TÜRKİYE'DE ADALETE ERİŞİM

Adalete Erişimde Sosyo-Ekonomik ve Bölgesel Farklılıklar

Ahmet Bozdag

Gaziantep Üniversitesi

Giriş

Adalete erişim hakkı, toplumun tüm kesimlerinin hak arama özgürlüğüne sahip olmasını, adil ve etkin bir hukuk düzeninin varlığını ve yargı organlarına kolay ve en az masrafla ulaşılmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla adalete erişim, yargı organlarına başvurma imkânına sahip olmanın yanında hem yargı organlarına başvurmanın önündeki engellerin tespit edilmesini ve kaldırılmasını hem de başvurana en kısa sürede ve en az masrafla hakkına kavuşma yolunun açık tutulmasını sağlayan düzenlemelerin yapılmasını ifade eder (Sungurtekin Özkan, 2016).

Demokratik hukuk devletinde tüm hakların güvencesini adalete erişim hakkı oluşturmaktadır. Dolayısıyla adalete erişim hakkının olmadığı yerde temel hak ve özgürlüklerden bahsedilemeyeceği gibi adalete erişimin etkin kullanılamadığı bir ülkede temel hak ve özgürlüklerin güvenliğinden de tam olarak bahsedilemeyecektir. Ayrıca adalete erişim hakkı, sahip olduğu önem gereği sosyal ve ekonomik şartları, cinsiyeti, yaşı ve uyruğu ne olursa olsun bir ülkede yaşayan herkesin eşit bir şekilde sahip olması gereken temel haklardandır. Adalete erişim hakkının önemi Adalet Bakanlığının 2019-2023 Yargı Reformu Stratejisi Belgesinde de “Adalete erişimin eşit bir şekilde sağlanması, hukukun üstünlüğü ilkesinin kabul gördüğü toplumların temel hedefleri arasında yer almaktadır. Zaman içerisinde sürekli yeni boyut kazanan adalete erişim, hizmetlerin erişilebilirliği ve etkinliğini kapsamaktadır. Adalet hizmetlerinin kalitesi arttıkça doğal olarak yararlanıcıların memnuniyet oranı da artmaktadır” (Adalet Bakanlığı, 2019) şeklinde vurgulanmıştır.

Adalete erişim hakkının etkin kullanımını etkileyen birçok husus bulunmakla birlikte, bu çalışmada konu dışına çıkmamak amacıyla sadece adalete erişimde yargılama giderleri ve adalete erişimde bölgesel farklılıklar boyutları ele alınacaktır. 


1. Adalete Erişimde Yargılama Giderlerinin Rolü

Adalete erişim hakkının etkin kullanılmasını etkileyen en önemli hususlardan bir tanesi, yargılama giderleridir (Subaşı, 2018).  Yargılama giderleri, adalete erişim çabası kapsamında yargılama süresince yapılan harç, keşif, tebligat, bilirkişi ve avukat ücretlerinden oluşan giderlerdir. Bir ülkede yargılama giderlerinin fazla olması, ekonomik bakımdan dezavantajlı kişilerin adalete erişim hakkını kullanmasında kısıtlayıcı bir rol oynayacaktır. Bu nedenle adalete erişim hakkının etkin kullanımı için yargılama giderlerinin mümkün olduğunca azaltılması büyük önem taşımaktadır.


a) Avukat Giderleri

Türk hukuk sisteminde adalete erişimde en önemli yargılama gider kalemini, avukat(lar)a ödenen ücretler oluşturmaktadır. Adalete erişim hakkının kullanımı kapsamında kişi, ihtiyari olarak bir avukatın hukuki yardımından yararlanmak için avukata danışma ve/veya vekalet ücreti ödemesi gerekmektedir. Aynı zamanda idari yargılamada, ceza yargılamasında ve hukuk yargılamasında yargılama sonunda davayı kaybeden tarafın davayı kazanan diğer tarafın avukatına, avukatlık asgari ücret tarifesindeki avukatlık ücretini de ödemesi zorunludur. Dolayısıyla davayı kaybeden taraf, hem kendi vekili/müdafisi olan avukatın ücretini hem de karşı tarafın vekili/müdafisinin ücretini ödeyerek bir yargılamada iki defa avukatlık ücreti ödemek zorunda kalmaktadır.

