyor, nüfus belirli metropollerde yoğunlaşıyor. Demografik fırsat penceresi hızla kapanırken bu dönemi toplumsal bir kazanıma çevirmek için elimizdeki zaman daralıyor.Toplumun Görünümü raporlarının beşincisi olan bu çalışma, Türkiye’nin bu kritik eşiğini veri temelli bir perspektifle ele alıyor. Her yıl düzenli olarak yayımlanan rapor serisinde bu kez demografik ve toplumsal dönüşüm odağa alınıyor. Nüfustan aileye, sağlık ve yaşlanmadan eğitime, ekonomiden çalışma hayatına, refah ve eşitsizlikten göçe, hukuktan kültür ve sanata, uzanan 11 farklı alanda Türkiye’nin son yıllardaki dönüşümü temel göstergelerle analiz ediliyor. Rapor, salt durum tespitinin ötesine geçerek her alanda somut politika önerileri sunuyor.Toplumun Görünümü 2025, birbirinden bağımsız görünen ama birbirine bağlı toplumsal dinamikleri bütüncül bir çerçevede kavrama çabasının ürünüdür. Böylece yalnızca akademik araştırmalara değil daha adil ve müreffeh bir toplumun inşasında karar alıcılara ve uygulayıcılara da yol gösterici bir kaynak olmayı amaçlıyor.Toplumun Görünümü 2025 Yönetici Özeti

