Logo
EPAM Seminer Notları: Millî Eğitim Akademisi Seminerinden Öne Çıkanlar

EPAM Seminer Notları: Millî Eğitim Akademisi Seminerinden Öne Çıkanlar

Kategori: EPAM Tarih: 14 Mart 2025

Millî Eğitim Akademisi (MEA), öğretmen yetiştirme sürecinde önemli bir dönüşüm olarak öne çıkıyor. Eğitim fakültelerinin formasyon programlarının yerini alacak olan MEA, hem aday öğretmenlerin hem de mevcut öğretmen ve yöneticilerin mesleki gelişimini desteklemeyi hedefliyor.

 

Öne çıkan yenilikler şunlar:

    • Akademiye Giriş Sınavı (AGS): KPSS yerine, Türk Millî Eğitim Sistemi ve eğitimin temelleri üzerine odaklanan yeni bir sınav getiriliyor.
    • Eğitim Süreci: Eğitim fakültesi mezunları 3, diğer bölümlerden gelenler ise 4 dönemlik bir uygulamalı eğitim alacak.
    • Uygulama Odaklı Eğitim: Staj ve saha deneyimi, MEA’nın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Öğretmen adaylarının uzun süreli ders gözlemi yapmaları ve alan uzmanlarıyla etkileşimde bulunmaları sağlanacak.
    • Uluslararası Karşılaştırmalar: Japonya, Singapur ve Çin gibi ülkelerde benzer hizmet içi eğitim modelleri mevcut olsa da MEA’nın üniversitelerden bağımsız bir yapı olması önemli bir fark olarak değerlendiriliyor.
    • Potansiyel Riskler: Finansal ve kurumsal sürdürülebilirlik, bölgesel standartların korunması ve öğretmen adaylarının atama süreçlerine dair kaygılar, dikkat edilmesi gereken unsurlar arasında yer alıyor.

 

Sonuç olarak, MEA modeli, öğretmen yetiştirmede uygulama ağırlıklı bir sistem sunarak eğitimde kaliteyi artırmayı amaçlıyor. Ancak modelin başarılı olması, YÖK ve eğitim fakülteleri ile iş birliği, mali kaynakların etkin yönetimi ve şeffaf bir yol haritasının oluşturulmasına bağlı. Pilot uygulamalarla eksikliklerin giderilmesi ve aday öğretmenlerin sürece dair endişelerinin yönetilmesi kritik önem taşıyor.

 

Öne Çıkan Değerlendirmeleri Görmek İçin Tıklayın

Galeri

İlgili İçerikler

V. İstanbul Eğitim Konferansı Sonuç Raporu

“Öğretmen Yetiştirmede Vizyon ve Dönüşüm” temasıyla gerçekleştirilen V. İstanbul Eğitim Konferansı, öğretmenliğin değişen rolünü ve öğretmen yetiştirme süreçlerinde yaşanan dönüşümü yeniden düşünmeye davet eden kapsamlı bir tartışma zemini sundu. Konferansta, 21. yüzyılın pedagojik, teknolojik ve toplumsal dinamikleri doğrultusunda öğretmen yetiştirme modellerinin nasıl yeniden yapılandırılması gerektiği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı.Konferansın öne çıkan vurguları arasında; öğretmenliğin yalnızca bilgi aktaran bir meslek olmaktan çıkarak rehberlik, değer aktarımı ve öğrenme süreçlerini yönlendiren bir uzmanlık alanına dönüşmesi gerektiği yer aldı. Dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni pedagojik yaklaşımların öğretmen eğitimine etkileri, ulusal ve uluslararası deneyimler ışığında değerlendirilirken; Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin öğretmen yetiştirme süreçlerine sunduğu kavramsal çerçeve de tartışmaların merkezinde yer aldı.V. İstanbul Eğitim Konferansı Sonuç Raporu, konferans kapsamında yapılan sunum ve tartışmaları akademik literatür, veri analizleri, grafikler ve görsel içeriklerle destekleyerek öğretmen yetiştirme alanına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme ve somut öneriler sunuyor.İngilizce: V. Istanbul Education Conference Insight Report

13 Haziran 2026

KGEP 2026 Yaz Dönemi Başvuruları Başladı!