Türkiye’de avukatlara ödenecek asgari ücret, her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenmekte ve resmî gazetede yayımlamaktadır. Her avukat, asgari ücret tarifesinin alt sınırlarına aykırı olmamak koşuluyla yapılacak iş ve takip edilecek davalardaki vekalet ücreti politikasını serbestçe belirleyebilir.

 

Tablo 1. 2022 yılı Avukatlık Asgari Danışma Ücreti Tarifesi

Danışma Türü

Ücret

Büroda sözlü danışma (ilk bir saate kadar)

675,00 TL

Çağrı üzerine gidilen yerde sözlü danışma (ilk bir saate kadar)

1.405,00 TL

Yazılı danışma için (ilk bir saate kadar)

1.405,00 TL

Her türlü dilekçe yazılması, ihbarname, ihtarname, protesto düzenlenmesinde

1.030,00 TL

Kira sözleşmesi ve benzeri sözleşmelerin hazırlanması

1.350,00 TL

Tüzük, yönetmelik, miras sözleşmesi, vasiyetname, vakıf senedi ve benzeri belgelerin hazırlanması

4.100,00 TL

Şirket ana sözleşmesi, şirketlerin devir ve birleşmesi vb. ticari işlerle ilgili sözleşmeler

2.065,00 TL

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği

 

Tablo 2. 2022 yılı Bazı Dava ve Ceza Soruşturması Takibi için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi

Takip Edilen Dava ve Ceza Soruşturması

Vekalet Ücreti

Ceza soruşturma evresinde takip edilen işler için

1.550,00 TL

Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için

2.000,00 TL

Asliye (Ceza/Hukuk) Mahkemelerinde takip edilen davalar için

5.100,00 TL

Tüketici Mahkemelerinde takip edilen davalar için

2.550,00 TL

Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinde takip edilen davalar için

7.375,00 TL

Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için

10.250,00 TL

İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için: Duruşmasız/Duruşmalı

2.550,00/3.890,00 TL

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği

 

Adalete erişimde resen araştırma ilkesinin bulunmadığı özel hukuk alanı başta olmak üzere sistem, tüm düzenlemelere rağmen hala hukukçu olmayan bireyler için karmaşık bir yapıya sahiptir bu sebeple hukuk yargılaması alanında bir hukukçudan hukuki yardım almak büyük önem taşımaktadır. Ancak Türkiye’de 2022 yılında yaklaşık 10 milyon kişinin asgari ücretle çalışıyor olması ve işsizlik oranının %11 civarında olması dikkate alındığında, yukarıda belirtilen avukatlık asgari ücret tarifesindeki en az miktarları dahi birçok kişinin ödeyemeyeceği açıkça görülmektedir. Bu sorunu bir nebze de olsa hafifletmek amacıyla ücretsiz adli yardım kurumu ile ceza muhakemesi alanında ücretsiz müdafi ve vekil görevlendirilmesi düzenlenmiştir (Subaşı, 2018).

Adli yardım, hukuk yargılaması ve idari yargılama alanında mali olanakları yetersiz kişilerin talebi üzerine, geçici olarak dava harç ve masraflarından muaf tutulması ve kendisi için baro tarafından ücretsiz avukat görevlendirilmesidir. Adlî yardım, bireyleri ekonomik güçleri oranında hak arayabilme tehlikesine karşı koruyarak yargı harçlarının ve dar anlamda yargılama giderlerinin bireyin ekonomik gücünü aştığı durumlarda hakkını elde edebilmesine olanak sağlamaktadır (Kalem Berk, 2012). “Bu nedenle adlî yardım, fiilî ve gerçek eşitliğin yargı ve cebri icra organları önünde fiilîyata geçirilmesini temin eden ve sosyal yargılama hukuku ile ilişkisi bulunan temel bir hak olarak nitelendirilmektedir” (Subaşı, 2018).  Dolayısıyla HMK kapsamında uygulanan adli yardım, kişilere yargılama giderlerinden kesin bir muafiyet sağlamamakta ve belirli şartlarla geçici muafiyet sağlanan yargılama giderlerinin tahsilini de dava veya takibin sonunda tahsil edilebileceğini düzenlemektedir (HMK, m. 339).

