18 Mayıs 2020

Dernekler Kanununda Yapılan Değişiklikler

DERNEKLER KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER HAKKINDA 

 

26.03.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7226 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’na bazı eklemeler ile birtakım değişiklikler yapılmıştır. Tablo üzerinden şu şekilde gösterilebilir:

Eski Hüküm

Yeni Hüküm

 

Genel kurul toplantısı ve organlara seçilenlerin idareye bildirilmesi

Madde 23- Dernekler, genel kurulu izleyen otuz gün içinde, yönetim kurulu ve denetim kurulu ile derneğin diğer organlarına seçilen asıl ve yedek üyeleri mülkî idare amirliğine bildirmekle yükümlüdür. Dernek organlarında ve yerleşim yerinde meydana gelen değişiklikler de aynı usule tâbidir. Genel kurul sonuç bildiriminin şekli, içeriği ve gerekli belgeler yönetmelikte düzenlenir.

 

Genel kurul toplantısı ve organlara seçilenler ile üyelerin idareye bildirilmesi

Madde 23- Dernekler, genel kurulu izleyen otuz gün içinde, yönetim kurulu ve denetim kurulu ile derneğin diğer organlarına seçilen asıl ve yedek üyeleri, üyeliğe kabul edilenler ile üyeliği sona erenlerin adını, soyadını, doğum tarihini ve kimlik numarasını kabul edilme ve sona erme tarihinden itibaren kırk beş gün içinde merkezinin bulunduğu dernekler birimine bildirmekle yükümlüdür.

Dernek organlarında ve yerleşim yerinde meydana gelen değişiklikler de aynı usule tâbidir. Genel kurul sonuç bildirimi ile üyeliğe ilişkin bildirimlerin şekli, içeriği ve gerekli belgeler yönetmelikte düzenlenir.

 

 

Ceza hükümleri Madde 32-

l) 22, 23 ve 24 üncü maddelerde belirtilen bildirim yükümlülüğünü, 19 uncu maddede belirtilen beyanname verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen dernek yöneticilerine ve 24 üncü maddede belirtilen temsilcilere beşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

 

Ceza hükümleri Madde 32-

l) 22 ve 24 üncü maddelerde belirtilen bildirim yükümlülüğünü, 19 uncu maddede belirtilen beyanname verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen

dernek yöneticilerine ve 24 üncü maddede belirtilen temsilcilere beşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

s) 23 üncü maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen dernek yöneticilerine beş yüz Türk lirası idarî para cezası verilir.

 

 

 

İşlemlerin elektronik ortamda yapılması

Ek Madde 2-  Bu Kanun ve 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununa göre derneklerle ilgili her türlü kayıt ile iş ve işlem elektronik ortamda da yapılabilir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

 

 

 

Üyeliği devam edenlerin bildirilmesi

Geçici Madde 1– Dernekler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, üyeliği devam edenlerin adını, soyadını, doğum tarihini ve kimlik numarasını merkezinin bulunduğu dernekler birimine bildirirler. Bu bildirimi yerine getirmeyen dernek yöneticileri hakkında, 32 nci maddenin birinci fıkrasının (s) bendi hükmü uygulanır.

 

 

 

Kanunda yapılan bu değişiklik ve eklemelerin arka planında, Dernekler Yönetmeliği’nin 83. Maddesine 1 Ekim 2018 tarihinde eklenen madde ile, dernek üyeliğine kabul edilme veya üyelikten çıkma ya da çıkarılma veya üyeliğin kendiliğinden sona ermesi durumlarının 30 gün içerisinde DERBİS üzerinden bildirilmesi hükmü bulunmaktadır. Yapılan kanun değişikliğiyle esasında Anayasa’da güvence altına alınan “dernek kurma hürriyeti” konusunda olabilecek sınırlamaların kanuna dayalılığı sağlanmak istenmiştir. Böylece yönetmelik değişikliyle, temel hak ve hürriyetlere etki eden boyutu sebebiyle o dönemde tartışmalar da yaşandığından, özellikle üyelik bildirimi hükmünün kanuna bağlanması gerekliliği böyle bir kanun değişikliğinde vücut bulmuştur.


Kanun özetle, derneklerin mevcut üyelerinin 26.09.2020 tarihine kadar, DERBİS üzerinden Dernekler Masasına bildirimini zorunlu tutmuş ve buna uymayan derneklere idari para cezası verileceğini düzenlemiştir. Ayrıca kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da dernekler, dernek yönetiminin yanında üyelerin, üyeliğe kabul edilenler ile üyeliği sona erenlerin adını, soyadını, doğum tarihini ve kimlik numarasını kabul edilme ve sona erme tarihinden itibaren kırk beş gün içinde Dernekler Masası’na bildirimle yükümlü tutulmuştur.


Dolayısıyla kanun değişikliği, dernek üye ve yöneticilerinin tek bir merkezden bilinmesi gibi bir amaç üzerinden hareket etmektedir. Bu anlayışı aşağıda yer alan kanun değişikliği gerekçesinde de bulabilmek mümkündür.

“Mevcut durumda kişilerin rızası ve bilgisi dışında derneklere üye olarak kaydedildikleri veya dernek üyeliğinden istifa ettikleri halde üyelikten çıkarılarak kayıtlara işlenmediği gibi durumlarla karşılaşılmaktadır.