Sivil Toplum Akademisi’nin 2016 yılından bu yana düzenlediği Kurumsal Gelişim Eğitim Programı 16. dönem eğitimleriyle devam ediyor!Kurumsal Gelişim Eğitim Programı (KGEP), sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitelerinin artırılması ve bu alanda profesyonel ve gönüllü olarak görev yapan kişilerin yetkinliklerinin geliştirilmesini hedefleyen temel bir eğitim programıdır. KGEP,  toplumsal sorunlara sivil kuruluşlar aracılığıyla çözüm üretilmesini ve STK’ların ürettikleri fayda ile toplumsal etkilerini artırmalarını desteklemekte; aynı zamanda sivil toplum kültürünün yaygınlaşmasına katkı sunmaktadır.Katılımcılar, bu dönem boyunca insan kaynağı ve gönüllü yönetimi, kurumsal yönetim ve organizasyon, dijital iletişim, kaynak geliştirme, hukuki süreçler ve proje döngüsü yönetimi olmak üzere altı temel alanda eğitim alacaklardır.Program Hakkında Önemli Bilgiler:13-17-20-24-27 Haziran ve 1 Temmuz 2026 tarihlerinde İLKE Vakfı'nda gerçekleştireceğimiz KGEP'i eksiksiz tamamlayan katılımcılara katılım belgesi verilecektir.Alan fark etmeksizin tüm STK'lar başvuruda bulunabilir.  Program "kapasite geliştirme" eksenli tasarlandığı için tüm dersler bir bütünün parçasıdır ve hepsi aynı öneme sahiptir.  Dolayısıyla katılımcıların 6 farklı ders başlığından en az 5'ine katılması zorunludur.Programın verimli geçmesi adına kontenjan 30 kişi ile sınırlı tutulmuştur. Programa katılım için başvuru formu doldurma zorunluluğu bulunmaktadır.İl dışından gelecek katılımcıların konaklama ve ulaşım maliyetlerini kendilerinin karşılaması beklenmektedir. Program için herhangi bir ücret talep edilmemektedir.Yer: İLKE Vakfı, Üsküdar, İstanbul Tarih: 13-17-20-24-27 Haziran ve 1 Temmuz 2026Son Başvuru Tarihi: 7 Haziran 2026 Pazar Sorularınız için [email protected] adresine ulaşabilirsiniz.Başvuru için: 

Türkiye’de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu Rapor Sunumu Gerçekleşti

İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) bünyesinde Prof. Dr. Recep Kaymakcan tarafından hazırlanan Türkiye’de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu başlıklı raporun tanıtımı İLKE Vakfı’nda gerçekleştirildi. Akademisyenler, eğitimciler, lisansüstü öğrenciler ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla kamuoyuna sunulan rapor, Türkiye’de erken çocukluk ve ilkokul düzeyinde din eğitimine erişim meselesini akademik ve politika perspektifinden ele alarak mevcut durumu çok boyutlu bir çerçevede analiz etmektedir.Program, İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner’in selamlama konuşmasıyla başladı. Ardından İstanbul İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Ömer Avcı ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğü Öğretim Programları ve Materyalleri Daire Başkanı Hasan Özarslan’ın konuşmalarıyla devam etti. Bu konuşmaların ardından EPAM Direktörü Prof. Dr. Ayhan Öz ve raporun yazarı Prof. Dr. Recep Kaymakcan raporun tanıtımını gerçekleştirdi.“Erken çocuklukta din eğitimine ilişkin tartışmalar çoğu zaman veri temelli değil, ideolojik zeminde yürütülüyor.”Kaymakcan, sunumunda erken çocuklukta din eğitimine yönelik eleştirilerin büyük ölçüde veri temelli yaklaşımlardan ziyade ideolojik yaklaşımlara dayandığını ifade etti. Karşılaştırmalı eğitim politikaları açısından bakıldığında pek çok ülkede din eğitiminin erken yaşlarda sistematik biçimde sunulduğunu belirten Kaymakcan, Türkiye’nin bu alanda küresel eğilimlerin dışında kalmasının önemli bir politika boşluğuna işaret ettiğini vurguladı.“Erken çocuklukta en temel mesele, din eğitimine kurumsal erişimin sağlanmasıdır.”Din eğitimi tartışmalarında “erişim” ve “kalite” meselelerinin birbirinden ayrıştırılması gerektiğine dikkat çeken Kaymakcan, erken çocukluk döneminde temel meselenin öncelikle kurumsal din eğitimine erişimin sağlanması olduğunu belirtti. Türkiye’nin son yıllarda din eğitimi alanında önemli kurumsal gelişmeler kaydettiğini ifade eden Kaymakcan, buna rağmen erken çocukluk düzeyinde erişim eksikliğinin sistemin en kritik yapısal sorunlarından biri olduğunu dile getirdi.“Erken çocukluk dönemi, kişilik ve değer sisteminin temellerinin atıldığı kritik bir evredir.”Erken çocuklukta din eğitiminin, çocuğun gelişim düzeyine uygun içerik ve yöntemlerle verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaymakcan, bu dönemin kişinin şahsiyetinin ve değer sisteminin temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresi olduğunu ifade etti. Bu süreçte kazanılan bilgi ve değerlerin kalıcı ve işlevsel olduğunun bilindiğini belirterek, nitelikli din eğitiminin kişinin ahlaki ve manevi gelişimine uzun vadeli ve olumlu katkılar sunacağını dile getirdi.“Çocukların varoluşsal sorulara yönelik doğal merakı pedagojik olarak desteklenmeli.”Çocukların erken yaşta bu alana yönelik doğal bir merak geliştirdiğini ve bu merakın pedagojik olarak desteklenmesinin kalıcı öğrenme açısından kritik olduğunu vurgulayan Kaymakcan, din eğitimi politikalarının veri temelli biçimde geliştirilmesi, müfredatın çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi ve öğretmen yetiştirme süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.Program, katılımcıların sorularının cevaplandığı değerlendirme bölümüyle sona erdi.