Logo

Yayınlar

Genç İşsizliğin Durumu


Genç İşsizliğinin Durumu: Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki Gençlerin Eğitim ve İstihdam Politikalarına Göre Analizi Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Zafer Çelik ve Fatma Betül Coşkun, “Genç İşsizliğinin Durumu: Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki Gençlerin Eğitim ve İstihdam Politikalarına Göre Analizi” başlıklı politika notunu, İLKE Vakfı için kaleme aldı. Hazırlanan politika notunda önce Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki (NEET) gençlerin durumunu ifade eden kavramın çerçevesi çizilerek Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasındaki mevcut durumu veriler ışığında değerlendirildi.    Tespit edilen duruma göre Ne Eğitimde Ne İstihdamda olarak tanımlanan gençler, farklı ülkelerde farklı yaş kategorilerinde tanımlansa da ortak özellikleri eğitim aracılığıyla beşerî sermayelerini geliştiremedikleri için hem eğitimden hem de iş gücü piyasasından kopmaktadırlar. NEET oranlarının ülkelere göre dağılımına bakıldığında, Türkiye’de son yıllardaki azalmaya rağmen OECD ülkeleri arasında en yüksek NEET oranına sahip ülke konumundadır. Türkiye, özellikle genç kadın NEET nüfusunun en yüksek orana sahip olduğu ülkedir. Bu minvalde yayınlamış olduğumuz politika notunda Türkiye’nin mevcut durumu ele alınmış, veriler ışığında sorunlar tespit edilmiş ve çözüm önerileri paylaşılmıştır. Genç İşsizliğinin Durumu: Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki Gençlerin Eğitim ve İstihdam Politikalarına Göre Analizi Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Zafer Çelik ve Fatma Betül Coşkun, “Genç İşsizliğinin Durumu: Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki Gençlerin Eğitim ve İstihdam Politikalarına Göre Analizi” başlıklı politika notunu, İLKE Vakfı için kaleme aldı. Hazırlanan politika notunda önce Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki (NEET) gençlerin durumunu ifade eden kavramın çerçevesi çizilerek Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasındaki mevcut durumu veriler ışığında değerlendirildi.  Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Zafer Çelik ve Fatma Betül Coşkun, “Genç İşsizliğinin Durumu: Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki Gençlerin Eğitim ve İstihdam Politikalarına Göre Analizi” başlıklı politika notunu, İLKE Vakfı için kaleme aldı. Hazırlanan politika notunda önce Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki (NEET) gençlerin durumunu ifade eden kavramın çerçevesi çizilerek Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasındaki mevcut durumu veriler ışığında değerlendirildi.      Tespit edilen duruma göre Ne Eğitimde Ne İstihdamda olarak tanımlanan gençler, farklı ülkelerde farklı yaş kategorilerinde tanımlansa da ortak özellikleri eğitim aracılığıyla beşerî sermayelerini geliştiremedikleri için hem eğitimden hem de iş gücü piyasasından kopmaktadırlar. NEET oranlarının ülkelere göre dağılımına bakıldığında, Türkiye’de son yıllardaki azalmaya rağmen OECD ülkeleri arasında en yüksek NEET oranına sahip ülke konumundadır. Türkiye, özellikle genç kadın NEET nüfusunun en yüksek orana sahip olduğu ülkedir. Bu minvalde yayınlamış olduğumuz politika notunda Türkiye’nin mevcut durumu ele alınmış, veriler ışığında sorunlar tespit edilmiş ve çözüm önerileri paylaşılmıştır. Tespit edilen duruma göre Ne Eğitimde Ne İstihdamda olarak tanımlanan gençler, farklı ülkelerde farklı yaş kategorilerinde tanımlansa da ortak özellikleri eğitim aracılığıyla beşerî sermayelerini geliştiremedikleri için hem eğitimden hem de iş gücü piyasasından kopmaktadırlar. NEET oranlarının ülkelere göre dağılımına bakıldığında, Türkiye’de son yıllardaki azalmaya rağmen OECD ülkeleri arasında en yüksek NEET oranına sahip ülke konumundadır. Türkiye, özellikle genç kadın NEET nüfusunun en yüksek orana sahip olduğu ülkedir. Bu minvalde yayınlamış olduğumuz politika notunda Türkiye’nin mevcut durumu ele alınmış, veriler ışığında sorunlar tespit edilmiş ve çözüm önerileri paylaşılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası için Faizsiz Likidite Yönetimi ve Para Politikası Aracı Önerileri

Gerek dünyada gerekse Türkiye’de para politikası kapsamında kullanılan araçların, yöntemlerin birçoğu faize dayanmaktadır. Oysa bugün dünyanın özellikle bazı bölgelerinde oldukça...

İslam İktisadı ve Finansı Bilim Alanı ve Doçentlik Sistemi

Türkiye’nin 2023 vizyonunda İstanbul’un uluslararası finans merkezi olması hedefi bulunmaktadır. İstanbul Finans Merkezi vizyonunun önemli bir bileşeni İslami Finanstır. Türkiye’nin bulunduğu bölgede...