Ceza yargılaması alanında ise, müdafii bulunmayan sanık/şüphelilere ekonomik durumuna bakılmaksızın kural olarak talep üzerine, zorunlu müdafilik gerektiren durumlarda ise resen ücretsiz müdafi görevlendirilmektedir (Bozdağ, 2014). Ayrıca ceza muhakemesinde mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, meramını anlatamayacak kadar malul, sağır veya dilsiz olması ve vekilinin de bulunmaması halinde resen ücretsiz vekil görevlendirilmesi zorunluyken (CMK, m. 234/2); vekili bulunmayan cinsel saldırı suçu ile alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suç mağdurlarının ve suçtan zarar görenlerin talep etmesi halinde ücretsiz olarak vekil görevlendirilmesi zorunlu olarak düzenlenmiştir (CMK, m. 234/a-3, b-5; Bozdağ, 2017).

Gaziantep Barosundan aldığımız bilgilere göre; Gaziantep ilinde 2021 yılında, ceza yargılamalarında soruşturma aşamasında kolluğun talebi üzerine 14.864, soruşturma aşamasında savcılığın talebi üzerine 6.390, sulh ceza hakimliğinin talebi üzerine 4.052 ve kovuşturma aşamasında ceza mahkemelerinin talebi üzerine 12.854 olmak üzere toplam 38.190 kişiye ücretsiz avukat görevlendirilmiştir. Hukuk yargılamalarında ise adli yardım kapsamında 2.374 kişi talepte bulunmuş, bunlardan 1.671 kişinin talebi kabul edilerek ücretsiz avukat görevlendirilmiş; 703 kişinin talebi ise reddedilmiştir. Gaziantep iline ilişkin bu verilerin Türkiye ortalamasına yakın olduğu söylenebilir. İstanbul ilinde 2021 yılında, ceza yargılamalarında soruşturma aşamasında kolluğun talebi üzerine 44.206, soruşturma aşamasında savcılığın talebi üzerine 10.290, sulh ceza hakimliğinin talebi üzerine 14.522 ve kovuşturma aşamasında ceza mahkemelerinin talebi üzerine 33.910 olmak üzere toplam 102.928 avukat görevlendirilmiştir. Hukuk yargılamalarında ise adli yardım kapsamında 11.257 avukat görevlendirilmiştir (İstanbul Barosu, 2021).

Bu veriler, avukatlık asgari ücret tarifesindeki ücretlerin çok yüksek olmasa da ülkemizdeki işsizlik ve asgari ücretle çalışan sayısı dikkate alındığında adalete erişimde avukatlık ücretlerinin diğer yargılama giderleriyle birlikte olumsuz bir etki doğurduğu sonucuna bizleri götürmektedir. Ayrıca adalete erişimde iyi bir uygulama olan ücretsiz avukat görevlendirilmesi, toplumun büyük çoğunluğu tarafından yeteri kadar bilinmediğinden beklenen yararı tam olarak sağlayamamaktadır. Bunun için adalete erişimde adli yardım uygulamasının etkinliğini artırmak amacıyla adliyelerin girişinde bilgilendirme ve yönlendirme büroları açılması ve bu konuda kamu spotları hazırlanması yararlı olacaktır. Ancak adli yardım kapsamında avukatlara ödenen ücretlerin düşük olması göz önüne alındığında adli yardımdan yararlanma sayısının artması, avukatlarda memnuniyetsizliklere sebep olacağı da gözden kaçırılmamalıdır.

 

b) Diğer Yargılama Giderleri

Türk hukuk sisteminde adalete erişimde önem arz eden diğer yargılama giderleri, yargılama süresince ödenen harçlar, keşif masrafları, tebligat (posta) masrafları ve bilirkişi ücretleridir.

