2020 Yılı Ceza Hukuku İstatistikleri

Türkiye’de hukuk konuşulmak istendiğinde, akla ilk gelen suçlar ve cezalar, dolayısıyla ceza hukuku olmaktadır. Gündemde yer edinen hukuki olaylara bakıldığında bunların çoğunluğunu, bireyin ve toplumun güvenliğini doğrudan ilgilendirdiği için, ceza hukukunun oluşturduğu görülmektedir. Yazılı ve görsel basının çeşitliliği, özellikle gündüz kuşağında yer alan programların suçu konu edinmesi ve sosyal medyadan suçun ihbar edilmesi, bir başka deyişle hak arayışları sebebiyle günümüzde her geçen gün suç oranının arttığı izlenimi uyanmaktadır. Ancak verilere bakıldığında 2020 yılında 2011 yılına kıyasla ceza mahkemelerindeki dosya sayısının %8,5 azaldığı görülmektedir.

COVID-19 salgını altında geçen 2020 yılında, hukukun bütün alanları olduğu gibi ceza hukuku da salgından oldukça etkilenmiştir. Salgın süresince hükümlü-tutuklu ve adli personel için alınması gereken tedbirler salgının düşündürdüğü ilk hususlardandır. Yasama kısmında ele alınacak olan kamuoyunda İnfaz Kanunu olarak gündeme gelen ve COVID-19 için geçici hükümler içeren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 70 maddeden oluşan Kanun Teklifi, 15 Nisan 2020’de Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

2020 Hukuk Gündeminin en önemli değişikliklerinden biri, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde yargılamaların hızlandırılması ve sadeleştirilmesi hedefiyle öngörülen ve 1 Ocak 2020’den itibaren uygulanmaya başlayan “seri muhakeme usulü” ve “basit yargılama usulü”dür. Seri muhakeme usulü ile kapsam dâhilinde olan suçların sonuçlandırılması bir gün gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmektedir. Cumhuriyet Savcısı, şüphelinin seri muhakeme usulüne yönelik yapılan teklifi avukatın yanında kabul etmesi üzerine, mahkemeye talepname göndermektedir. Talepname üzerine mahkeme aynı gün içerisinde hüküm vermekte ve böylece bir gün içerisinde süreç tamamlanmaktadır. Seri muhakeme usulü, soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği hâlde uygulanabilmektedir. Asliye Ceza Mahkemesi’nin görev alanına giren ve üst sınırı 2 yıl olan suçlarda uygulanan basit yargılama usulüne mahkeme tarafından karar verilmekte; taraflara iddianame tebliğ edilerek 15 gün içinde yazılı olarak beyan ve savunmaları talep edilmektedir. Böylece süre sonunda, mahkeme duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar vermektedir. Adalet Bakanlığı’nın sitesinde yer alan 16.10.2020 tarihli habere göre, aynı suçtan iki farklı dosyada kararın kesinleşmesi klasik yargılamada 2,5 yıl sürerken basit yargılama usulü ile 6 ayda kesinleştiği görülmüştür.




Şekil 10. Yargıtay Ceza Daireleri ve Genel Kurulu Dosya Sayısı ile Görülme Gün Sayısı, 2014-2020

Kaynak: Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Adli İstatistikler 2020


Aynı haberde yer alan bilgiye göre, “seri muhakeme usulünün uygulandığı yılın ilk 9 ayında Cumhuriyet Başsavcılıklarındaki 32 bin 178 dosyada, şüpheliye, seri muhakeme teklifi yapıldı. Bu dosyalardan 30 bin 75’inde talepname düzenlenerek mahkemeye gönderildi. Basit yargılama usulünün uygulandığı yılın ilk 9 ayında ise 107 bin 94 suçla ilgili basit yargılama usulü tercih edildi ve 37 bin 225 suçla ilgili karar verildi. Yaklaşık 70 bin suçla ilgili işlemler devam etmektedir.”

Yargıtay

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na son on yılda gelen dosya sayısı %48.1, Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairelerinde %29.4 ve Hukuk Genel Kurulu ve Hukuk Dairelerinde ise %54.7 azalmıştır.