Türkiye ve Yeşil Ekonomi


Kırklareli Üniversitesinden Furkan Yıldız’ın kaleme aldığı “Türkiye ve Yeşil Ekonomi: Mevcut Durum ve Öneriler” başlıklı bu politika notunda, küresel ölçekte yeşil ekonomiye vurgunun başlangıcı ve Türkiye’de bu konuda yürütülen çalışmaların süreci ele alınıyor.  Tarihsel süreç içerisinde küresel ölçekte yeşil ekonomiye yapılan vurgu, 1970’lerde yaşanan petrol krizlerine dayanıyorken Türkiye’de bu sürecin uluslararası anlaşmalar ve Avrupa Birliği Müktesebatına uyum sağlama çabaları çerçevesinde geliştiği gözlemlendi. Bu bağlamda özellikle 2004 yılı ve sonrasında hız kazanan Avrupa Birliği ile uyum sürecinde; birliğin enerji politikasını oluşturan arz güvenliği, enerji piyasalarının serbestleştirilmesi ve çevrenin korunması gibi uyum çerçevesinde bazı adımlar atıldı. Bu adımlardan en belirgin olanı ise yenilenebilir enerji alanında gerçekleştirilen yasal düzenlemeler ve yatırımlar olarak karşımıza çıkmaktadır.  TODAM olarak yayınladığımız bu politika notunda; ülkemizin yeşil ekonomi gelişimindeki mevcut durumunu inceliyor, uygulanan politikaların güçlü ve zayıf yanlarını ele alarak geliştirmek üzere somut çözüm önerilerinde bulunuyoruz. Kırklareli Üniversitesinden Furkan Yıldız’ın kaleme aldığı “Türkiye ve Yeşil Ekonomi: Mevcut Durum ve Öneriler” başlıklı bu politika notunda, küresel ölçekte yeşil ekonomiye vurgunun başlangıcı ve Türkiye’de bu konuda yürütülen çalışmaların süreci ele alınıyor.  Tarihsel süreç içerisinde küresel ölçekte yeşil ekonomiye yapılan vurgu, 1970’lerde yaşanan petrol krizlerine dayanıyorken Türkiye’de bu sürecin uluslararası anlaşmalar ve Avrupa Birliği Müktesebatına uyum sağlama çabaları çerçevesinde geliştiği gözlemlendi. Bu bağlamda özellikle 2004 yılı ve sonrasında hız kazanan Avrupa Birliği ile uyum sürecinde; birliğin enerji politikasını oluşturan arz güvenliği, enerji piyasalarının serbestleştirilmesi ve çevrenin korunması gibi uyum çerçevesinde bazı adımlar atıldı. Bu adımlardan en belirgin olanı ise yenilenebilir enerji alanında gerçekleştirilen yasal düzenlemeler ve yatırımlar olarak karşımıza çıkmaktadır.  TODAM olarak yayınladığımız bu politika notunda; ülkemizin yeşil ekonomi gelişimindeki mevcut durumunu inceliyor, uygulanan politikaların güçlü ve zayıf yanlarını ele alarak geliştirmek üzere somut çözüm önerilerinde bulunuyoruz.

