Save the Future

Günümüzde yeryüzünde adil, hakkaniyetli ve müreffeh bir yaşam için sağlıklı bir çevrede ve iklimde, çatışmadan uzak, barış ve esenlik içinde, kaynakların hakça paylaşıldığı bir ekonomik düzende, yeterli ve sağlıklı beslenerek yaşamak gerekir. Bu gereksinimlerin sürdürülebilir olması için yalnızca bireysel değil, ulusal ve uluslararası düzeyde bir çaba gösterilmelidir. Zira müreffeh ve dayanıklı bir toplum, küreselleşmiş bir dünyada üretim ve tüketim zinciri içinde bulunduğu müddetçe refahı uluslararası değişkenlere bağlıdır.

Biz İLKE olarak adil, müreffeh ve hakkaniyetli toplumun yalnızca ülkesel sınırlar içinde gerçekleşemeyeceğini ve bu durumun tüm dünya olarak geleceğimizi etkileyeceğini düşünüyoruz. Günümüzde yaşadığımız veya gelecekte yaşama ihtimalimiz olan küresel sorunların önüne geçmek için öncelikle bu sorunları doğru tespit etmek gerektiğine inanıyoruz. Ardından da bu sorunların çözümüne dair farkındalık oluşturup politika yapıcılara ve sivil toplum aktörlerine önerilerde bulunmak istiyoruz.

Bu doğrultuda İLKE olarak Save The Future projesi kapsamında iklim değişikliği ve çevre, göç ve iltica, küresel eşitsizlikler, gelir dağılımı ve yoksulluk, barış inşası ve güvenlik, gıda ve su krizi ve insan hakları gibi küresel etkisi bulunan konularda araştırma raporu serisi yayımlayacağız. Uluslararası bir görünürlüğü olması ve hedef kitlesinin küresel çapta olması amacıyla proje kapsamında yapılacak çalışmalar İngilizce dilinde olacaktır.

Raporların yazar kadrosu ise yukarıdaki konularda saha tecrübesi olan uzmanlardan veya çalışmaları bu konularda yoğunlaşmış akademisyenlerden oluşacaktır. Raporların çerçevesi; konunun mevcut durumunun ve sorunların veriye dayalı olarak ortaya konması, muhtemel risklerin öngörülmesi, sorunlara ve muhtemel risklere yönelik çözüm önerilerinin sunulmasından oluşacaktır.

RAPORLAR

1. İklim Değişikliği ve Çevre

2. Göç ve İltica

3. Küresel Eşitsizlikler, Gelir Dağılımı ve Yoksulluk

4. Barış  İnşası ve Güvenlik

5. Gıda ve Su Krizi

6. İnsan Hakları

AMAÇ

Dünyayı ve üzerinde yaşayanları etkileyen sorunlar günümüzde hiç olmadığı kadar ilgi gerektirmektedir. Bu sorunların veya krizlerin önüne geçmek için küresel çapta girişimler gerçekleşmiştir. Bu girişimlerin arttırılması, yerelden başlayarak üst düzey farkındalık oluşturulması ve sorunlarla ilgili önlemlerin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Save The Future projesinin en temel iki amacı bulunmaktadır. İlki küresel sorunlara dikkat çekerek farkındalık oluşturmak ve ikincisi de sorunların çözümü için küresel çapta öneriler sunmaktır.

HEDEF

Save The Future Projesi küresel sorunlara farkındalık oluşturmak ve çözüm önerileri sunmak için iklim değişikliği ve çevre, göç ve mültecilik, küresel eşitsizlikler, gelir dağılımı ve yoksulluk, barış inşası ve güvenlik, gıda ve su sorunu ve insan hakları konularında toplamda 6 rapor yayımlamayı ve bu raporların tanıtılması için uluslararası toplantılar düzenlemeyi hedeflemektedir.

PROJE İLKELERİ

1. Adalet

2. Kuşatıcılık

3. Tutarlılık

4. Yapıcılık

5. Katılım ve İstişare

6. Teorik Bütünlük

7. Uygulanabilirlik

RAPORLAR 

1.     İklim Değişikliği ve Çevre

Günümüzün en önemli küresel sorunlarından biri iklim değişikliği ve çevresel bozulmalardır Mevsim sıcaklıklarının küresel ısınma dolayısıyla yükselmesi, ani gelişen hava olaylarının yaşanma sıklığının artması dünya genelinde orman yangınları, sel, kuraklık, kıtlık gibi çevresel felaketlere sebep olmuştur. Küresel ısınma nedeniyle hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği bölgelerde kuraklık ve gıda arzı sıkıntısı yaşanmaktadır. Yine bu durumla ilişkili olarak çölleşme, biyolojik çeşitliliğin azalması, ormansızlaşma, hava, su ve toprak kirliliği, zararlı ve kimyasal atıklar, deniz ve okyanus kirliliği gibi sorunlar küresel çapta çevresel krizleri tetiklemektedir. Bu sorunlara devletlerin ve uluslararası örgütlerin işbirliği yaparak uzun vadeli çözümler üretmesi sürdürülebilir bir yaşam için zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır.

2.     Göç ve İltica

Suriye, Irak ve Ukrayna gibi silahlı çatışmaların sivilleri hedef aldığı ülkelerde insanlar hayatlarını güvenli şekilde devam ettirebilmek için iltica etmektedir. Ancak iltica ile sınırlı olmayan ve ekonomik sıkıntıları nedeniyle daha müreffeh bir yaşam için gerçekleştirilen göçler de düzensiz bir seyir izlemektedir. Zorla yerinden edilme veya gönüllü olarak  gerçekleşen göçler neticesinde göçmenlerin önemli bir kısmı eğitim, sağlık, barınma, çalışma ve serbest dolaşım gibi temel insan haklarından mahrumdur.  Göçülen ülkelerde kayıt dışı çalışma, hukuki statünün belirsiz olması gibi çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Ayrıca göçlerin belli ülkelerde yoğunlaşması da o ülkelerin ekonomik ve sosyal kapasitelerini zorlamaktadır. Küresel bir etkisi olan bu sorunun çözümü de küresel işbirlikleri ve politikalarla mümkün olabilir.