Temyiz merci sıfatıyla, Ceza Genel Kurulu ve 20 ceza dairesi olarak görev yapan Yargıtay, içtihadi bir mahkemedir. 2015 yılından 2018 yılına kadar azalan Yargıtay Ceza Daireleri ve Genel Kurulu’nda yıl içinde açılan dava sayısı, 2019’dan itibaren artmaya başlamıştır. 2019’daki artış 2020’deki artışa nazaran daha ciddidir. 2018’de 527 olan görülme gün sayısı 2019’da dikkat çekici bir şekilde düşerek 348’e inmiştir. 2020 yılında ise görülme gün sayısı, bir önceki yıla göre stabil diyebileceğimiz şekilde 343 olarak tespit edilmiştir.

Cumhuriyet Başsavcılıkları

Cumhuriyet başsavcılıklarına son on yılda gelen dosya sayısı %48.7 artmıştır.

Adli yargıda hâkim başına düşen dosya sayısı son on yılda %38.1, idari yargıda %37.5 azalmıştır.

Temel hak ve hürriyetler üzerinde doğrudan bir etkisi olan ceza yargılamasının bu özelliğinden dolayı yargılama aşamaları farklıdır. İlk olarak doğrudan dava açılarak yargılama aşamasına geçmek yerine, suç şüphesinin araştırılarak gözaltı, tutuklama, adli tedbir gibi çeşitli tedbirlerden durumun gerektirdiğinin uygulanması söz konusudur. İkinci aşama savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin mahkemece kabulü sürecidir. Bu süreçte vatandaş nezdinde en çok karıştırılan durum, kimin şüpheli, kimin sanık, kimin suçlu konumda olduğudur. Ceza yargılaması yapılıp yapılmayacağına karar verilen aşamaya kadar kişi şüpheli konumdadır. Bir kişinin suçlu olarak kabul edilmesi ancak ceza yargılamasının tamamlanması iledir.

Cumhuriyet Başsavcılıklarına gelen ihbar sayısı 2019 yılında bir önceki yıla oranla iki kat artmıştır. 2020 yılı içinde gelen ihbar sayısı ise 200,288’dir. 2019 yılına göre 2020 yılında yıl içinde gelen ihbar sayısı artmasına rağmen soruşturma açma oranı düşmüştür. Soruşturma açma oranı 2019 yılında %13,7 iken, 2020 yılında %10,3’e gerilemiştir. Soruşturmaya yer olmadığı kararının oranı ise, 2019’da %71,5 iken 2020’de %74,5’e yükselmiştir (Adalet Bakanlığı, 2020).

İhbar dosya sayısının coğrafi bölgelere göre dağılımına bakıldığında toplamda en yüksek ihbar dosya sayısı Marmara Bölgesi’nde, en düşük ihbar dosya sayısı ise Doğu Anadolu’dadır. Doğu Anadolu’yu Ege ve Karadeniz bölgeleri takip etmektedir. Ancak ihbar dosya sayılarındaki karar oranlarına bakıldığında, soruşturmaya yer olmadığı kararı %80,8 oranı ile en yüksek coğrafi bölge olarak Doğu Anadolu’da verilmektedir. Doğu Anadolu bölgesi ihbar dosya sayısında en düşük bölge iken, soruşturmaya yer olmadığı kararında birinci bölge, soruşturma açma kararında ise ikinci bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Ege Bölgesi, toplam ihbar dosya sayısında en düşük bölge olarak ikinci sırada yer almasına rağmen, soruşturma açma karar oranında %12,1 ile birinci bölgedir. Soruşturmaya yer olmadığı kararında ise %65,2 ile bölgeler arasındaki en düşük orana sahiptir. En düşük ihbarın Doğu Anadolu’da yapılmasına rağmen soruşturmaya yer olmadığı kararının en çok bu bölgede verilmesi, Ege’nin ise yine ihbar dosya sayısı düşük iken Doğu Anadolu Bölgesinin tam aksi şekilde bölgeler arasında soruşturmaya yer olmadığı kararının en az verildiği bölge olması bu coğrafi bölgelerin toplumsal yapısının incelenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Ancak bu verinin sonuçlanan soruşturmalardaki karar oranları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Örneğin Ege Bölgesi ihbar sayısı en düşük bölge olup soruşturmaya yer olmadığı kararının en az verildiği bölge iken; sonuçlanan soruşturmalara bakıldığında kovuşturmaya yer olmadığı kararının en çok verildiği bölge (%58,1) olarak karşımıza çıkmaktadır. Soruşturmaya yer olmadığı kararının en yüksek verildiği bölge olan Doğu Anadolu Bölgesi, kamu davası açma kararı en çok verilen ikinci bölge olarak yer almaktadır, kovuşturmaya yer olmadığı kararında ise en düşük oranlı ikinci bölgedir. Bu durum bize bir tarafıyla, soruşturmaya yer olmadığı kararının az verilmesinin kovuşturmaya yer olmadığı kararının çok verilmesine etki ettiğini göstermektedir.