Eğitim Giderleri Açısından Merkezi Yönetim Bütçesi


İLKE Vakfı olarak Türkiye’de eğitim alanının güçlenmesini sağlayacak çalışmalar yaparak bütün dünyada eğitimde fırsat eşitliğinin ve adaletin sağlanmasına katkı sunacak bir birikim oluşturmak üzere kurduğumuz Eğitim Politikaları ve Araştırma Merkezi (EPAM) yayımladığı politika notlarına bir yenisini daha ekledi! Kadir Şafak Sağ, “Eğitim Giderleri Açısından Merkezi Yönetim Bütçesi: Mevcut Durum ve Politika Önerileri” başlıklı politika notunu, İLKE Vakfı için kaleme aldı. Devlet idarelerine ait geliri ifade eden Merkezi Yönetim Bütçesinin son beş yılına baktığımızda giderlerin bir önceki yılın enflasyon oranının üzerinde bir artış göstermiştir. Bu durum, bütçeyi elde eden kamu kurum ve kuruluşları için olumlu olsa da devletin bütçe dengesini bozmaktadır. Bakanlıklar, merkezi yönetim ve çeşitli gelirlerle elde ettikleri bütçelerini; personel giderleri, SGK giderleri, mal ve hizmet alım giderleri, cari transferler ve sermaye giderleri gibi kalemlerde kullanmaktadır. Bakanlıkların bütçeleri karşılaştırılırken maaş ve SGK giderleri dışındaki bütçelerini karşılaştırmak daha sağlıklı olacaktır. Bu doğrultuda, Merkezi Yönetim Bütçesinde en büyük payın eğitime ayrıldığını söylemek mümkündür. Ancak bakanlıkların personel sayıları ve hizmet verdikleri grubun mevcudu göz önünde bulundurulduğunda, Millî Eğitim Bakanlığı, yaklaşık 1.100.000 personel ve 18 milyonun üzerinde öğrenci sayısı ile doğrudan hizmet ettiği nüfus en yüksek bakanlıktır. Bu çalışmada, Merkezi Yönetim Bütçesi verilerinden hareketle MEB bütçesi incelenmiş ve Türkiye’de eğitimin gelişmesinin önündeki engellerden biri olan eğitim bütçesinin yeniden ele alınması için somut politika önerileri sunulmuştur.  İLKE Vakfı olarak Türkiye’de İLKE Vakfı olarak Türkiye’de eğitim alanının güçlenmesini sağlayacak çalışmalar yaparak bütün dünyada eğitimde fırsat eşitliğinin ve adaletin sağlanmasına katkı sunacak bir birikim oluşturmak üzere kurduğumuz Eğitim Politikaları ve Araştırma Merkezi (EPAM) yayımladığı politika notlarına bir yenisini daha ekledi! Kadir Şafak Sağ, “Eğitim Giderleri Açısından Merkezi Yönetim Bütçesi: Mevcut Durum ve Politika Önerileri” başlıklı politika notunu, İLKE Vakfı için kaleme aldı. eğitim alanının güçlenmesini sağlayacak çalışmalar yaparak bütün dünyada eğitimde fırsat eşitliğinin ve adaletin sağlanmasına katkı sunacak bir birikim oluşturmak üzere kurduğumuz Eğitim Politikaları ve Araştırma Merkezi (EPAM) yayımladığı politika notlarına bir yenisini daha ekledi! Kadir Şafak Sağ, “Eğitim Giderleri Açısından Merkezi Yönetim Bütçesi: Mevcut Durum ve Politika Önerileri” başlıklı politika notunu, İLKE Vakfı için kaleme aldı. Devlet idarelerine ait geliri ifade eden Merkezi Yönetim Bütçesinin son beş yılına baktığımızda giderlerin bir önceki yılın enflasyon oranının üzerinde bir artış göstermiştir. Bu durum, bütçeyi elde eden kamu kurum ve kuruluşları için olumlu olsa da devletin bütçe dengesini bozmaktadır. Bakanlıklar, merkezi yönetim ve çeşitli gelirlerle elde ettikleri bütçelerini; personel giderleri, SGK giderleri, mal ve hizmet alım giderleri, cari transferler ve sermaye giderleri gibi kalemlerde kullanmaktadır. Bakanlıkların bütçeleri karşılaştırılırken maaş ve SGK giderleri dışındaki bütçelerini karşılaştırmak daha sağlıklı olacaktır. Bu doğrultuda, Merkezi Yönetim Bütçesinde en büyük payın eğitime ayrıldığını söylemek mümkündür. Ancak bakanlıkların personel sayıları ve hizmet verdikleri grubun mevcudu göz önünde bulundurulduğunda, Millî Eğitim Bakanlığı, yaklaşık 1.100.000 personel ve 18 milyonun üzerinde öğrenci sayısı ile doğrudan hizmet ettiği nüfus en yüksek bakanlıktır. Bu çalışmada, Merkezi Yönetim Bütçesi verilerinden hareketle MEB bütçesi incelenmiş ve Türkiye’de eğitimin gelişmesinin önündeki engellerden biri olan eğitim bütçesinin yeniden ele alınması için somut politika önerileri sunulmuştur. Devlet idarelerine ait geliri ifade eden Merkezi Yönetim Bütçesinin son beş yılına baktığımızda giderlerin bir önceki yılın enflasyon oranının üzerinde bir artış göstermiştir. Bu durum, bütçeyi elde eden kamu kurum ve kuruluşları için olumlu olsa da devletin bütçe dengesini bozmaktadır. Bakanlıklar, merkezi yönetim ve çeşitli gelirlerle elde ettikleri bütçelerini; personel giderleri, SGK giderleri, mal ve hizmet alım giderleri, cari transferler ve sermaye giderleri gibi kalemlerde kullanmaktadır. Bakanlıkların bütçeleri karşılaştırılırken maaş ve SGK giderleri dışındaki bütçelerini karşılaştırmak daha sağlıklı olacaktır. Bu doğrultuda, Merkezi Yönetim Bütçesinde en büyük payın eğitime ayrıldığını söylemek mümkündür. Ancak bakanlıkların personel sayıları ve hizmet verdikleri grubun mevcudu göz önünde bulundurulduğunda, Millî Eğitim Bakanlığı, yaklaşık 1.100.000 personel ve 18 milyonun üzerinde öğrenci sayısı ile doğrudan hizmet ettiği nüfus en yüksek bakanlıktır. Bu çalışmada, Merkezi Yönetim Bütçesi verilerinden hareketle MEB bütçesi incelenmiş ve Türkiye’de eğitimin gelişmesinin önündeki engellerden biri olan eğitim bütçesinin yeniden ele alınması için somut politika önerileri sunulmuştur.