SONUÇ

2021 yılı hem sağlık hem de ekonomik anlamda iniş ve çıkışların yaşandığı bir yıl olarak geride kaldı. 2020 yılının kısıtlamalarının giderek azalsa da endişelerin giderilemediği, yeni varyant korkularının altında aşının umutları yeşerttiği bir yıl geçti. Milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine sebep olan COVID-19 virüsünün bulaşıcılığı artarken ölüm vakalarının azalması hastalık nedeniyle uygulanan kapanma politikalarının azalmasına sebep oldu. Ekonominin çarklarının tamamen durduğu 2020 yılından sonra 2021, üretimin arttığı ve bir önceki yılın eksikliklerinin giderildiği bir sene oldu. Ancak salgının sebep olduğu krizin yapısal sorunların tekrar nüksetmesine ve Türkiye için bir nevi uykuda olan enflasyon virüsünün tekrar canlanmasına sebep olduğunu söylemek mümkündür.

2019 yılındaki sorunların çözülme beklentisiyle girilen ancak bir nevi şok bir durgunluk yaşanan 2020 sonrası 2021 yılında büyüme alanında önemli bir performans sergilenmiştir. Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeden daha yüksek bir büyüme oranı yakalanmasına rağmen geçen yılki raporda da belirtildiği üzere “Türkiye’nin bir takım iç dinamiklerinden kaynaklanan ciddi risklerin etkisiyle mikro ve makro göstergelerde dalgalanmalar” 2021 yılında hızlanarak devam etmiştir. Büyümedeki hızlı düşüş engellenerek V tipi bir sonuç elde edilmiş, ancak büyüme merkezli genişlemeci politikalar TL’nin değeri üzerinde aşağı yönlü ve buna paralel olarak enflasyonda yukarı yönlü bir baskı oluşturmuştur. 2020 yılında bozulan beklentiler 2021 yılında daha da kötüleşerek kısmi bir dolarizasyon yaşanmasına neden olmuş, emtia piyasalarındaki bozulmaya FED’in faizleri artırma sinyali eklenince dış baskı ekonomi üzerinde hissedilirken iç dinamiklerde de aksamaların çıkması belirsizlikleri artırmıştır. 2021 yılının son çeyreğinde alınan önlemlerle kur tarafı kontrol altına alınmış gibi gözükse de fiyatlardaki bozulma hızlanarak devam etmekte. Bu anlamda, 2021’nin 2022’ye devreden en önemli sorunu olarak enflasyon karşımızda durmaktadır.

Sektörel olarak sanayi ve hizmetler %20 gibi yüksek bir oranda büyüme kaydederken tarım sektöründe %2,2 daralma yaşanmıştır. 2020 yılına oranla canlanan piyasalara karşın yaşanan kuraklık tarım sektöründe üretimin düşüşüne yol açmıştır. Alan İzleme Raporlarında kritik sektörler olarak takip edilen tarım, savunma, enerji ve bilişim sektörlerine baktığımızda ise özellikle savunma ve bilişim açısından daha önceki yıllara paralel şekilde büyüme trendinin devam ettiği görülmektedir. Enerji sektöründe yenilebilir üretim alanda yapılan yatırımlar sayesinde elektrik üretiminde rüzgâr ilk sıraya çıkarılarak önemli bir başarı elde edilmiştir. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için karbona dayalı üretim ve tüketimle ilgili daha fazla önlem alınmasına ihtiyaç sürmektedir.

2021 yılında ekonomik veriler açısından en çok dalgalanma kuşkusuz döviz kurlarında yaşanmıştır. Küresel risklerle birlikte iç dinamiklerde artan belirsizlikle kurlara yansımıştır. Tarihi rekorlar kıran dolar ve Euro karşısında TL’nin değeri ciddi oranda düşmüştür. Kurlarda yaşanan artış kadar ani iniş ve çıkışlar reel sektörü daha fazla etkilemiştir. Alım satım işlemleri ve sözleşmelerin yapılmasında gecikmeler yaşanmıştır. Artan kura karşı Merkez Bankası politika faizlerini düşürmeye devam etmesi piyasalar tarafından olumsuz karşılanmıştır. Kur korumalı mevduat hesabı uygulamasıyla kurlardaki dalgalanmanın önünce geçilse de TL’nin yeniden değer kazanması sağlanamamıştır. Bu ortam içerisinde döviz cinsinden kredi maliyetlerinde belirleyici olan CDS değerleri de 600 puan seviyelerine kadar çıkmıştır. Döviz ve kredi piyasalarındaki bu yukarı yönlü hareketin ihracat üzerinde olumlu etkileri beklenmekle birlikte enflasyon üzerinde baskısı daha çok hissedilmektedir.