Yargı harçları, devletin yargılama hizmetlerinden kişisel fayda sağlayan bireylerden, bu hizmetlerin maliyetlerine kısmi bir katkı ve aynı zamanda gereksiz ve haksız yere kişilerin yargı organlarını meşgul etmemesi için caydırıcılık olarak aldığı miktarı belirli paralardır (Subaşı, 2018). Harç miktarları, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun mükerrer 138’inci maddesine göre “… Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır”. 2021 yılı yeniden değerleme oranını %36,20 olarak belirlemiş ve bu oran 2022 yılı harç artışını da belirlenmiştir. Bu çalışmada tüm yargı harçlarına değinme imkânı bulunmamakla birlikte, idari yargıda yeni açılan bir davada posta ve harç masraf toplamı 350,00 TL ile 775,00 TL arasında değişirken; Anayasa Mahkemesine bireysel başvurularında başvuru harcı 664,30 TL’dir.

Yargılama hizmetlerinin ortaya çıkardığı harç ve giderlerin yüksek olması, kişilerin adalete erişim hakkının etkin kullanımını kısıtlayacaktır. Yargılama harç ve giderlerin düşük tutulması veya tamamen kaldırılması ise yargı organlarının mevcut dava ve dolayısıyla iş yükünü arttırabilecek hatta kişilerin haksız olduklarını bile bile kötü niyetli olarak dava açmasına sebebiyet verebilecektir. Bu iki durum arasında makul bir dengenin sağlanması için yargı harçlarının mümkün olan en düşük ve makûl düzeyde belirlenmesi gerekir (Çayan, 2016).

Adalete erişimi etkileyen yargılama giderlerinden bir tanesi de keşif ve bilirkişi ücretleridir. Özellikle özel hukuk yargılamalarında yapılacak keşif işlemler ile bilirkişiye başvurunun, bu ücretlerin davacı tarafından peşin ödenmesine bağlı olması, adalete erişimi olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu tür davalarda, bilirkişi ve keşif masraflarının davacı tarafından peşin olarak ödenmemesi halinde, bilirkişiye müracaat edilmemekte ve keşif yapılmamaktadır. Bu durum haklılığını ispat etmesi bilirkişi görevlendirilmesine veya keşif yapılmasına bağlı olan kişilerin mağdur olmasına sebebiyet verebilmektedir (Resmi Gazete, 2021). Örneğin idari yargıda iptal davası açmış olan bir kişi avukatlık ücreti hariç ortalama, 468,00 TL posta ücreti, 427,00 TL harç, 480,00 TL bilirkişilik ücreti, 571,90 TL keşif harcı, 220,70 TL İstinaf harcı ve 397,80 TL temiyiz harcı olmak üzere toplam 2.565,04 TL yargılama gideri ödemesi gerekir. Bu harç ve posta masrafları, yapılan işlemlere ve sürece bağlı olarak artabileceği gibi azala da bilmektedir.

 

2. Adalete Erişimde Bölgesel Farklılıklar

Adalete erişim ve onun etkin kullanımını etkileyen faktörlerden biri de bölgesel farklılıklardır. Adalete erişim ve bu hakkın etkin kullanımını, kişilerin ekonomik durumu, kültür seviyesi, hak arama bilgi ve bilinci de önemli oranda etkileyebilecek nedenlerdir. Bu nedenler gelir düzeyi düşük ve ekonomik olarak geri kalmış (Sungurtekin Özkan, 2014) ve okuma yazma oranının düşük olduğu bölgelerde yaşayan, hak arama bilgisi ve araçlarını tanıma ve kullanma imkânından mahrum kişilerin, adalete erişim ve bu hakkı etkin bir şekilde kullanmada dezavantajlı olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda elimizde bilimsel bir istatistiki bilgi bulunmamakla birlikte mesleki tecrübemizden ve toplumsal gözlemlerimizden bu sonuca ulaşabilmekteyiz (Kalem Berk, 2012).

Esasında, adalete erişim ve etkin kullanım açısından bölgesel düzeyde farklılaşmayı gösteren bir veri kaynağının bulunmaması başlı başına sorundur. Adalete erişim imkanlarının tüm ülkede dengeli ve eşitsizlikleri giderici biçimde sunulmasının yolu, öncelikle eksik noktaların keşfinden geçmektedir. Zira adaleti erişimi güç kılan, demografik yapı içerisindeki bazı yoksunluklardan kaynaklanabileceği gibi adalet kamu hizmetinin sunuma yönelik yetkin ve yeterli sayıda personel istihdamı veya fiziksel mekan yetersizliği gibi yapısal sorunlar da olabilir. Analizlere dayanak oluşturacak, izlenim ve tahminin ötesine geçebilecek somut verilere ihtiyaç duyulmaktadır. Adalet kamu hizmetlerinin tüm ülke sathında idari yönden teşkilatlanmasını sağlamakla yükümlü olan Bakanlığın, ivedilikle bu yöndeki eksikliği giderecek adımlar atması gerekmektedir.

