Logo
Yönetim Düşüncesi Seminerleri 3 | Kutadgu Bilig ve Siyasetname Üzerinden Türk Yönetim Geleneği

Yönetim Düşüncesi Seminerleri 3 | Kutadgu Bilig ve Siyasetname Üzerinden Türk Yönetim Geleneği

Kategori: STA Tarih: 03 Nisan 2018
03 Nisan 2018

Yönetim Düşüncesi seminerlerinin üçüncüsü 3 Nisan 2018 tarihinde saat 16.00-18.00 saatleri arasında İLKE Teras salonunda gerçekleştirildi. “Kutadgu Bilig ve Siyasetname Üzerinden Türk Yönetim Geleneği” başlığında gerçekleştirilen seminerin konuğu İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Alkan oldu.

Prof. Dr. Haluk Alkan’ın konuşmasında öne çıkan hususlar şunlardır:

Kutadgu Bilig
Kutdgu Bilig’de dört temel karakter vardır: Kün-Togdı “Gündogdu” (hükümdar ve adalet- iki temel özelliği), Ay-Toldı "Dolunay" (vezir, mutluluk), Ögdülmiş "Övülmüş" Bilge: vezirin oğlu (akıl ya da bilgi, devletin geleceğini temsil eden kişi), Odgurmış "Uyanmış" Derviş: vezirin kardeşi (akıbet yaşamın sonu, devletten elini eteğini çekmiş, bu işleri sevmeyen zahid hayatı yaşayan doğru sözler söyleyen bir kişi). Bu 4 karakter altında sürekli devletin nasıl olması gerektiği tartışılır.
Devletin üç temeli vardır: altın, kılıç ve adalet. Hazinen sağlam olacak, askeri gücün olacak ve adil olacaksın.
Kutadgu Bilig’de az ama Siyasetnamede çokça İran’dan örnek verilmiş, İran yönetim geleneklerine göndermeler yapılmıştır. Bu nedenle bazı araştırmacılar da yazarların nereli olduğu konusunu sorgulamıştır. Yusuf Has Hacip biraz daha içsel ve duygusal yazarken Siyasetname’de duygu içermeyen kurumsal bir eser niteliği taşımaktadır. Eserlerin ikisi de nasihat formatında yazılmıştır.
İki eserde de teorik ve felsefi tartışmalara girilmemiştir. Daha çok yönetim formatında olan kitaplarda özellikle ve bilerek dönemin siyasi yapısı sebebiyle teorik ve felsefik tartışmalardan uzak durulmuştur.
Eserde önemli bir unsur da liyakat ilkesidir. İnşaların en seçkini, en akıllısı en bilgilisi halka amir olarak tayin edilir. Merkezdeki kişiyi aşırı ululama ve yüceltme, yanındakilere de aşrı sorumluluklar verildiği bürokratik yapı söz konusudur.
Eserde kanunun doğru yürütülmesi önemli bir husustur. Yasaya, töreye bağlı devlet anlayışı sürekli vurgulanmaktadır. Yasaya uygunluğun 4 temel ilkesi bulunmaktadır: doğru, milletin yararına, eşit adaleti, töreyi tüm insanlara ulaştırmak.
Melikin altındaki kişi olan vezire vezirlik makamına çok önem verilmiş, çok yüceltilmiştir.
İyi adam iyi yönetir, doğru adam doğru yönetir. Beyliğin temeli vezirle sağlamlaştırılır, vezir asil bir aileden gelmektedir. İki eserde de veraset önemlidir. Bunu savunma sebepleri, asil aileler zengin olur ve iyi eğitim alırlar mantığıdır. Toplumsal tabakalaşma anlayışı vardır da denilebilir.
- Siyaseti ahlaktan ayırmıyorlar.
- Kamu yararına dikkat çekiliyor.
- Adalet ve zamanında hizmet yapılması önemli bir husus.
- Zaman yönetimi anlayışı var.
- Ne olursa olsun otoriteye itaat var.
Siyasetname
Kutadgu Bilig’den kırk yıl sonra Melikşah’a yazılmış bir eserdir. İslam düşüncesi tartışmalarına girilmemiş yönetim el kitabı formatında yazılmıştır.
Padişahın belirleyici unsuru; güveni sağlama, düzenleme ve denetimdir. Eserde Abbasi halifelerinin yönetsel anlamda otorite olmamalarına ilişkin çeşitli açıklamalarda bulunulmuştur.
Merkezi atama sistemi çok önemlidir. Yusuf Has Hacib’e göre Siyasetname daha merkezi bir yönetim durumunu ortaya çıkarır.
Tımar sistemi nizamülmülk tarafından ortaya konulmuştur. Nizamiye medreseleri, adaletin dağıtılması açısından önemli olan mezalim mahkemeleri, fiyat kontrolü, pazarın kontrol edilmesini içeren nars sistemi gibi yapılarla Osmanlıda gördüğümüz kurumsallaşmanın sistematikleştirilmesi bu dönemde görülmüştür denilebilir.
Unvanlar çok önemlidir. Vasıflar ile unvanlar önceden belirlenmeli, tekrar tekrar unvan üretilmemeli, kim nerede duruyor görülmelidir. Yatay gelişigüzel devlet içerisine girişlerine olumlu bakılmamaktadır. Adalet çok önemli. Padişah Allah tarafından belirlenir ama ancak adaleti gerçekleştirmekle Allah rızasını kazanabilir.
Sasanilere atıf yapılarak halkla doğrudan temas kurmanın önemi belirtilmiştir. En az haftada iki gün padişah şikayetleri almalı ve doğrudan kendileri çözmelidir. Yüz yüze çözdüğünde zulme uğrayan kişilerin itaati artabilir. Bu sebeple bu yönetim geleneği önemlidir.
İstişare ve üst-ast sistemine riayet önemlidir. Yönetici iyi ise her şey iyidir kötü ise her şey kötüdür. Vezir hain işlere yönelirse diğer tüm mutasarrıflarda böyle olurlar mantığı söz konusudur. “Bürokratik elit” anlayışı hakimdir.
Kurumsal denetim çok önemlidir. Vezirler padişah tarafından denetlenecektir.
Program İLKE Derneği Mütevelli Heyeti Üyesi Hüseyin Akkuş’un Prof. Dr. Haluk Alkan’a plaket takdimi ile sona erdi.