3.     Küresel Eşitsizlikler, Gelir Dağılımı ve Yoksulluk

2021 yılında dünyada ekonomik olarak en tepedeki %1’in serveti 1990’ların ortasından beri biriken tüm servetin %38’ine; en alttaki %50’nin biriken serveti ise yalnızca %2’sine karşılık gelmektedir. Günümüzde küresel eşitsizlik geçmiş dönemlere göre oldukça yükselmiş durumdadır. Özellikle Covid-19 salgını küresel eşitsizliği ciddi manada arttırmıştır. 2021 yılına göre dünyada bir yetişkinin yıllık ortalama kazancı 23.380 dolara karşılık gelse de bu ortalama ülkeler arasındaki servet eşitsizliğini gizlemektedir. Dünyanın en zengin %10’u küresel toplam gelirin %52’sine sahipken, en yoksul %50 ise küresel toplam gelirin yalnızca %8’ne sahiptir. Servetin eşitsiz dağılımı yoksulluu arttırırken toplumsal huzursuzlukları ve ekonomik krizleri de arttırmaktadır. Hükümetlerin hem kendi ülkeleri hem de tüm dünya için; küresel eşitsizlik ve gelir dağılımdaki eşitsizliğin önüne geçerek yoksullaşmayı azaltacak politikalar üretmesi gerekmektedir. 

4.     Barış  İnşası ve Güvenlik

Günümüzde dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan çatışmalar ve istikrarsızlıklar binlerce sivil yaşamını ve temel insan haklarını tehdit etmektedir. Son on yıl içinde Suriye, Irak, Ukrayna, Nijerya, Libya, Afganistan, Filistin,  Yemen ve Azerbaycan/Ermenistan gibi yerlerde zaman zaman savaş boyutuna dönüşen çatışmalar yaşanmaktadır. Devam eden bu çatışmalar çok boyutlu sonuçları beraberinde getirmektedir. Göç, kıtlık, barınma ve fakirlik bu sorunların başında gelmektedir. Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütler bu çatışmaları önlemek ve durdurmak için önleyici diplomasi, silahsızlandırma, barışın devamlılığını sağlama ve barış inşası gibi yöntemlere başvursa da yeterli sonuçlar alınamamıştır. Çatışmaların ve savaşın yıkıcı etkilerini henüz çatışmaların ilk safhalarında bitirecek küresel çözüm yöntemler için çalışılmalı, sivil toplumun aktif olduğu ve çatışma bölgesindeki tarafların muhattap alınacağı mekanizmalar kurulmalıdır.

5.     Gıda ve Su Krizi

Su; insan yaşamı, sürdürülebilir kalkınma, sosyo-ekonomik refah, enerji, gıda üretimi ve sağlıklı ekosistemler için merkezi bir öneme sahiptir. Su aynı zamanda toplum ve çevre arasında önemli bir köprü vazivesi görür. Bu sebeplerle su, sürdürülebilir bir yaşam için temel bir hak meselesidir. İnsan nüfusu arttıkça su kaynakları üzerinde ticari kullanımları dengelemek için bir gereklilik ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan su, hastalıkların yayılması ve önlenmesinde ayrı bir öneme sahiptir. İstatistiklere bakıldığında 2.2 Milyar insan suya düzenli erişememektedir. 2 milyar insanın yaşadığı ülkelerde her yıl kuraklık kaynaklı su sıkıntısı yaşanmaktadır. Ulusal ve uluslararası politika yapıcıların temiz suya erişimi ve su sanitasyonunu sağlamak için işbirliği yapması ve adil su paylaşımını mümkün kılması gerekmektedir.

6.     İnsan Hakları

Dünyanın farklı bölgelerinde ırk, cinsiyet, etnisite, dil veya din gibi nedenlere dayanan ayrımcılık,  işkence, zorla yerinden edilme, düşünce ve ifade özgürlüğünün baskılanması gibi insan hakkı ihlalleri görülmektedir. İnsanların adil ve elverişli koşullarda çalışma, fiziksel ve ruhsal refaha sahip olma, eğitim, kanun önünde eşitlik, adil yargılanma, masumiyet karinesi, düşünce din ve vicdan özgürlüğü, barışçıl toplanma özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, seçimlere katılım ve kamu hizmetlerinden yararlanma gibi hakları bulunmaktadır. Bu haklarının ve özgürlüklerinin ihlali söz konusu olduğunda herhangi bir ideoloji veya zihniyet dayatmadan çözüm önerilerinin geliştirilmesi, diyalog kanallarının açılması ve hakların iadesinin teşvik edilmesi hükümetlerin ve uluslararası örgütlerin görevleri arasındadır. Devletler, devlet olmanın garantisi olarak vatandaşlarının haklarını koruma ve sağlama sorumluluğuna sahiptir. İnsan haklarının korunması veya ihlali durumlarında cezası söz konusu olduğunda yalnızca ulusal değil uluslararası yargı sistemleri de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

 
Lütfi Sunar

Proje Koordinatörü

 
Gülnaz Yücel

Proje Araştırmacısı

 
Simge Şabanfakı

Proje Araştırma Stajyeri

ÜYE KURULUŞLARIMIZ

ARAŞTIRMA MERKEZLERİMİZ