Fiyat hareketlerindeki bu artış karşısında gelir dağılımında orta vadede bozulmaların daha fazla olması muhtemeldir. 2021 ve 2022’de devam eden enflasyonist ortamda sabit gelirlerinin alım gücü düşerken özellikle borçlu kesim kâr etmektedir. Bir tür gelir ve refah transferi yaratan enflasyonist ortamla mücadele için başta asgari ücret olmak üzere ücretlere zamlar yapılsa da aynı hızda enflasyonun artması gelirleri eritmektedir. Gelirler açısından değerlendirildiğinde maaşlı-ücretli çalışanların payının giderek artma trendi küçük işletmelerin kapandığı

ya da yeni işletmelerin kurulmadığı şeklinde yorumlanabilir. Bununla birlikte 2010’ların başında düşme eğilimine giren gelir gruplarına göre yoksulluk oranları 2019 sonrasında yeninden artış trendine geçmiştir.

Sonuç olarak, 2021 yılı büyüme açısından 2020’nin yaralarının sarıldığı ve yüksek bir büyüme oranının yakalandığı bir sene olsa da enflasyon ve kur baskısı altında piyasa ilişkileri, gelir dağılımı ve yatırımlar gibi alt alanlarda istikrar sorunlarının ortaya çıktığı görülmektedir. 2022 yılında devam eden bu belirsizlik ortamı ve küresel piyasalardaki bozulmayla fiyatlama davranışları daha da bozulmuştur. İstikrar politikaları olarak isimlendirilen daraltıcı birtakım politikaların önümüzdeki günlerde uygulanması gerekecektir. Bu politikaların ne büyüklükte uygulanacağı ise hayata geçirileceği döneme bağlıdır. 2021 yılının kısaca özetlediğimiz ekonomik gelişmelerini maddeler halinde şu şekilde toparlamak mümkündür.

1.     2021 yılında bir önceki yıla göre %11 oranında büyüme performansı yakalayan Türkiye ekonomisi üçer aylık periyotlarda ise sırasıyla %7,3, %21,9, %7,5 ve %9,1 oranında büyümüştür. Aynı yıl içerisinde büyüme hızı ABD’de %6, Almanya’da %3,1, Brezilya’da %5,2, Fransa’da 6,3, Çin’de %8 olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler Türkiye’nin verili ülkelerden daha iyi bir büyüme performansı sergilediğini ortaya koymaktadır.

2.     En hızlı büyüyen sektör %21,1 ile hizmet sektörü iken en çok daralan sektör ise %9 ile 2020 yılında en hızlı büyüyen finans sektörüdür. 2021 yılında diğer hizmetler %20,3, bilgi & iletişim %20,2, sanayi %16,6 ve gayrimenkul sektörü %3,5 büyümüştür. Buna karşın tarım %2,2, inşaat ise %0,9 oranında küçülmüştür.

3.     2021 yılı büyümesinin iktisadi aktörler bağlamındaki kompozisyonu ise hanehalkı harcamalarının %15,1; kamu harcamalarının %2; yatırımların %6,4; ihracat ve ithalatın sırasıyla %25 ve %2 büyüdüğünü göstermektedir. Bu rakamlar 2021 yılındadış ticaret sektörünün büyüme üzerinde oldukça önemli bir etkisinin olduğunu gözler önüne sermektedir.

4.     Covid-19 virüsünün yıkıcı etkisiyle geçen bir yılın ardından gelen 2021 yılında istihdam aylara göre dalgalı bir seyir göstermektedir. 2021 yılı için ortalama işsizlik %12,2 olarak gerçekleşmiştir.

5.     2021 yılı genç işsizliği bir önceki yıla göre 2,2 puan azalarak %22,8 olarak gerçekleşmiştir. Genç işsizliğinin genel işsizlik oranının üzerinde seyretmesi emek piyasasının işgücüne yeni katılan genç nüfusa iş yaratma kabiliyetinin düşük olduğunu gösteren bir durumdur. Bu bağlamda genç işsizliği azaltıcı politikaların güçlendirilmesi ve çeşitlendirilmesi gerekmektedir.

6.     Toplam istihdamın %55,4’ünü sağlayan hizmet sektörünü %21,3 ile sanayi, %17,2 ile tarım ve %6,1 ile inşaat sektörü takip etmektedir.

7.     Bir önceki yılın aynı ayına ait verilere göre 2021 Ocak ayında %14,97 olan enflasyon yıl sonuna gelindiğinde %36,08’e yükselmiştir. Özellikle son ayda hem aylık hem de yıllık enflasyonun ciddi bir sıçrama yaptığı görülmektedir. Türkiye’de 2021 yılında yaşanan söz konusu yüksek enflasyon büyük ölçüde küresel salgın ile birlikte küresel tedarik zincirlerinde yaşanan darboğaz, enerji fiyatlarının giderek artması, TL’nin özellikle dolar ve Euro olmak üzere yabacı paralar karşısında değersizleşmesi gibi üretim maliyetlerini artırıcı problemlere dayanmaktadır.