Kişilerin bir derneğe bilgisi dışında üye olarak kaydedilip kaydedilmediği veya üyelikten ayrıldığı halde derneğin kayıtlarının düzeltilip düzeltilmediği halihazırda sorgulanamamaktadır.

Bununla birlikte, katılımcı demokrasinin gereği olarak sivil toplum kuruluşlarının karar süreçlerine dâhil edilebilmesi için, kamu kurumlarının ilgili mevzuatı gereğince oluşturdukları kurullarda, kendi görev alanları (sağlık, çevre, kadın-çocuk-gençlik, engelli, spor vb.) çerçevesinde faaliyet gösteren ve en fazla üyeye sahip dernek temsilcisine yer vermek üzere dernek üye sayıları ile ilgili bilgileri talep etmeleri nedeniyle, bu bilgilerin kısa bir süre içinde verilebilmesi amacıyla ve aynı zamanda derneklerin kamu yararı statüsü, izin almadan yardım toplama yetkisi ve adlarında izne tabi kelime kullanma taleplerinin değerlendirilmesinde güncel üye sayılarının bilinmesi gerekli olduğundan, derneklere üye olan veya üyelikten çıkan ya da çıkarılan veya üyeliği kendiliğinden sona eren kişilerin bilgilerinin bildirimlerinin zamanında, doğru ve düzenli bir şekilde yapılması önem arz etmektedir.

5253 sayılı Dernekler Kanununun 15 inci maddesi gereğince de; derneklerin mahkeme tarafından feshedilmesi durumunda, derneğin tüm para, mal ve hakları derneğin amacına en yakın ve kapatıldığı tarihte en fazla üyeye sahip derneğe devredildiğinden, derneklerin güncel üye sayılarının biliniyor olması gerekmektedir”.

 

Devlet nezdinde söz konusu değişikliğin iki temel üzerinden hareket ettiği ifade edebilir. İlki anayasadaki dernek kurma hürriyetine dayandırılmak suretiyle, kişilerin bilgisi dışında derneklere üye yapılmasını engellemek iken ikincisi bazı pragmatik gerekçelerle üyelik bildiriminin yapılması gerektiğidir. Bildirimin gerçekleşmesi ile birlikte, kişiler e-devlet üzerinden herhangi bir derneğe üye olup olmadıklarını da sorgulayabileceklerdir. Kanun değişikliğinin belki de en önemli yönünün bu kısmı olduğunu söylemek gerekir. Zira böyle bir düzenleme, anayasadaki, hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz hükmünün bariz bir tezahürüdür. Kanun değişikliğinin bir diğer olumlu kısmı, bildirim yükümlülüğüne aykırılığa uygulanan idari para cezasının 2020 yılı yeniden değerleme oranına göre 1.586 TL olmasına rağmen, bu cezanın 500 TL’ye düşürülmesidir ki birçok derneğin mali imkanlarının zayıf olması karşısında düzenlemeyi isabetli kabul etmek gerekir.

Kanun değişikliği gerekçesinden hareket edersek, sivil toplum örgütlerinin kamunun yararına olan faaliyetlere azami derece katılımı için, merkezi bir bildirim sisteminin kurulması, devlet bakımından önem arzetmektedir. Ancak bir kanuni düzenlemenin meşruiyeti, onun topluma kattığı değere ve problem çözücü özelliğine göre belirlenir. Kanunun normatif yönüne işaret eden bu durumda,  kişiler kanunun yürürlüğe girmesiyle örgütlenme özgürlüğü üzerinde yoğun bir sınırlama getirildiği inancında iseler, yasama organınca usulüne uygun çıkarılmak suretiyle biçimsel anlamda bir problem oluşturmamasına karşın, kanunun normatif yönüyle tartışılmasını gündeme getirebilir. İşte bu noktada kanun değişikliğinin, çeşitli sivil toplum kuruluşlarınca, örgütlenme özgürlüğünün yanı sıra özel hayatın gizliliği bakımından da bir müdahaleyi içerdiği ifade edilmiştir. Şunu da belirtmek gerekir ki, teknolojinin son on yılda tüm dünya tarihindekinden daha fazla gelişmesiyle birlikte, kişilerin nerede adım attıkları dahi bilinebilmektedir. Bu yönüyle çağımızda özel hayatın gizliliği meselesi de oldukça tartışılmaya müsait bir hal almıştır zira kişilerin artık açık bir toplumda yaşadıkları ifade edilmektedir. Hal böyle iken bireylerin hangi derneğe üye olduğu konusunda getirilen bildirim yükümlülüğünün, yukarıda ifade edilen temel hak ve hürriyetlere aykırılık gösterdiğini söyleyebilmek güçtür. Diğer taraftan kişilerin tereddütlerinin de giderilebilmesi gerekir. Bildirim yükümlüğü getirmek, kamu düzeninin bozulmasını engelleme amacında bir kolluk tedbiridir ve kolluk tedbirleri sadece temel hak ve özgürlükleri sınırlandırmazlar. Aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin güvencesidirler. Bu yönüyle sınırlama şeklindeki kolluk tedbirlerinin dernek kurma hürriyetinin güvencesi olma özelliğiyle birlikte ele alınması ve dengeleyici hükümlerle desteklenmesi gerekmektedir.