04 Eylül 2020

Eğitimden Öğrenmeye: Hibrit Öğrenme Başlıyor!


2018 yılı itibariyle başlayan süreçte Milli Eğitim Bakanlığı artık köklü reformlar taşıyan açıklamalarda bulunuyordu. Kovid-19 işte bu sürecin içerisinde cereyan eden bir hadisedir. Vakıa aslında hem iyi oldu hem de kötü. MEB ağır işleyen merkeziyetçi bir mekanizmaya sahip olduğu için köklü değişiklikleri sürece yayarak yapabileceğini düşünüyordu. Ancak salgın süreci buna imkan tanımadı. Hal böyle olunca yeni dönem için planlananların uygulamaya geçilmesinde yönteme yük olarak binen ama Türkiye’nin genel çalışma usulüne göre ise alışkın olunan “kervan yolda düzülür” anlayışı içerisinde yol alınmaya başlandı.  Bu durum bir ikililik doğurdu gibi. Bu yazıda özellikle Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Cuma günü (29 Ağustos 2020) İstanbul’da “Uzaktan Eğitim Nasıl Olacak?” sorusunu açıklamaya çalışan yarım saatlik sunumundaki; tutum, sıralanan başlıklar ve bu konuyla ilgili olarak basın toplantısından kısa süre önce yayımlanan İLKE Eğitim Şimdi ve Burada raporu arasındaki ilişki değerlendirilecektir. Nihai olarak eğitimde yeni kurulan mekanın neliği (hibrit öğrenme), tek aktörlükten çok aktörlüğe geçiş ve sivil toplum etkisi gösterilmeye çalışılacaktır. 


Uzaktan Eğitim Karnemiz (2019 - 2020 dönemi pandemi sonrası)

Sunumda öncelikle TRT EBA TV kanallarındaki içerik, erişim ve çıktılar gibi temel değişkenler üzerinden niceliksel sonuçlar sunuldu. Buna ilaveten, canlı platformalar noktasında da Mart ayından beri yapılan faaliyetler değerlendirildi ve aslında canlı platformlarda TV kadar başarılı olunmadığı duyuruldu. Böylece bir uzaktan eğitim karnesi açıklanmış olundu. Her karnenin tespitleri üzerinden bir gelecek düşüncesi kurulur. Bu noktada MEB kendisine ödev olarak; yapay zeka teknolojilerinin sisteme daha iyi ve daha yoğun bir şekilde entegre edilmesini, otonom yeni bir sistemin kurulumunu ve öğrencilere rehberlik ve yöneltme hizmetleri sunan bir yapıyı uygun görmüştür. Bu kapsamda öğrencilerin, öğretmenlerin kendilerinin yeni platformları kullanmasını ve buna ilaveten öğrencilerin-öğretmenlerin bir arada iken çalışma yapmasını sağlamak üzere dijital dönüşüme adaptasyonu sağlayan dijital okuryazarlık gibi dersleri şimdilik öğretmenler için hizmet içi eğitimler dahilinde arttırarak sunmaktadır. Sonuç olarak karne ve sonrası değerlendirildiğinde MEB AR – GE noktasında, sorun gördüğü yerde yeni bir yaklaşım/yapı teklif edebilirlikle iyi bir izlenim sergilemektedir. Karnenin uluslararası bağlamda tüm bu kriterler hesaba katılarak geçerliliği OECD ve AB ülkeleri içerisinde ilk sıralarda yer alma sonucuyla sağlanmıştır. 