8.     Cari işlemler açığı, 2021 Ocak ayında 1,776 milyar $ iken 2022 Ocak ayına gelindiğinde 4 kat artarak 7,112 milyar dolara yükselmiştir.

9.     Enerji hariç cari işlemler hesabı 2021 Ocak ayında 344 milyon dolar fazla vermiş, bu rakam 2022 Ocak ayında 959 milyon dolara yükselmiştir. Altın ve enerji hariç cari işlemeler hesabında ise aynı dönemlerde cari işlemler fazlalığı sırasıyla 1.251 milyon dolar ve 1.478 milyon dolardır. Bu durum Türkiye’nin cari açığının enerji ve altın kaynaklı olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

10.  2021 içerisinde TL birçok yabancı para karşısında önemli oranlarda değer kaybetmiştir.

11.  Türkiye’nin tarımsal üretimi 2020 yılında gösterdiği iyi performansı 2021 yılında sergileyememiştir. 2020 yılında reel olarak yüzde 5,9 büyüyen tarım ve hayvancılık sektörü, 2021 yılında yüzde 2,2 oranında daralmış, ülkemizin tarımsal üretimi cari fiyatlarla 407 miyar TL olarak gerçekleşmiştir.

12.  2020 yılı sonu itibariyle tarım sektöründe 4,82 milyon kişi istihdam edilirken, 2021 yılında bu sayı 5,05 milyona ulaşmıştır. Bununla birlikte sektörün toplam istihdamı, halen salgın öncesi seviyesinin altındadır ve uzun zamandır gözlemlenen düşüş trendini devam ettirmektedir. Tarım sektörü istihdamındaki düşüşle birlikte sektörde çalışanların yaş ortalamaları da yükselmektedir. Bu durum ülkemizin tarım sektörünün çözüm bekleyen en önemli sorunları arasındadır.

13.  2021 yılında ülkemizin toplam elektrik enerjisi kurulu gücü yüzde 4,1 artarak 99.819 MW seviyesine çıkmıştır. Toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir kaynakların toplam payı yüzde 53,72 güneş ve rüzgârın payları ise sırasıyla yüzde 7,83 ve yüzde 10,62 olarak gerçekleşmiştir.

14.  Türkiye, 2021 yılında Paris İklim Antlaşması’na taraf olmayı kabul etmiş, 2030 yılına kadar toplam sera gazı emisyonunu yüzde 20 civarında azaltacağını taahhüt etmiştir. Söz konusu taahhüdün yerine getirilmesi ancak enerji sektöründe bir yapılanma ile mümkün görülmektedir.

15.  Kurulu güçteki artışa rağmen, ülkemizde 2017 yılında başlayan elektrik fiyatlarındaki yükseliş trendi, yaşadığımız kur şokunun da etkisiyle, 2021 yılında devam etmiştir.

16.  TÜİK verilerine göre 2021 yılında, ülkemizin Bilgi ve İletişim Sektörü yüzde 20,4 büyüyerek cari fiyatlarla 195 milyar 165milyon TL’lik bir büyüklüğe ulaşmıştır. Bu büyümeyle paralel bir şekilde, 2021 yılında sektördeki toplam istihdam yaklaşık 32 bin kişi artarak 259 bine çıkmıştır.

17.  Savunma sektöründeki büyüme 2021 yılında da devam etmiştir. 2021 yılında gösterdiği iyi performans neticesinde sektörün toplam cirosunun 11 milyar doların üzerinde gerçekleştiği tahmin edilmektedir.

18.  Savunma sanayi sektörünün 2021 yılı ihracatı tüm zamanların en yüksek seviyesine yükselmiş, 3,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

19.  2021 yılında katılım bankaları her sene olduğu gibi büyüme performanslarını sürdürmüştür. Katılım bankalarının toplam aktif büyüklüğü geçen yıla göre %64 büyüme kaydederek 717 milyar TL’ye ulaşmış ve %7,8 pay elde etmiştir. Toplanan fonlar 556 milyar TL’ye çıkarak, bankacılık sektöründeki payı %10,5 olmuştur.

20.  Katılım sigortacılığı 2021 yılında 5,4 milyar TL prim üretimi sağlarken, yüzde %28 oranında büyümeye sahiptir.

21.  Katılım sigortacılığı alanı, geçmiş yıllarla benzer şekilde 2021 yılında da sigortacılık sektörünün yaklaşık %5’ini oluşturmaktadır.

22.  Borsa İstanbul bünyesinde oluşturulan Katılım 30 ve Katılım 50 endeksleri, 2015-2021 yılları arasında yukarı yönlü hareket ederken 2021 yılında ise tüm zamanların en yüksek değerine ulaşmıştır.

23.  Tasarrufa dayalı finansman sistemi 2021 yılında da büyümesini sürdürmüş, sektöre yönelik yasal mevzuat oluşturularak sektörde faaliyet gösteren şirketler hukuki zemine kavuşmuştur.