13 Şubat 2024

Toplumun Görünümü 2023: Kent ve Konut

Raporda Neler VarToplumunun Dönüşümüne DairTürkiye'deki Dönüşümün SerencamıTemel Toplumsal Göstergeler81 İlin Sosyoekonomik GörünümüKonut Piyasası, İnşaat Sektörü ve Konut Mülkiyeti100 Grafik62 Harita20 Tablo45 Bulgu ve ÖneriBir Bakışta TürkiyeNüfus, Hanehalkı ve AileTürkiye’de doğurganlık hızı Avrupa ülkeleri seviyesine indi (‰1,62). Doğum yapan annelerin ortalama yaşı (29,2) ve yaşlı bağımlılık oranı ise artış halinde (%14,5). Yakın gelecekte orta yaş gruplarında yoğunlaşan bir demografik yapının olacağını öngörmek zor değil.Belde ve köylerde yaşayan nüfus içinde çocuk oranı %20’nin altına indi, yaşlı oranı ise %20’ye yaklaştı.Türkiye’de bir haneyi paylaşan ortalama kişi sayısı azalıyor (3,17). Tek kişilik hanelerin oranı (%19,4) ve tek ebeveyn ile çocuklardan oluşan hanelerin oranı ise artıyor (%10,3). Hanehalkı geliriyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlananların oranı ciddi bir seviyede (%50,7).Kadınların ve erkeklerin ilk evlenme yaşı artıyor (25,6 ve 28,2). Evlilikten memnun olmadığını ifade eden kadınların oranı (%2,8) erkeklerin (%1,2) iki katından da fazla.EkonomiTürkiye’de ekonomik eşitsizlik artıyor. İşverenlerin geliri istihdamdaki herkesin ortalama gelirinin 3,5 katı oldu. Gini katsayısı 2005’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı (0,415).Yoksulluk oranı %20’nin altına inmiyor. Türkiye’de her beş kişiden biri yoksul.Yükseköğretim mezunlarının önemli bir kısmı düşük nitelikli işlerde çalışıyor (%42,6). 15-24 yaş arası her dört gençten biri ne eğitimde ne istihdamda. Üniversite diploması olan çalışanların iş gelirleri giderek ortalama kazanca yaklaşıyor.Ülke GSYH’sinin %30,4’ünü İstanbul oluşturuyor fakat gelir eşitsizliğinin de en yüksek olduğu il İstanbul.Türkiye’de yaklaşık üç haneden biri temel harcamalarını yapmakta zorlanıyor. Her on haneden dördü haftada üç gün et, tavuk ya da balık harcamasını karşılayamayacak durumda.EğitimYükseköğretim mezunu nüfus oranı en yüksek seviyede (%23,6). Bu oran sadece on sene önce yarısı kadardı. Eğitimli nüfus arttıkça gelir, aile, hayat tarzı, siyaset ve bilgiyle kurulan ilişki de yoğun şekilde dönüşüyor ve dönüşmeye devam edecek.Türkiye’de ortalama eğitim süresi giderek artıyor (9,2 yıl) ve bu artışta en büyük etken yükseköğretimin yaygınlaşması. Bu süre Güneydoğu illerinde daha düşük ancak on yıl önceye göre ortalama eğitim süresi en çok artış yaşayan iller de bu bölgede.Eğitim sisteminin giderek artan toplumsal talep karşısında nicel ve nitel yeterliliği hayati önemde. Hem İstanbul ve Bursa başta olmak üzere büyükşehirlerde hem de Şanlıurfa gibi Güneydoğu illerinde öğretmen ve derslik başına öğrenci sayıları yüksek.Okul öncesinde her 5 öğrenciden 1’i özel okulda okuyor ve bu oran artış eğiliminde. Bu, bilhassa metropollerde daha yüksek seviyede.Yükseköğretim öğrenci yoğunluğu en yüksek iller Karabük, Bayburt, Isparta, Gümüşhane ve Burdur.GöçTürkiye’de hem iller arası göç hem dış göç giderek yoğunluk kazanıyor. 2022’de 2,8 milyon kişi iller arasında göç etti. İstanbul’un net göç hızı eksi değerde. Türkiye’den 139 bin Türk vatandaşı yurtdışına, 400 bin yabancı da Türkiye’ye göç etti.Tekirdağ, Yalova ve Kocaeli başta olmak üzere Marmara Bölgesi son on yılda sürekli göç aldı ve yüksek bir nüfus artış hızına sahip oldu. Yakın gelecekte sadece İstanbul’un değil, bu bölgenin demografik yoğunluğunu ve beraberinde getirdiği konuları tartışacağız.Sağlık ve HukukTürkiye diğer ülkelere kıyasla, sağlık kurumlarına kişi başı başvuru sayısı bakımından hayli yüksek, ancak kişi başına düşen hekim sayısı bakımından hayli düşük seviyede.Nüfusa oranla uzman hekim sayısında bölgeler arası ve bölge içi eşitsizliklerin daha derin olduğu görülüyor.Hukuk hizmetlerine talep her sene artarken adli işlemlerin makul sürede tamamlanması önemli bir sorun. Ayrıca hakimlerin %27’si, savcıların ise %35’i son beş yılda mesleğe girmiş durumda.Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma evresindeki dosya sayısı on yıl önceye göre en çok artış Güneydoğu’da.Suçun işlendiği ile göre hükümlü yoğunluğunda İzmir ve Antalya başta olmak üzere Ege ve Akdeniz şehirleri üst sıralarda.Kent ve Konutİnşaat Sektörüİnşaat sektörünün GSYH içinde payı %5,7’ken sektörün üçte birini İstanbul oluşturuyor. (%32,1)Mersin 2009’dan bu yana inşaat sektörünün en çok büyüdüğü (5,7 kat) şehir. İl içinde inşaat sektör payının en yüksek orana sahip il ise Artvin (%21,3).                                                              Türkiye’de inşaat sektörünün istihdamdaki payı %6’yken AB ülkelerinde %6,7, G7 ülkelerinde ise %7,1.Konut PiyasasıKonuta erişim geniş toplum kesimleri için ciddi seviyede zorlaştı. Üç sene önce hanehalkı yıllık gelirinin 6 katı olan ortalama konut fiyatı 2022’de 19,8 katı oldu.2017’den 2023’e dek konut fiyat endeksi 10 kat arttı. 2023 Aralık ayında ortalama bir konut fiyatı asgari ücretin 241 katına tekabül ediyor.2019’a kadar konut satışlarının %47’si yeni konutlar olurken 2023 itibariyle ilk el satışlar %30’a indi.Konut MülkiyetiSon on yılda Türkiye genelinde ev sahibi olan hanehalkı oranı %67,3’ten %60,7’ye geriledi. Muş, Ağrı, Van ve Hakkari ev sahipliği oranında en fazla düşüş gösteren iller.Kiracı oranı en yüksek iller İstanbul, Batman, Gaziantep iken en düşük iller Ardahan, Tokat, Bartın, Rize ve Düzce.2021 itibariyle Türkiye’de kiracı oranı (%27,6) Avrupa ülkelerine kıyasla -İsviçre (%57), Almanya (%53)-  düşük. Fakat Türkiye’de konuta ilişkin harcamalar hanehalkına daha fazla yük oluyor.Konutta YaşamTürkiye’de nüfusun %53’ü, İstanbul’un %55’i 2000 öncesi yapılmış binalarda yaşıyor.Geç kentleşmeden ötürü Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindekiler görece daha yeni konutlarda oturuyor.Türkiye’de konutlarının yeterli gün ışığı almamasından şikayetçi olanların oranı %14,6, yaşadığı konutta yeterli kullanım alanının olmadığını söyleyen hanehalkı oranı %82,6.

