Anar Gafarov, Nasîruddîn et-Tûsî’de Ahlâkî Önermelerin Kaynağı Başlıklı Sunumuyla İLKE’de

30 Kasım -1

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen "İslam Düşüncesinde Ahlâkî Önermelerin Kaynağı" temalı yuvarlak masa toplantılarının üçüncüsü 16 Mayıs 2015 tarihinde Anar Gafarov’un "Nasîruddîn et-Tûsî’de Ahlâkî Önermelerin Kaynağı" başlıklı sunumuyla İLKE’de gerçekleştirildi.

Gafarov, Tûsî’nin genel ahlâk felsefesine değinerek sunumuna başlamıştır. Sunumda ahlâkın kavramsal olarak neyi ifade ettiği ve ahlâkın insanın varlığından itibaren söz konusu bir alan olduğunu dile getirilmiştir. Ahlâk tartışmalarının ne zaman başladığı ve ne tür ahlâkî görüşlerin ortaya çıktığına değinilmiştir. Gafarov, Tûsî’nin ahlâk konusunda tedvin ettiği metinler açısından ahlâk ilminde büyük bir yerinin olduğunu ifade ederek ahlâkın neden tartışıldığı ve literatürde Tûsî’nin hangi eserler tedvin etmiş olduğuna değinmiş ve Tûsî’nin ahlâk eserlerinde ahlâkı nasıl ele aldığı konusunda görüşler dile getirmiştir.

Tûsî’de ahlâkî önermelerin kaynağı konusu, "Ahlâkî davranışların iyi ve kötü olmasını belirleyen temel nedir ve bu bakımdan akıl ve dinin önemi nedir?" soruları bağlamında ele alınmıştır. Ahlâkın tanımında irade fiillerinin ve bu fiillerin ahlâkın oluşumundaki önemi vurgulanmıştır. Sonrasında ahlâk felsefesinin alanı ve sınırları hakkında bilgiler verilerek ahlâk felsefesinin insana geniş bir açı kazandırmakla birlikte ahlâkî davranışlara belli değerler kazandırdığı ve bu değerlerin ne tür kriterlerle belirlenebildiği hakkında görüşler dile getirilmiştir. Ahlâkî önermelerin kaynağı meselesi ahlâkın ontolojik boyutunu ve bu önermelerin belirleniminin nasıl olacağı ise ahlâkın epitemolojik boyutunu ortaya koyduğu ifade edilmiştir. Bu bağlamda Tûsî’nin insanın anlam çabasına girdiği vakit ahlâkın kaynağı sorusuyla doğal olarak karşılaşabileceğini söylendiği ifade edilmiştir. Tûsî’nin, bir değer ve önerme olarak iyinin mahiyeti ve kavramını ele aldığı ve buna göre mutlululuğu da ne şekilde değerlendirdiği hususları üzerinde duran Gafarov, “İyi nedir?” sorusu temelinden Tûsî’nin iyiyi mutlak ve göreli olarak ikiye ayırdığını ifade etmiştir.

Tûsî’nin hem akli hem de Tanrı kaynaklığında bir ahlâk anlayışına sahip olduğu ifade edilerek yukarıda zikredilen mutlak iyinin ancak Tanrı’da bulunabileceği dile getirilmiştir. Aslında Tûsî’ye göre ahlâkî eylemlerin kaynağının daha çok Tanrı olarak görüldüğü dile getirilmekle birlikte Tûsî’nin aklı ahlâkın kaynağı olması bakımından teorik ve pratik akıl ayrımıyla temellendirdiği ifade edilmiştir. Yani ahlâk Tûsî’ye göre hem akli hem de Tanrı kaynaklı bir temele sahiptir.

Yine Tûsî’nin felsefe tanımlarından birinin Tanrı’ya benzemek olduğu ifade edilerek ahlâkın da bir akıl-vahiy ilişkisi bağlamında ele alınmasının zorunluluğuna değinilmiştir. Tûsî’nin ahlâk felsefesinde dinden kurtulmuş bir ahlâk anlayışının bulunmadığından salt tümel anlamda akla dayalı bir ahlâk anlayışının da bulunamayacağı ifade edilmiştir. Çünkü akıl tüm tümel bilgilere ulaşamaz ve hata yapma riski vardır ama ilahi bilgilerde bu durum söz konusu değildir. Burada aklın ulaştığı ile Tanrının ortaya koyduğu ahlaki önermede bir çelişki bulunamayacağı ifade edilmiştir.

Tûsî’ye göre aklın ihdas etmiş olduğu ahlâkî ilkelerle Tanrı’nın ortaya koyduğu ilkelerin hiçbir zaman zıtlık barındırmayacağı söylenerek Tûsî’nin, insanın ahlâkî gelişiminin de akılla sağlanabileceğini ifade edilir.
Ontolojik açıdan bakıldığında iyilik denilen şeyin Tanrı’dan ortaya çıktığı ve Tanrı’dan gelen varlığın aslında iyiliğe tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Ahlâkî anlamda iyiliğin insanın eksik bir varlık olmasından kaynaklandığı ifade edilmiştir. Ontolojik anlamda aslında bütün fiillerin iyi olduğu var sayılırsa aklın bu iyileri kavrama konusunda devreye girdiği dile getirilmiştir. Bu yüzden fiillerdeki iyileri aklın kavradığı ölçüde insanın ahlâklı olabileceği ifade edilmiştir. İlahi kanun denilen şey ahlâki önermeleri aldığımız bir kaynaktır ve ahlâkî muhakemeyi yapanın da akıl olduğu ifade edilmiştir.

Tûsî’nin, ahlâki önermelerin Tanrı’dan alındığı ama muhakeme ve uygulama sırasında aklın devreye girdiği bir ahlâkî anlayışı savunduğu ifade edilerek toplantı sonlandırılmıştır. Sunum soru-cevap faslıyla devam etmiştir.

KURULUŞLARIMIZ