İlgili İçerikler

24 Aralık 2025

Türkiye’de Hukuk Sisteminin Güncel Tablosu: Hukuk İzleme Raporları Ne Söylüyor?

İLKE Vakfı Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM) tarafından 2019 yılından bu yana düzenli olarak hazırlanan Hukuk İzleme Raporları, Türkiye’de hukuk sisteminin işleyişine ilişkin veriye dayalı, karşılaştırmalı ve uzun soluklu bir izleme çerçevesi sunmayı amaçlamaktadır. Adli istatistikler temelinde hazırlanan bu raporlar, hukukun yalnızca normatif boyutunun yanı sıra yargı pratiğini, kurumsal kapasiteyi ve yapısal eğilimleri de görünür kılmaktadır. Bu program, Hukuk İzleme Raporu 2024’ün Ankara’daki rapor lansmanının ardından İstanbul’da gerçekleştirilecek tamamlayıcı ve tartışma odaklı bir buluşma olarak tasarlanmıştır.Programda, raporun temel bulguları aktarılmakla birlikte Hukuk İzleme çalışmalarının neden sürdürüldüğü, hangi ihtiyaca karşılık geldiği ve nasıl bir yöntemle yürütüldüğü de bütünlüklü biçimde ele alınacaktır. Bu yönüyle program, hukuk alanında süreklilik arz eden izleme çalışmalarının nasıl bir bilgi üretimi sağladığını ve bu bilginin kamusal tartışmalara nasıl taşınabileceğini ele almayı hedeflemektedir. Programa katılmak için:

“Türkiye’de Uluslararası Öğrencilerin Eğitim ve Yaşam Deneyimleri” Kamuoyuyla Paylaşıldı

İLKE Vakfı Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM) ve Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu (UDEF) iş birliğiyle hazırlanan rapor, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde düzenlenen tanıtım toplantısıyla açıklandı. Rapor, Türkiye’nin dünyada en çok uluslararası öğrenciye sahip 8. ülke olduğunu ortaya koyarken, öğrencilerin yaşam memnuniyeti ve karşılaştıkları temel sorunlara dair çarpıcı veriler sundu.Türkiye’nin yükseköğretim alanında küresel bir merkeze dönüşme vizyonuna katkı sunmak amacıyla hazırlanan "Türkiye’de Uluslararası Öğrencilerin Eğitim ve Yaşam Deneyimleri Araştırma Raporu", 27 Ocak 2026 Salı günü FSMVÜ Gülhane Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen lansman programıyla kamuoyuna duyuruldu. Akademi, sivil toplum ve basın dünyasından isimlerin katıldığı toplantıda, 551 uluslararası öğrenciyle yapılan saha araştırmasının sonuçları değerlendirildi."Kıymetli Bir İş Birliği"Toplantının açılışında konuşan İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sait Öner, raporun akademi ve sivil toplumun ortak aklıyla ortaya çıktığını vurguladı. Öner, "Bugün burada çok kıymetli bir iş birliğinin sonuçlarını paylaşıyoruz. Elde edilen bulgular, Türkiye'nin uluslararası öğrenci politikalarına ve misafir öğrencilerimizin yaşam kalitesine olumlu katkılar sunacaktır" ifadelerini kullandı."İnsanı Merkeze Alan Bir Yaklaşım Benimsiyoruz"UDEF Başkanı Abdullah Muhammed İslam ise Türkiye'deki uluslararası öğrenci sayısının son 10 yılda 70 binden 350 bine ulaştığına dikkat çekti. İslam, "Yaklaşık 20 yıldır bu alanda çalışıyoruz. Uluslararası öğrencilere sadece bir 'öğrenci' mesafesinde yaklaşmadık; kültürümüz ve tarihimiz gereği insanı merkeze alan bir ev sahipliği gayreti içindeyiz" dedi.Ev sahibi FSMVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe de üniversite olarak böyle kapsamlı bir çalışmanın sunumuna ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.Rapor Sunumu: Memnuniyet Yüksek, Barınma Sorunu Öncelikli Raporun detaylı sunumunu gerçekleştiren İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve rapor yazarı Doç. Dr. Elyesa Koytak, Türkiye'nin uluslararası öğrenci hareketliliğinde büyük bir potansiyel taşıdığını belirtti.Doç. Dr. Koytak'ın sunumunda öne çıkan temel bulgular şunlar oldu:Tercih Nedenleri: Öğrencilerin Türkiye'yi tercih etmesinde %50 ile "dini yakınlık" ve %46 ile "eğitim kalitesi" ilk sıralarda yer alıyor.Memnuniyet Düzeyi: Öğrencilerin %55’i Türkiye’deki yaşamından memnun olduğunu belirtirken, %53’ü yaşam koşullarını kendi ülkelerine kıyasla daha iyi buluyor.Temel Sorunlar: Rapora göre öğrencilerin yaşadığı en büyük zorlukların başında "barınma" geliyor. Bunu "ayrımcılık" ve "ikamet izni süreçleri" takip ediyor.Gelecek Planları: Öğrencilerin %43,9’u Türkiye’de eğitim almayı başkalarına tavsiye edeceğini belirtiyor.Toplantı, raporun bulguları üzerinden yapılan soru-cevap bölümü ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.