İstisnai Durumlar İçin Yerelleşme 

Bakanın sunumundan artık uzaktan eğitimsiz bir eğitim öğretim dönemi geçirilmeyeceği anlaşılıyor. Ancak istisnai durumlar söz konusu. Bu da yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. İki açıdan yüz yüze eğitim olacak gibidir. Birincisi; köy okullarında, taşradaki okullarda ve küçük ilçelerdeki okullarda eğitimin yüz yüze olabilme ihtimalinin gündeme gelmesidir. Bu noktada MEB yerelleşme senaryosunu sistemli bir şekilde düşündüğünü ilk kez belirtmiş oldu. Ancak salgında genel durumun (sağlık açısından) buna müsait olmadığı düşünüldüğü için her ne kadar anayasal hazırlık yapılmış ve hukuksal norm içerisinde valilerin inisiyatifine bırakılabilecek bir yönetim düzeni hazır olsa da bunun bekletildiği açıklandı. İkincisi; ilk defa eğitim – öğretim hayatına başlayacak gruplarda da yüz yüze eğitimin büyük ihtimalle başlayacağının vurgulanmasıdır. Çünkü bu grubun manevi ihtiyacının başat olduğu yani öğretmen öğrenci ilişkisinin kurulmasının gerekliliğinin göz önünde tutulduğu belirtildi. Ancak tüm bu istisnai durumlardan dolayı uygulanacak yüz yüze eğitimde de tam zamanlı değil de seyreltilmiş düzen düşünülmektedir.


Yeni Nesil Çalışma Alanları Kuruluyor

Sunumda, 5200 EBA Destek Noktası ile uzaktan eğitimde erişilebilirliği iyileştirecek altyapı hazırlıkları yapıldığı açıklandı. İnternete erişim sorunu olan yerlerde 31 Ağustos itibariyle başlayacak olan düzenleme için bu noktalara taşıma hizmeti de ücretsiz sunulacak. Ayrıca internet kotaları noktasında telekomünikasyon şirketlerinin de katkılarıyla öğrencilere sunulan kotaların iki katına çıkarılacağı ve böylece eşitsizliklerin giderilmesinin hedeflendiği belirtildi. Bu türden düzenlemelerin eşitsizlikler için katkısı önemlidir ve ülkemizin eğitimde kronik bir düğüm olan bu meseleyi çözmeye yönelik olarak uygun bir iklimin varlığının tespiti ve gerekçeleri için İLKE Eğitim Şimdi ve Burada raporuna atıf yapılabilir.


Televizyonla Devam!

TV’den eğitim faaliyetlerinin devam edeceği de duyuruldu. İLKE, Eğitim Şimdi ve Burada politika notunda televizyon yok sayılmamalı başlığı ile aslında bu yaklaşımın gerekliliğini vurgulamıştı. Çünkü televizyon ülkemiz için yaygın kullanımda olan bir araç. Bu noktada içerik geliştirme faaliyetleri devam ederken “Benim Bir Dersim Var” içerik önerimizi tekrar paylaşmayı sorumluluk olarak görüyoruz. Buna ilaveten dijital kütüphane, podcast hazırlıkları gibi yeni nesil içeriklerin de geliştiriliyor olması kritiktir.


Katılımcı Modele Doğru

MEB, salgın sürecinde hizmetlerinin iyileştirilmesi noktasında velilerden talep alındığını ve iletişime açık olunduğunu ilgili sunumda örneklendirdi. Aslında böylece katılımcı ve öğrenen okul olabilmek noktasında MEB’in açık iletişiminin özellikle özel gereksinimli çocukların eğitimi noktasında işlevsel sonuçlar doğuracağı anlaşılmış oldu. Bu noktada veli katılımının öneminin katlanarak devam etmesiyle daha olumlu sonuçlar yaşanabileceği düşünülmektedir. Bunun içinde “know how” bilgisinin işletmelerde halihazırda var olduğu üzerinden yola çıkarak katılımcı bir şekilde takım odaklı eğitim çalışmaları için de işbirlikleri gündeme taşınabilir. Bu konuyu ele alan bölüm de Eğitim Şimdi ve Burada’da mevcut.


Ücretli Okullar Değil Özel Okullar 

Özel okullar meselesinde yine ücret odaklı bir yaklaşım söz konusu oldu. İLKE bu noktada farklı bir bakış içerisindedir. Eğitimde özelleşme ile ulusal ve uluslararası ölçekte eğitimin anlamına, uygulanabilirliğine ve yeniliklerine katkı sağlaması beklenmelidir. Bu noktada özel sektörün krizinin sadece mali boyutuyla ele alınması Eğitim Şimdi ve Burada raporunda da vurgulandığı üzere eksik bir bakıştır.