2019’da suç ihbarı artmasına rağmen savcılıklar tarafından soruşturma açma oranı iki yıldır düzenli olarak azalmaktadır. İhbar sayısı artarken soruşturma açma oranının düşmesi asılsız ihbar olgusunu gündeme getirmektedir. Suçun sosyal medya gibi çabuk erişilebilir ortamlardan öğrenilebilmesi ve suç ihbarının kolaylaşması gibi etkenlerin ihbar sayısını artırdığı söylenebilir. Ancak suç ihbarının kolaylaşmasının suçla mücadeleye etkisinin ne kadar güçlü olduğu ayrıca araştırılmalıdır. Bunun yanı sıra suç ihbarının artması savcılıkların iş yükünü ciddi oranda artırmaktadır.




Şekil 11. Cumhuriyet Başsavcılıkları İhbar Dosya Sayısı (Bin), 2018-2020

Kaynak: Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Adli İstatistikler 2020






Şekil 12. Cumhuriyet Başsavcılıklarında Sonuçlanan Soruşturmalarda Karar Türüne Göre Suç Sayısı, 2014-2020

Kaynak: Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Adli İstatistikler 2020





Şekil 13. Cumhuriyet Başsavcılıklarında Sonuçlanan Soruşturmalardaki Suç Sayısının Belirli Suç Tiplerine Göre Dağılım Oranı (2020)

Kaynak: Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Adli İstatistikler 2020 


2016’dan beri artış eğilimi gösteren soruşturma dosya sayısı 2020’de düşmüştür. 2014’ten 2019 yılına kadar açılan soruşturmalarda her yıl artan kovuşturmaya yer olmadığı kararı, 2019’da %52,7 iken 2020’de %56,1’e yükselmiştir. 2014’ten (%43,9) 2018’e (%33,9) kadar azalan kamu davası açılan dosya oranı, 2019’da %1’lik artış ile %34,9 olmuş, bu oran 2020’de tekrar azalarak %31,6’ya gerilemiştir.

Cumhuriyet Başsavcılıklarına ait dosyalardaki suç tipleri incelendiğinde, toplam dosya sayısı içerisinde en çok yer alan suç tipi %27,4 ile mal varlığına karşı suçlardır. Bunu hürriyete karşı suçlar (%17,3) ve vücut dokunulmazlığına karşı suçlar (%16,0) takip etmektedir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararların içinde en yüksek suç tipi aile düzenine karşı suçlar iken, ikinci sırada genel tehlike yaratan suçlar, üçüncü sırada ise mal varlığına karşı suçlar yer alır. Bu belirli suç tipleri arasında kamu davası açılan en yüksek suç tipi ise toplam dosya sayısı sıralamasında en sonlarda yer alan ulaşım araçlarına veya sabit platformlara karşı suçlardır. 

Ceza Hukukunda Cinsiyet, Yaş Grubu ve Eğitim

Ceza infaz kurumu nüfusunun cinsiyet oranı incelendiğinde, cezaevlerindeki hem kadın hem erkek sayısının 2017’den itibaren arttığı görülmektedir. Ancak her üç yılda da cezaevlerindeki kadın-erkek oranı değişmemiştir. Cinsiyete göre cezaevlerindeki erkeklerin oranı %96 iken, kadınların oranı %4’tür. Yıl içinde ceza infaz kurumuna giren hükümlülerin cinsiyet sayısına bakıldığında da her iki cinsiyette artış olduğu, ancak oran olarak %96’ya %4’ün korunduğu görülmektedir.