Hizmet sunumunun nicel olarak dengeli dağılımı kadar, sunulan hizmetin içeriği açısından da bölgesel farklılıkların gözetilmesi adalete erişime olumlu katkı sağlayacaktır. Özellikle adalet hizmeti sunulan kişiler/taraflar ile hâkim ve savcıların ya da diğer adliye personelinin kuracağı ilişkide, bölge halkına dair farkındalığın yüksek oluşu, sürecin daha nitelikli şekilde yürütülmesine katkı sağlar. Personelin bu konuda bilinçlendirilmesi de adalete erişime katkı sunacak somut bir dokunuş olacaktır. Özellikle yargının iş yükünün azaltılması ve adalete erişimi kolaylaştırma amacıyla sürdürülen alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri kullanılırken, bölgesel farklılıklara uygun, muhatabıyla etkileşim sağlayabilen bir üsluba sahip olunması çözüme katkı sunacaktır. Kâğıt üstündeki iyi tasarımlar, ancak sosyo-ekonomik ve bölgesel farklılıklar hesaba katıldığında iyi uygulamalara dönüşebilecektir.

 

Sonuç ve Değerlendirme

Adil yargılanma hakkının ve hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olan adalete erişim hakkı, demokratik, sosyal ve hukuk devleti olmanın zorunlu unsurudur. Temel hak ve özgürlüklerin güvencede olması, ancak adalete erişim hakkının varlığı ve etkin kullanımı ile mümkün olabilecektir.  Bu nedendir ki Adalet Bakanlığının hazırlamış olduğu tüm yargı reformu strateji belgelerinde adalete erişim hakkı ve etkinliğinin geliştirilmesi konusu en ön sıralarda yer almıştır.

Adalete erişim hakkının etkin kullanımını olumsuz etkileyen birçok neden bulunmakla birlikte, bu nedenlerden bir tanesini sosyo-ekonomik nedenler oluşturmaktadır. Sosyo-ekonomik nedenler başlığı altında, adalete erişimde yargılama giderlerinin rolü ve bölgesel farklılıklar başlıkları incelenmiş olup bu konulardaki önerilerimizi şu şekilde ifade edebiliriz.

  • Gerek hukuk yargılamasında gerek idari yargılamada ve gerekse ceza yargılamasında adalete erişme çabası içinde olan kişiler, hukuki yardımından yararlandıkları avukatın ücretini ödedikleri gibi aynı zamanda davayı kaybettiklerinde davacı kişinin avukatının da avukatlık asgari ücret tarifesindeki ücretini ödemek zorunda kalmaktadır. Ülkemizdeki ekonomik şartlar dikkate alındığında, bu durumun adalete erişimi önemli oranda kısıtladığını görmekteyiz. Bu nedenle, adalete erişim çabası içerisinde olan kişilerin davayı kaybettiklerinde karşı tarafın da avukatlık ücretini ödeme uygulamasının en azından asgari ücret ve asgari ücretin altında bir ücretle çalışan kişiler için kaldırılmasının uygun olacağını düşünüyorum.
  • Yargılama harçlarının yüksek tutulmaması hatta asgari ücret miktarı dikkate alınarak sembolik bir miktar olarak belirlenmesi, adalete erişime katkı sunacaktır.
  • Ayrıca adalete erişim kapsamında kişilere sağlanan adli yardım uygulamasında, haksız çıksa dahi asgari ücret veya asgari ücretin altında bir ücretle çalışan kişilerden sonradan yargılama masraflarının talep edilmemesi için somut bir düzenleme yapılarak uygulamada birliğin sağlanması gerektiğini kanaatindeyiz.
  • Ülkemizde hak arama bilincinin düşük olduğu ve ekonomik olarak geri kalmış bölge ve illerdeki adliyelerde, ücretsiz danışmanlık veren profesyonel hukukçulardan oluşan büroların kurulması yararlı olacaktır.