Hibrit Öğrenme Yakın

Aslında pandemi öncesi başlayan dijitalleşme ve yeni ortaöğretim modelinin artık daha rahat uygulanabileceği bakan tarafından ilgili sunumda savunuldu. Ve böylece uzaktan eğitimin bir fırsat olarak görüldüğü belirtildi. Ders sayılarının azaltılması, bazı derslerin uzaktan verilmesi gibi yaklaşımlarla kazanılacak vakitte öğrencilerin sanat ve spor faaliyetleri için uygun ortam oluşturulabilir. Bu kapsamda ders sayılarının azaldığı, yüz yüze dersler olsa bile dijital içeriklerin de muhakkak olacağı bir model olarak hibrit öğrenme kendisini iyice belli etmiştir.



Yeni Kitaplar Hazırlanıyor

İLKE Eğitim Şimdi ve Burada raporunda materyal eksikliğine yer vermişti. Selçuk’un sunumunda somut araç gereçler olarak kitaplar da gündeme geldi. Hatta kitapların okullara ulaştırıldığı bilgisi de verildi. Yine eşitsizlikleri giderecek bir çalışma olarak 17 kitaplık bir eğitim setinin sadece EBA’ya erişim imkanı bulamayanlar için özel olarak hazırlandığı duyuruldu.


Eğitimde Tek Aktör MEB Değil

İlgili sunumunda Bakan Selçuk, uzaktan eğitime hangi cihetten baktıklarını ve eğitimin uygulanabilirliği ve takvimlendirilmesinde artık tek olmadıklarını açıkladığı çok önemli bir sonuç bölümü paylaştı. MEB uzaktan eğitimi sorgulayan değil de en iyi şekilde uygulayan olmak niyetini taşımaktadır. Bir başka ifade ile bu değişimin karşısında değildir. Ayrıca eğitimde eskisi gibi karar alma noktasında bakanlık tek başına değildir.  Bilim Kurulu bir aktör olmakla birlikte sözü daha geçerli bir noktadadır. 


Çoklu Karar Alma Mekanizmaları Güçleniyor

Kovid-19 sonrası süreçte eğitimde dinamik ve karmaşık bir hal içerisinde iken en iyi yaklaşımlarının geliştirilmesi, yerinde refleks sergileyebilmek ve bunlarla da yetinmeyip bir yandan eğitimde yeni anlam da kurmaya çalışmak için yalnızca bakanlık düzeyinde bir çalışma yetmeyecektir. Bu sebeple de yazıda sıklıkla referans gösterilme ihtiyacı duyulan bu türden raporların katkısı kritiktir. 


Sonuç: Hibrit Öğrenme Başlıyor!

Sonuç olarak, ülkemiz için eğitimde hibrit öğrenme başlıyor demek yerinde olacaktır. Yeni bir başlangıçtır. Ve kısa süreli karnemiz ümitvar olmamızı sağlıyor. Dijital dönüşüm devam edecek şüphesiz ve ülkemiz için eğitimde bunun bir fırsat olduğunu tekrarlamak gereklidir. Yeni bir rekabet içerisinde ulusal ve uluslararası boyutlarıyla eğitim kalitesi noktasında iyi olduğu hep açıklanan ülkeler değişiklik gösterecek gibidir. En azından kısa vadede yeni ülke isimleri eklenebilir. Tekraren vurgulanmalıdır ki eğitimde akademisyenlerden, sivil toplum kuruluşlarından ve eğitim ilgililerinden takip eden, adaptif ve ağırlıklı olarak çözüm odaklı olan çalışmalara ihtiyaç var.

ARAŞTIRMA MERKEZLERİMİZ

KURULUŞLARIMIZ