Türkiye'nin Demografik Geleceği "Toplumun Görünümü 2025" Raporu Tanıtıldı

İLKE Vakfı, "Toplumun Görünümü" araştırma dizisinin beşinci raporu olan "Toplumun Görünümü 2025: Demografik ve Toplumsal Dönüşüm" düzenlenen lansman ve panel programıyla kamuoyuna sundu. Vakfın Üsküdar'daki merkezinde gerçekleşen program, İLKE Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Üyesi Kurtuluş Öztürk'ün açılış konuşmasıyla başladı.Öztürk konuşmasında, İLKE Vakfı'nın eğitim, toplum ve iktisat gibi toplumun ihtiyaç duyduğu alanlarda araştırmalar yapan, veri temelli bilgi üreten ve bu bilgiyi politika yapıcılarla ve ilgili paydaşlarla paylaşan bir düşünce kuruluşu olarak görev yaptığını ifade etti. Vakfın üretimlerini bünyesindeki araştırma merkezleri üzerinden yürüttüğünü belirten Öztürk, "Nüfus düşüyor, yaşlanıyor, bir taraftan haneler küçülüyor; önemli bir değişim dönemi yaşıyoruz. Rapor, 'Türkiye'de neler oluyor?' sorusuna farklı alanlardan uzman hocalarımızın katkılarıyla cevap vermeye çalışıyor" dedi.Doğurganlık tarihinin en düşük seviyesindeRaporun sunumunu, editörlüğünü de üstlenen Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Fatih Aysan gerçekleştirdi. Aysan, raporda nüfus ve toplumsal değişime odaklandıklarını; nüfusun yaşlanması, doğurganlığın düşüşü ve aile yapısının değişimi üzerine çalıştıklarını belirtti. Raporun, Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM) tarafından nüfustan hukuka, eğitimden kültür-sanata kadar 11 farklı alanda, ağırlıklı olarak TÜİK'in kamuya açık verileri kullanılarak hazırlandığını söyledi.Aysan, Türkiye'nin doğurganlık hızının tarihinin en düşük seviyelerine gerilediğine dikkat çekerek, ülkenin Ukrayna, Arjantin, Şili, Çin ve Güney Kore gibi doğurganlığı hızla düşen ülkeler arasında yer aldığını kaydetti. Toplam doğurganlık hızının 2025'te 1,42 çocuğa kadar düştüğünü, İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük illerde bu oranın 1,2'nin altına indiğini aktardı.Haneler küçülüyor, evlilik yaşı yükseliyorOrtalama hane büyüklüğünün 2010'ların başındaki 3,8 seviyesinden günümüzde 3,08'e gerilediğini, buna karşılık toplam hane sayısının arttığını belirten Aysan, aile yapısındaki dönüşüme dikkat çekti: "Özellikle tek kişinin yaşadığı hane halkı önemli. 2014 ile 2025 arasında, yani 11 yıl gibi kısa bir sürede yüzde 14'ten yüzde 21'e çıkmış durumda. Diğer taraftan çekirdek aile dediğimiz grup yüzde 45'lerden yüzde 37'ye düşmüş. Geniş aile ise yüzde 16'dan yüzde 13'e kadar gerilemiş."İlk evlenme yaşının kadın ve erkekte 30'lu yaşlara, eğitimli bireylerde daha da ileriye taşındığını belirten Aysan, bunun doğurganlığı etkileyen önemli bir etken olduğunu vurguladı."Yaşlanan toplum için daha fazla politika üretmeliyiz"Aysan, raporda aktif yaşlanma endeksinin de ele alındığını belirterek, bu endeksin Türkiye'de 30 iken Avrupa Birliği ortalamasının 37 civarında seyrettiğini söyledi. Aysan, "Bu da yaşlanan toplumun ihtiyaçları üzerine bizim daha fazla politika üretmemiz gerektiğini gösteriyor" dedi.Eğitim göstergelerindeki iyileşmeye de değinen Aysan, lisans mezunu oranının 2008'deki yüzde 9'dan yüzde 21'e, lise mezunu oranının yüzde 17'den yüzde 24'e yükseldiğini; buna karşılık ilkokul mezunu oranının yüzde 54'ten yüzde 43'e, okuma yazma bilmeyenlerin oranının ise yüzde 12'den yüzde 3'e düştüğünü aktardı. Bu göstergelerin OECD ve Avrupa Birliği ortalamalarına yaklaştığını ifade etti.Panelde Türkiye'nin demografik geleceği tartışıldıSunumun ardından "Toplumsal Dönüşüm ve Türkiye'nin Demografik Geleceği" başlıklı panel gerçekleştirildi. Prof. Dr. Mehmet Fatih Aysan'ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde Prof. Dr. Mehmet Ali Eryurt, Prof. Dr. Orhan Koçak ve Prof. Dr. Emine Özmete, raporun bulgularını farklı disiplinlerin penceresinden değerlendirdi. Panelistler; düşen doğurganlık, yaşlanan nüfus ve değişen aile yapısının kamu politikaları açısından yarattığı zorlukları ve fırsatları ele aldı.Program, katılımcıların soru ve değerlendirmelerinin ardından sona erdi.Rapora ve diğer "Toplumun Görünümü" raporları için: tıklayınız.