Logo
Türkiye Gönüllülükte 132. Sırada

Türkiye Gönüllülükte 132. Sırada

Kategori: Kurumsal Tarih: 14 Mart 2018

İLKE İlim Kültür ve Eğitim Derneği’nin yakın zamanda başlattığı Politika Notları Serisi kapsamında yazılan metinlerin müzakere edildiği Gündem Konuşmaları etkinliğinin dördüncüsü gerçekleştirildi.
İLKE Derneği merkezinde düzenlenen toplantıya İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Lütfi Arslan konuşmacı olarak katıldı. Yoğun bir ilginin olduğu toplantıda Arslan, İLKE Politika Notları kapsamında hazırladığı “Sivil Toplum Kuruluşlarında Gönüllülük: Sorunlar ve Çözüm Yolları” başlıklı bir sunum yaptı.
Sunumuna gönüllülüğün tanımıyla başlayan Arslan, geleneğimizden Ahilik ve imece örneklerini vererek herhangi bir karşılık beklemeden ortaya konan iş, emek ya da katkı olarak tanımlanabileceğini söyledi.
Gönüllülükle ilgili araştırma ve çalışmalarda en çok merak edilen ve cevabı aranan sorunun insanların neden gönüllü olmak istediklerine ilişkin olduğunu belirten Arslan bunun kültürle veya hayırseverlikle açıklandığını kaydetti.
Gönüllü yönetiminin sorunlarına da değinen Arslan, gönülle gelenin sadece gönülle elde tutulabileceğini ifade ederek STK’larda gönüllülüğün zorluklarını hatırlattı.
Türkiye’deki gönüllü çalışmalarının yetersiz olduğu üzerinde duran Arslan, Türkiye’nin gönüllü faaliyetlere katılma oranında 135 ülke arasında 132’nci sırada olduğunu ifade etti. Arslan bu konuda şunları söyledi:
“Dünya Bağışçılık Endeksi’nin 2014 Araştırması’na göre Türkiye’de gönüllülük için harcanan zaman yüzde 5’tir. Bu oran ülkemizi, gönüllü faaliyete katılma süresi açısından 135 ülke arasında 132’inci sıraya yerleştirmektedir. Birçok sivil toplum kuruluşunun iyi niyetlerle başladığı projelerde ya yeterli katılım bulunamamakta yahut kalıcılık ve süreklilik sorunu yaşanmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğünün 2016 verilerine göre, Türkiye’de vakıflarda gönüllü çalışan personel sayısı 2013’te 1.107.489 iken 2016’da bu rakam 1.025.538’e düşmüştür. Yine Dernekler Dairesi Başkanlığının verilerine göre 2013 yılındaTürkiye’deki derneklerde gönüllülük yapan kişilerin sayısı 66.673 iken, 2016’da bu sayı 17.488’e kadar gerilemiştir. Bunda sivil toplum kuruluşlarının kamu erki ve kamuoyu nezdindeki itibar ve algısı kadar, gönüllülük kavramına yönelik olumsuz algı ve değerlendirmelerin de etkisi vardır.”
Gönüllü sorunlarına dair çözüm önerileri de sunan Arslan, gönüllülüğün yeniden tanımlanması, bu konuda yatırım yapılması, gönüllülerin görünürlüğünün arttırılması, yönetim pratiklerinin iyileştirilmesi ve gönüllülerin doğru zamanda, doğru yerde istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.
Katılımcıların sorularıyla zenginleşen program İLKE Yürütme Kurulu Başkanı Lütfi Sunar’ın Coşkun’a plaket takdimiyle sona erdi.

İlgili İçerikler

Türkiye’de Vatandaşların ve Sivil Toplum Örgütlerinin Kamusal Kararlara Katılımı

Modern demokrasinin iki yüz yılı aşan deneyimi güçlü bir demokratik sistemin ancak güçlü ve siyasi karar alma mekanizmalarıyla diyalog içinde olan bir sivil toplum örgütlenmesi ile mümkün olduğuna işaret ediyor. Bu çalışmanın amacı; Türkiye’de önemli sivil toplum aktörleri arasında yer alan sivil toplum örgütlerinin (STÖ) karar alma süreçlerinde oynadıkları rolü mevzuat ve uygulamalar çerçevesinde ele alarak bir durum tespiti yapmak ve bu tespitten hareketle geleceğe yönelik sivil toplum katılımını güçlendirecek önerilerde bulunmaktır.Rapor, STÖ’lerin karar alma süreçlerine katılımı konusunda uluslararası ve ulusal düzenlemeler temelinde geliştirilen bir metodolojik yaklaşım temelinde yasama organı, merkezi idare ile yerel yönetimler düzeylerinde katılımla ilgili mevcut durum ve sorunları ele almaktadır.