Suçun işlendiği andaki yaş grubuna göre yıl içinde cezaevine giren hükümlülere bakıldığında en yüksek yaş grubunun yıl fark etmeksizin 25-34 yaş aralığında olduğu görülmektedir. 18 yaş altı cezaevine giren hükümlü sayısı (12-14 ve 15-17 yaş aralığının her ikisinde de) 2019 yılında azalmıştır. 18-24 yaş aralığı 2018’de ciddi bir artış göstermişken 2019 yılında gözle görülür bir artış yaşanmamıştır. 2019 yılında en yüksek artış 35-44 yaş aralığında görülmüş, bu yaş aralığını 25-34 yaş aralığı takip etmiştir. 2017-2018-2019 yılları birlikte değerlendirildiğinde, 18-44 yaş aralığında suç işleme oranı diğer yaş gruplarına göre çok daha yüksektir ve her yıl bu yaş grupları arasındaki suç işleme oranı artmaktadır.





Şekil 14. Ceza infaz kurumu nüfusunun cinsiyete göre sayıları (Bin), 2017-2019 





Şekil 15. Suçun işlendiği andaki yaş grubuna göre yıl içinde ceza infaz kurumuna giren hükümlüler (Bin), 2017-2019

Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Türkiye 2020




Şekil 16. Eğitim durumuna göre yıl içinde ceza infaz kurumuna giren hükümlüler (%), 2017-2019 

Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Türkiye 2020




Şekil 17. Bazı seçilmiş suç türlerine göre yıl içinde ceza infaz kurumuna giren hükümlüler, 2017-2019

Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Türkiye 2020


Cezaevlerine giren hükümlülerden okul bitirenlerin içerisinde en yüksek oran ortaokul ve dengi meslek okullarını bitiren kişilerdir (%32). İkinci sırada lise ve dengi meslek okulu (%24), üçüncü sırada ilköğretimi (%20) bitirenler yer almaktadır. Cezaevlerine giren hükümlüler içerisinde en az orana sahip olan kişiler %8 oran ile yükseköğretim, %16 ile ilkokul bitirenlerdir.

2017-2018-2019 yıllarında ceza infaz kurumuna giren hükümlülerin işlediği en yüksek suç türünün hırsızlık olduğu görülmektedir. 2019 yılında hırsızlık suçu sayısal olarak azalsa da diğer suç türlerine nazaran ilk sırada yer almaktadır. Hırsızlık suçunu yaralama ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları takip etmektedir. İcra iflas kanununa muhalefet suçu 2017’den itibaren azalma eğilimi göstermiştir. 2018’de 15.309 olan yağma suçu sayısı 2019’da ciddi bir düşüş göstermiş ve 13.300’e gerilemiştir. 

Suça Sürüklenen Çocuklar

Suça sürüklenen çocuk sayısı 2014’ten 2018’e kadar toplamda azalma eğilimi göstermişken 2019 yılında (235.079) tekrar bir artış göstermiş ve 2017 yılı sayısı (235.269) ile neredeyse aynı noktaya gelmiştir. 2019’da artan suça sürüklenen çocuk sayısı 2020’de (209.689) tekrar azalma eğilimi göstermiştir. Yıl içinde açılan dosya sayısına bakıldığında 2020’de (88.654) ciddi bir gerileme göze çarpmaktadır.

Çocukların karıştığı olay sayısına göre bakıldığında çocukların, en çok mağdur olarak güvenlik birimine geldiği veya getirildiği görülmektedir. Mağdur çocukların sayısını, suça sürükleme ve bilgisine başvurma takip etmektedir. Mağdur, suça sürüklenen, bilgisine başvurulan çocuk sayılarına bakıldığında 2017’den 2019’a kadar düzenli artış görülmektedir. Mağdur çocukların içerisinde ise suç mağduru çocuk sayısı (2019/ 206.498); takibi gereken olay mağduru (2019/ 29.383) ve kabahat mağduru (2019/ 50) çocuk sayısına göre katbekat yüksektir. Suç mağduru olarak gelen veya getirilen çocukların en çok muhatap olduğu suç türü ise yaralamadır (2019/ 119.009). Yaralama suçunu cinsel suçlar ve aile düzenine karşı suçlar takip etmektedir. 




Şekil 18. Ceza Mahkemelerinde Suça Sürüklenen Çocuk Sayısı (Bin), 2014-2020

Kaynak: Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Adli İstatistikler 2020


Şekil 19. Geliş nedenine göre güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı (Bin), 2017-2019

Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Türkiye 2020



Şekil 20. Mağduriyet türüne göre güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı, 2017-2019

Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Türkiye 2020.





Şekil 21. Güvenlik birimine suç mağduru olarak gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı (Bin), 2017-2019 

Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Türkiye 2020.