24 Nisan 2021

STK Konuşmaları 15 | Ömer Çaha

Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM) çatısı altında faaliyetlerine devam eden Kurumsal Yönetim Akademisi (KYA), STK Konuşmaları’nın 15.sini Prof. Dr. Ömer Çaha ile birlikte gerçekleştiriyor. Program 24 Nisan Cumartesi günü, saat 13.00'da düzenlenecek. “Türkiye’de Sivil Toplum Geleneği” başlıklı programda sivil toplum kavramının anlamı ve Türkiye’deki karşılığı; sivil toplum olgusunun tarihsel kökeni ve bu mirasın günümüzdeki durumu konuşulacak.  Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü mezunu olan Ömer Çaha Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini tamamladı ve aynı üniversitede doktoraya başladı. Halihazırda İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümünde öğretim üyesidir. Sivil toplumla alakalı mühim çalışmalara imza atan Çaha’nın kaleme aldığı eserlerden bazıları şunlardır: Sivil Toplum, Aydınlar ve DemokrasiSivil Kadın: Türkiye'de Kadın ve Sivil ToplumAşkın Devletten Sivil ToplumaAçık Toplum YazılarıFransa'da İslam Karşıtlığı ve Laisizm

Sivil Toplum ve Politika Yapımı: Ortak Akıl Arayışı Semineri Gerçekleşti!

Sivil Toplum Akademisi (STA) tarafından düzenlenen ve Sivil toplumun kamusal karar alma süreçlerine katılımını tartışmak amacıyla düzenlenen Türkiye’nin önde gelen sivil toplum temsilcileri, politikacılar, öğrenciler ve kamu aktörlerini bir araya getirerek geniş bir katılımla Sivil Toplum ve Politika Yapımı: Ortak Akıl Arayışı Semineri, 23 Ocak 2025 tarihlerinde başarıyla gerçekleştirildi. Seminerde, "Türkiye’de Vatandaşların ve Sivil Toplum Örgütlerinin Kamusal Kararlara Katılımı" başlıklı Politika Notu'nun bulguları ve önerileri detaylı bir şekilde ele alındı. Politika notu çerçevesinde, katılımcı demokrasinin güçlendirilmesine yönelik önemli başlıklar tartışıldı. Ele alınan konular arasında; sivil toplum örgütlenmesinin tarihsel gelişim seyri, temsili demokrasi anlayışındaki çıkmazlar, sivil toplum ve devlet diyaloğundaki sınırlılıklar, komisyon çalışmalarına sivil toplum örgütlerinin (STÖ) davet edilme durumları, torba kanun süreçleri ve katılım için dijital araçların kullanımı yer aldı. Seminerde, etkili bir izleme mekanizmasının eksik olduğu ve Türkiye’deki karar alma süreçlerinde aksayan noktaların giderilmesinin kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Bu kapsamda, Dr. Yakup Levent Korkut’un şu sözleri dikkat çekti: “Türkiye katılımcılığı sandık kadar içine sindirmiş değil. Bu nedenle hâlâ ciddi sorunlar yaşıyoruz.” Ayrıca, Bahadır Yeşilırmak’ın şu tespiti, yasama sürecindeki hızlanmayla ilgili önemli bir veri sundu: “2002’de bir kanun teklifinin yasalaşma süresi 121 günken, 2022’de bu süre 22 güne düşmüş durumda. Yasalaşmada yaklaşık 6 kat hızlanma var. Ancak bürokrasi bu hıza yetişmekte zorlanıyor.” Etkinlik boyunca, sivil toplum ve kamu kurumları arasındaki iş birliğini artırmanın ve ortak akıl oluşturarak daha güçlü bir diyalog ortamı yaratmanın önemi vurgulandı. Soru-cevap bölümünde katılımcılardan gelen sorular yanıtlanarak fikir alışverişi gerçekleştirildi. Seminer, katılımcılardan büyük ilgi görerek Türkiye’de sivil toplumun politika yapım süreçlerindeki etkisini artırmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi. Etkinlik sonunda yapılan değerlendirmede şu ortak mesaj öne çıktı. “Halkı temsil eden karar alıcılar var, fakat bir katılımcı demokrasi henüz yok. Bunun inşasını gerçekleştirmemiz gerekiyor. Yasama yapımından yönetmelik oluşturmaya, bütçe yapmaya ve yolsuzlukları önlemeye kadar her alanda güçlü bir demokrasi, güçlü bir sivil toplumun eseridir.”